<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184</id><updated>2012-02-16T13:22:00.291+02:00</updated><category term='GALATASARAY'/><category term='BEŞİKTAŞ'/><category term='2010 DÜNYA BASKETBOL ŞAMPİYONASI'/><category term='AVRUPA BASKETBOLU'/><category term='DÜNYA KUPASI'/><category term='FENERBAHÇE'/><category term='NBA'/><category term='FUTBOL'/><title type='text'>rewlofweno</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://rewlof.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>44</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-4651745993558977816</id><published>2010-11-05T01:00:00.010+02:00</published><updated>2010-11-05T02:36:34.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AVRUPA BASKETBOLU'/><title type='text'>BARCELONA 61- FENERBAHÇE ÜLKER 69; BÜYÜK ZAFER</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Son üç-dört sene içinde türk takımlarının basketbolda aldıkların en önemli galibiyettir. Bir zamanlar Efes Pilsen ve Ülker avrupa'nın en tepesinde yer alan takımlardan olarak kabul görürken nicedir başaltı takımlar seviyesinde dolanıyorduk. Fenerbahçe Ülker, iyi kurulmuş bir kadro, doğru seçilmiş bir koç ile türk basketbolunun kulüpler seviyesinde tekrar tepeye çıkacağını belgelemiş olabilir, öyle büyük bir galibiyet. Efes Pilsen'in zamanında yaptığı gibi, Milli takımın iki ay önce yaptığı gibi, bu büyük zaferin de sağlam savunma-takım olma formülüyle gelmesi tesadüf değil.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe Ülker, türk basketbol severin bildiğini avrupalı basketbolseverden gizlemenin anlamı yok dedi ve final four hedefiyle yola çıkan bir takım olduğunu tüm avrupa'ya gösterdi. Maçtan önce Ukiç; "takım olarak nerede olduğumuzu görmemiz açısından çok önemli bir maç..." diyordu, cevabını öğrenmiş olduk. Fenerbahçe Ülker herhangi bir avrupa takımını, avrupa'nın herhangi bir yerinde yenecek kadar iyi ve kaliteli bir takım. İşin sırrı takım olmak. Çok değil bir sene önce aynı takımla maç bile yapamadıktan sonra bir iki takviye ile maç kazanılıyorsa o takımın koçu, pay sahibidir. Fenerbahçe Ülker nasıl kazandı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;Ricky Rubio-Jaka Lakoviç vs. Lynn Greer-Roko Ukiç &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ma&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;çt&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;an önce kritik eşleşmenin burada, gard pozisyonunda olacağını düşünüyordum. Rubio her ne kadar hücumda geçen seneki kadar iyi ve formda değilse de savunma anlamında hal&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;a aktif iş yapıyor ve Fenerbahçe &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ülker'in kadrosun&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;da görünen tek zaaf, Ukiç'in bir oyun kurucu yedeği olmaması.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt; Engin At&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;sür iyileşene kadar sürecek bir zaaf. Greer, bir oyun kurucudan ziyade bir skorer, Preldziç bu seviyede, Barcelona deplasmanında oyun kurucu pozisyonunu yedekleyemez. Barcelona tarafında ise Rubio'nun yedeği çok formda olan Lakoviç.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TNNM15zu8dI/AAAAAAAAAOk/STbuXiGCK9o/s320/bar-fb2.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 218px; height: 320px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535852855903056338" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Burada sürpriz bir gelişme oldu. Maçın galibini belirleyen sanıldığı gibi Rubio-Ukiç eşleşmesi değil, her ne kadar, Ukiç; 13 sayı 2 asist 2 top çalma ve top kaybı yapmadan Rubio; sayı ve asist yapmadan maçı tamamlamış olsalar dahi... ( oha diyorsun haklısın da Ukiç böyle oynamazsa kazanma şansı pek yok zaten, bu performans yeterli olmazdı babında... ) Ukiç'i yedekleyen Greer, kendi oyunundan taviz vererek, başka bir oyuncuya dönüşerek, takımı için oynayarak takımına galibiyetin gelmesinde önemli pay sahibi oldu. Greer, 17 dakikada sah&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;ada kaldı ve sıkı durun; üçü isabetli beş şut kullanırken dört de asist yaptı, inanılacak gibi değil. Ancak oyuncular bir takımın parçası gibi hissederse ve ait o&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;ldukları takı&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;ma inanırlarsa böyle değişim gösterebilirler. Lakoviç ise altı üçlük denemesinin sadece birinde isabet bularak, oyun kurucu olmaktan çok uzak bir performans gösterdi. Greer-Lakoviç farkı çok önemli&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;ydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Sahada en fazla asist yapan oyuncu Lynn Greer oldu.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Ömer Onan-Tarence Kinsey vs Juan Carlos Navarro&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TNNMfeY0bdI/AAAAAAAAAOU/qRfIHzCX2SI/s320/tarence_kinsey_fenerbahce_ulker.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 229px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535852470585290194" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Navarro, tüm avrupa'nın en önemli dış skoreri. Ömer Onan, Tüm avrupa'nın en iyi gard savunmacılarından biri, Kinsey bir diğeri. Bu ikilinin N&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;avarro ile karşılaşması, Murat Kosova'nın iddia kaybetmesine neden oldu.  Navarro15 sayı ve üzeri atarsa Kosova, 15 sayıyı geçemezse Ömer Onan iddiayı kazanacakmış, yazık oldu maçtan önce Murat Kosova'yı göremedik, bir yemeğini yeme fırsatını kaçırdık. Barcelona'nın bu kadar uzun süre yenilmemesinin sebebi bizzat Navarro'nun varlığıdır. Takımı kötü oynarken çıkar iki üç&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;lük atar maçın gidişatını değiştirir, şutunu engellemek isteyenlerin yanından içeri drive eder faul alır. Navarro maç boyunca altı üçlük denemesinin hiçbirinde başarılı olamadı. Maçın hiçbir anında oyunun dengesini bozacak, gidişatı değiştirecek hamleyi yapamadı, şutu soka&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;madı. Hem Kinsey hem de Ömer Onan çok üst düzey bir savunma yaparak Navarro'yu devre dışı bıraktılar.  Kinsey'in verimlilik puanı; -3 olarak gözüküyor ama tamamen istatistiklere güven olmayacağının bir göstergesinden ibaret bir ifade.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Gasper Vidmar vs Erazem Lorbek&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Fenerbahçe dördüncü çeyreğin başında, üç dakika içinde, faul hakkını doldurdu. Hakemler avrupa şampiyonu ev sahibinden yana tercih haklarını kullanıyorlardı. Barcelona beşinde Vidmar'ın karşısında vatandaşı Lorbek vardı. Lorbek, Slovenya'nın en önemli uzunu. Vidmar bu noktada bir adım öne çıktı. Lorbek ka&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;rşısında geri adım atmak şöyle dursun bir adım öne çıkarak, agresif bir oyun sergiledi, hem rakibe üstüste&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt; fauller aldırdı, hem ribaund katkısı yaptı. Oyundan çıkmasına neden olan faul pozisyonu da Lorbek'i savunurken blok yapma hevesinden kaynaklanan bir fauldu. O derece kendini ortaya koydu. Dördüncü çeyrekte takımının oyundan düşmemesine neden oldu, sağlam durdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Marko TOMAS&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TNNMu6gzFxI/AAAAAAAAAOc/WnCffLfH4PI/s320/7dd.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535852735832987410" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Her ş&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;eyin hayırlısı demek lazı&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;m. Barcelona deplasmanında Fenerbahçe maç kazanabiliyorsa bu biraz da Fenerbahçe'nin geçen sene ilk 16'ya kalamaması yüzünden oldu. İyi ve güçlü kadrosuyla Fenerbahçe elenirken Cibona zayı&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;f kadr&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;osuyla yola devam ediyordu. O zayıf Cibona kadro&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;sunun bir tane kalbur üstü oyuncusu vardı; Marko Tomas. Tomas, son 16 maçları boyunca takımının bir numaralı oyuncusu oldu ve hemen hemen son çeyreklerin tamında top hep o'nun ellerinde oldu. Orada kazandığı tecrübe, burada son çeyrekte kendini gösterdi. Maçı getiren basketleri atan, önemli topları kullanan Tomas hem takımının en skorer oyuncusu olurken hem de rakibin etkili skoreri olan Mickeal'i etkili savunmasıyla devre dışı bıraktı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Neven Spahija&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TNNM-IaIMDI/AAAAAAAAAOs/d2BMgWDr9OY/s320/NevenSpahija01.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535852997261144114" style="cursor: pointer; width: 320px; height: 180px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;ir s&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;en&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;e önce kırk sayı fark yi&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;yen, tam anlamıyla bir maç yapamayan bir takıma, iki takviyeyle galibiye&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;t getiriyorsa, hemen her oyuncusundan faydalanıyorsa, kilit oyuncuları maçın sonunda diri kalıyorsa o adamın hakkını vermek gerekir. Bundan önce daha somut bilgi vereyim, maçı izlerken&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt; dikkatimi çekmişti, rotasyon meselesi. Herhangi birine sorsanız Barcelona kadrosu, Fenerbahçe kadrosundan daha derindir, der ve muhtemelen haklıdır, hal böyleyken...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Fenerbahçe'de oyuna giren 10 oyuncunun tamamı 10 dakikadan fazla süre aldı. Barcelona kadrosunda oyuna giren 11 oyuncudan sadece 8 tanesi 10 dakikadan çok süre aldı. Fenerbahçe'de sadece bir oyuncu, Tomas, 25 dakikanın üzerinde ( 26 ) süre alırken, Barcelona kadrosunda 3 oyuncu; Navarro (30) Vazquez (29) Mickeal (34) 25 dakikanın üstünde süre aldı. Kadrosunu daha iyi kullanan, kadrosundan daha iyi verim alan, oyuncularını maçın sonunda diri tutan koç, Spahija oldu. Oyuncuları saha içindeki maçı kazanırken, koç, rakip koçu yenmişti çoktan...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Bu galibiyetin daha anlamlı olabilmesi için Siena karşısında, İstanbul'da maç kazanmak gerekiyor. O maçın dolu bir salonda oynanması, Barcelona deplasmanından galibiyetle dönen takımın hakkıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-4651745993558977816?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4651745993558977816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4651745993558977816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/11/barcelona-61-fenerbahce-ulker-69-buyuk.html' title='BARCELONA 61- FENERBAHÇE ÜLKER 69; BÜYÜK ZAFER'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TNNM15zu8dI/AAAAAAAAAOk/STbuXiGCK9o/s72-c/bar-fb2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-2047656314655239874</id><published>2010-10-09T02:44:00.004+03:00</published><updated>2010-10-09T03:18:54.645+03:00</updated><title type='text'>Almanya-Türkiye 3-0</title><content type='html'>Afrikalı, Güney Amerikalıya karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus asıllı bir oyuncu ile Brezilya asıllı bir oyuncu bir avrupa şampiyonası elemesinde karşı karşıya geldi. Bir afrikalı ile bir güney amerikalı karşılıklı Almanya ve Türkiye için oynadılar. Mesut Özil'in seçimine kafa yormaktan biraz köşede kalan bir karşılaşma oldu. Almanya için oynayan göçmen çocuklarının varlığı; ikinci dünya savaşında kaybedenin ırkçılar olduğu bir kez daha göstermesi açısından değerliydi. Avrupa'yı doğal yaşam alanı olarak gören Hitler'in başlattığı savaş sonucu yıkılan ve yeniden yapılması gereken Almanya'yı, alman işçilerle beraber göçmen olarak gelen işçiler ayağa kaldırdı. Şimdi o işçilerin çocukları bir arada aynı forma altında oynuyor. Doğal yaşam alanı diye bir şey varsa bile o alan bütün dünyadır ve bütün insanlara açıktır mesajı daha güzel verilemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Busquets yerine Pedro hesabı Aurelio yerine Tuncay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona zorluk derecesi yüksek bir maça çıkıyor ve maçın hemen başında Busquets sakatlanarak oyundan çıkıyor. Skor yahut oyunun gidişatında belirgin bir sorun yok. Böyle bir anda Busquets yerine Mascherano'nun oyuna girmesi beklenir. Hiddink böyle yapmadı. Oyuncuyu Pedro ile değiştirip orta sahada oynayan Xavi'yi defansın önüne çekti. Hal böyle olunca Xavi devre dışı kaldı ve Barcelona kaybetti. Aurelio yerine Tuncay'ın tercih edilmesinin makul bir izahını bulmak zor. Oyun Almanya deplasmanında olduğumuz düşünülürse ortada gidiyor ve birden Aurelio sakatlanıyor. Yerine alınması gereken oyuncular kulübede mevcut. Selçuk İnan tercih edilmedi hiç olmadı İbrahim Toraman oyuna girmeli derken oyuna giren isim, Selçuk İnan hazırlanırken üstelik, Tuncay Şanlı oluyor ve o andan itibaren Hiddink, kendi oyun planını sabote etmiş oluyor. Pasa dayalı bir orta saha kurmayı amaçlayan ve bu sayede oyunu kontrol etmeyi hedefleyen Hiddink, Tuncay'ı oyuna alarak pas trafiği ihtimalini rafa kaldırıyor ve daha kötüsünü yapıyor, Nuri Şahin'i, Aurelio olarak kullanmaya başlıyor. Hiddink, Tuncay oyuna girdikten sonra Nuri'ye yerini anlattı ve sonra Nuri ile Ömer bu konuyu konuştu. Nuri, Xavi hesabı sürgün edildi, verim veremeyeceği bir yere geçti. Bu değişiklik hem kendi performansını hem de takımın performansını derinden etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yere Düşen Defans Oyuncularının Beklentisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri Sarıoğlu'nun ikinci gol golden hemen önce hakeme bakıp, faul beklediği pozisyon kayda geçsin. Süper ligin nimetlerinden biri de, defans oyuncularının kollanmasıdır. Bir defans oyuncusu ile bir hücum oyuncusu mücadele ediyorsa ve defans oyuncusu yerde kalıyorsa türk hakemi düdüğünü çalar, gol falan olur şimdi diye başına iş almak istemez. Bunu bilen defans oyuncuları kendini yere bırakır ve hakeme bakar, penaltı bekleyen forvet bakışı gibi düşünün. Defans oyuncusu Sabri, Alman hücum oyuncusu ile mücadeleye girdi ve yere düştü. Sabri hakeme bakarken, hakem sabri'ye bakmıyordu bile, Sabri ayağa kalkarken yan hakem santraya koşuyordu. Fifa kurallarına göre yönetilmeyen bir ligin yan etkileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Youtube Topçusu Özer Hurmacı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım seviyesinde bir oyuncu olmadığı ortada henüz bu formayı giyecek seviyede bir performans sergilemedi. Youtube klibi ile oluşturduğu bir fan kitlesi var. Bunlar mesele değil, mesele; Hiddink, Özer Hurmacı'nın hangi performanslarını gördü ve milli takımın gruptaki en zor maçında ilk onbirde oynayacak seviyede olduğuna kanaat getirdi. Özer Hurmacı'nın takımdaki varlığı, kadro seçiminde Oğuz Çetin'in etkileri olduğu yolundaki iddiaların en büyük kanıtıdır. Volkan Şen ise aynı saatlerde Bursa A2 takımıyla idman yapıyor, gel de isyan etme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-2047656314655239874?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2047656314655239874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2047656314655239874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/10/almanya-turkiye-3-0.html' title='Almanya-Türkiye 3-0'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-368858603704497956</id><published>2010-10-06T15:50:00.004+03:00</published><updated>2010-10-06T16:23:21.310+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEŞİKTAŞ'/><title type='text'>Guti'yi kim sakatladı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TKx3jZo4sDI/AAAAAAAAAOM/j-9yoplqN6E/s1600/guti-besiktas-taki-ilk-antrenmanina-cikti-758656.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524922292938256434" style="WIDTH: 181px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TKx3jZo4sDI/AAAAAAAAAOM/j-9yoplqN6E/s320/guti-besiktas-taki-ilk-antrenmanina-cikti-758656.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sezon başından beri hakiki los galacticos üyelerinden birini ligimizde seyredebiliyoruz. Üstelik ülkemize gelen bir önceki los galacticos üyesine kıyasla farklı bir amaç için geldiği ortada; Guti, Roberto Carlos gibi paraları saymak, emekliliğinin tadını çıkarmak yerine top oynamaya gelmiş. Oynuyor. Oyunu yönlendirmek ne demek? Pas nasıl verilir? Verimli pas ne demektir? Yıldız oyuncu kime denir? gibi sorulara şekil çizerek cevap veriyor. Hal böyle olunca süper ligde Guti'nin sakatlığı La liga'da Messi'nin sakatlığına tekabül ediyor çünkü Guti'nin yaptığın yapan bir oyuncu ülkede yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Trabzonspor-Beşiktaş maçındaki en önemli kareler hep Guti'nin olduğu karelerdi. Gol pozisyonlarını, güzel hareketleri, kırmızı kartı bir kenara bırakın, maçın en dikkat çekici anları şöyleydi; top Guti'nin ayağına geliyor, Guti'nin yanına bir trabzonspor oyuncusu geliyor ve topla karışık Guti'ye sallamaya başlıyor, allah ne verdiyse hesabı, topa bir Guti'ye iki. Guti ilk aldığı darbeye aldırış etmiyor ama seri şekilde yapıldığını görünce kafasını kaldırıp hakeme bakıyor ve hakem Guti baktığı zaman faul çalıyor. Bu arada Guti bakarken dahi alttan çalışmaların devam ettiğini belirteyim. Özellikle ikinci yarıda bir noktadan sonra hakem hep aynı şekilde düdüğünü çaldı; Guti hakeme baktı, hakem düdük çaldı. Guti'nin bakmasının sebebi; rakibinin futbol oyun kuralları dışında ve hakemin üç metre önünde sanki mücadele ediyormuş gibi rahat bir şekilde bileklere çalışmasıydı. Guti; ne oluyoruz hoca? hesabı hakeme bakınca hakem lütfedip düdüğünü çalıyordu. Rakip oyuncuya bir uyarı yahut sarı kat, elbette yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk yarıda Guti, topa ceza sahasından çıkarken Egemen Korkmaz, arkasından müdahale yaptı, direkt Guti'ye yapılan bir müdahaleydi ve cezasız kaldı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi soru şu; Guti'yi yahut diğer oynamaya çalışan yıldız futbolcuları kim sakatlıyor? Misalen; Egemen Korkmaz'ın lisansını yırtsak sorun çözülür mü? Yoksa yerine gelen stoper mevcut düzen devam ettiği için kısa sürede Egemen Korkmaz, İsmail Güldüren modeline evrilir mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Guti'yi sakatlayan ve dahi sakatlayacak olan rakip stoperler değildir, türk hakemlerinin uygulamalarıdır. Türk hakemleri diyorum zira Fifa kuralları ile Türkiye'de maç yönetilmiyor. Erman Toroğlu'nun gözüyle yorumlanan ve şekillenen süper lig, eski bir stoperin bakış açısına göre şekillenmiş oldu ve bu durumdan kurtulmak mümkün olmuyor. Erkek oyunu, öyle faul olmaz gibi yaklaşımlarla hücum oyuncusuna yönelik sertlik sınır tanımayan bir noktaya getirildi. Fifa, arkadan hareket kırmızı ya da en az sarı kart ile cezalandırılır diyor, aynı faulu birden fazla yapmak cezalandırılır diyor, topla oynama gayesi olmadan direkt rakibe yapılan hareketler cezalandırılır diyor. Bizim hakemlerimiz bunları kural kitabına göre uygulamıyor. Trabzonspor-Beşiktaş maçının ilk on dakikasında karşılıklı birer sarı kart çıkartılsaydı, maç boyunca sertlik devam etmezdi, edemezdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hal böyleyken görevi rakip hücum oyuncularını durdurmak olan stoperler hakemin izin verdiği ölçüde sertlik yapmaktan çekinmiyor. Oynatalım Uğur'cum faslının yan etkileri devam ediyor. Rakibe kasıtlı giren stopere kural kitabında yazdığı gibi ceza verilse stoper de farklı şekilde savunma yapmaya başlamak zorundadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye liginin sert ve mücadeleci olduğu koskosa bir yalandır. Türkiye ligi, stoperlerin cennetidir. Sertlik topa değil adama yapılır ve cezasız kalır. Bütün ülkede topu oyuna sokabilen tek bir stoper olmaması da apaçık bir göstergedir zira altyapılarda stoperlerin nasıl adam durdurduğuna bakılır ve daha çok sert olan daha yukarı çıkar. Oynamayı bilmesi önemsenmez, rakibi bir şekilde durdursun yeter.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Guti, futbolu seven herkesin izlemekten keyif aldığı bir futbolcu ve bu maçta aldığı darbeleri almaya devam ederse daha çok sakatlanacak. ihaleyi bir iki stopere bırakmaz yersiz olur. Futbol yayınlarından para kazanan Lig TV'nin görevi, ofsayt-penaltı gibi anlık pozisyonlar yerine hakemlerin genel politikasını eleştirmektir. Guti oynadığı sürece abone sayısı artar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-368858603704497956?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/368858603704497956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/368858603704497956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/10/gutiyi-kim-sakatlad_06.html' title='Guti&apos;yi kim sakatladı?'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TKx3jZo4sDI/AAAAAAAAAOM/j-9yoplqN6E/s72-c/guti-besiktas-taki-ilk-antrenmanina-cikti-758656.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-2713238752957916191</id><published>2010-10-04T12:30:00.002+03:00</published><updated>2010-10-04T13:12:54.292+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>You Come At the King,You Best Not Miss</title><content type='html'>Bir sokak filozofu olarak gönlümüzde haysiyetli bir yer sahibi olan Omar Little ( the wire ) aynı zamanda alemin kralı pozisyonunda bir kimse olduğu için bu sözü söylemekten imtina etmemişti. Alemin kralı olduğu için kral çıplak demek hepten zor zira edeceğiniz son sözler bunlar olur. Kral çıplak der kalırsınız. Servet Çetin, kralı hedef aldı fakat kralı tahtından indiremedi, bir bedel ödemesi lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet Çetin'in Fenerbahçe yahut Şevçenko sonrası kariyerinde tekrar ayağa kalkması, tekrar İstanbul'a gelmesi ( yeşilçam filmlerinde ve hatta ezel'de dahi kahraman haydarpaşa'ya bir kez gelir, bir daha tren yüzü görmez ) ve bu sefer tutunabilmesi gerçek bir başarı hikayesidir. Parladığı yerlerin temel özelliği; kendi on sekizleri üzerine defanslarını kurmalarıydı. Denizlispor ve Sivasspor örneklerinde önceliği defans olan takımların yıldızı olarak öne çıkmıştı. Kazanmaya oynayan takımlardaki kariyeri ise pek parlak başlamadı. Fenerbahçe'de tutunamadı. Şevçenko olayında ihaleyi Daum'a bıraksak dahi Servet'in üzerinde izi kaldı. Tamam Şevçenko, defans hattını orta sahaya yakın kuran her takımın stoperlerine ızdırap olurdu ama Servet'in de hücum yapan bir takım için ideal stoper olmadığı ortadaydı. İkinci İstanbul seferi farklıydı. Pozisyon bilgisi üst düzeyde olan fakat düşündüğü her şeyi yapamayan Song'dan defans yapmanın temel kurallarını öğrendi, mücadele etti, kendini geliştirdi. Aşama kaydetti. Aşama kaydetmesi önemli zira türk pasaportu olan futbolular aşama kaydetmeyi gerekli görmezler. En fazla arabaların markaları değişir çünkü alternatifleri yoktur ve takımlar onlara muhtaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marsilya'ya gitme durumu olana kadar, sakat geçirdiği sezonun ikinci yarısını saymazsak, Servet, Galatasaray için çok değerli bir oyuncu konumundaydı ve ortalama Galatasaray taraftarı, Servet'i istemeye istemeye alkışlayarak uğurlamaya hazırdı. Transfer olmadı ve Servet'in kariyerinde başka bir perde başlamış oldu. Bu yeni perdenin açılmasını sadece Rijkaard'a bağlamak makul olmaz yatan bir Marsilya işinin de büyük payı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frank Rijkaard yönetimindeki Servet Çetin kötü bir sezon geçirdi. Rüştü-Valdez tercihinde dahi kalecinin pas trafiğine katkısını önemli bir etken olarak kabul ettiğini bildiğimiz Rijkaard, Servet'in pas yapamamasından, pas trafiğine dahil olmamasından memnun değildi lakin alternatifler içinde fazla seçeneği yoktu. Servet, yalnızca pas yapamadığı için değil kötü savunma yaptığı için kötüydü. Servet gibi oyunun tek yönünü oynayan oyucuların tolore edilebilmesi için iyi oldukları yönün hakkını vermeleri gerekir. Pası bir kenara bırakalım, Servet Çetin, defansif anlamda çok kötüydü. Galatasaray'ın kritik mağlubiyetlerinde pay sahibi oldu. Atletici Madrid maçının son dakikasında Forlan'dan yediği çalımı yahut Eskişehir maçında Koray'ın şut feykine verdiği cevabı ( topa arkasını dönerek zıpladı, ortaokulda topa arkasını dönerek zıplayan çocukları maçlara almazdık hesap et ) hatırlayın. Sıradan basit hatalar değildi bir defans oyuncunun kalitesini belli eden hatalardı. Rijkaard haklı olarak arayışlara girdi. Hem pas yapamayan hem defans yapamayan bir stoperin varlığı anlamsızdı. Emre Güngör, Hakan Balta gibi alternatiflere yöneldi ve bu durum, Servet'in hoşuna gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon bittikten sonra herkesin bildiği bir durum söz konusuydu; Rijkaard, defansa takviye istiyordu. Bir tek Neill katkısı dahi defansı bir adım öteye götürmüşken bir katkı daha yapmak elzemdi. Burada Galatasaray yönetiminin hatası söz konusu. Hem Rijkaard'ın istediği defans oyuncusunu zamanında almamak hem de Servet Çetin'i elden çıkarmamak hatadır. Rijkaard ve Galatasaray bir süre daha Servet Çetin'e muhtaç kaldı. Emre Güngör ve Uğur Uçar elden çıkarılmış, Sabri, Gökhan, Çağlar sakat olarak sezona başlamışlardı. Galatasaray defansı mecburen; Hakan-Servet-Neill-Ali şeklinde oluşuyordu. Bu muhtaçlık süresi boyunca Hakan ve Servet takımın canına okudu. Kendi standartlarının çok altında oynadılar ve kritik hatalar yaptılar. Servet özelinde, Karkiv maçında yediğimiz ilk golü hatırlatmak yeterli olacaktır. Bir yandan saha içinde geçen seneki performansını sürdürürken bir yandan saha dışında sürekli konuşmaya başladı. Bazen üstü kapalı bir şekilde bazen yekten hedefini gösterdi; Rijkaard. Rijkaard takımın patronu bir bakıma kralıydı ve hedefteydi, olmadı Rijkaard takımdan gönderilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Servet ile ilgili esasen üzücü bir gelişme yaşandı. Servet birden bir buçuk sezon öncesine yakın bir performansla oynamaya başladı. Yeniden iyi oynuyordu ve iyi oynamasının bir sebebi vardı; İnsua transferi. Takıma yabancı bir sol bek katılınca tek bir türk stopere yer kalıyordu ve Rijkaard'ın Servet'in yerine Hakan Balta'yı tercih edeceği bir sır değildi. Servet ancak böyle bir motivasyon kaynağı oluştuktan sonra iyi oynamaya başladı. Bir diğer milli stoper olan Gökhan Zan'ın as takımla idmana çıkması, Servet'in yerinde denenmek istemesi bardağı taşırdı. Rijkaard'ı istemeyen ve hedef alan Servet, dört galibiyet ve sakatların iyileşmesi sonrasında kralı hedef alan kişinin ıskalaması halinde neler yaşayabileceğini deneyimlemiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedek kalmayı kabullenmemesi değildi mesele, başına gelecekleri bildiği için idmanda tartışmayı göze aldı. Servet, bir buçuk senedir sadece İnsua transferinden sonra iyi oynamaya yaklaşan bir oyuncu ve saha dışında hocası aleyhinde demeç verip idman sahasında kararlarını sorguluyor. Kadro dışı olması normal ve sürecin bir parçasıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-2713238752957916191?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2713238752957916191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2713238752957916191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/10/you-come-at-kingyou-best-not-miss.html' title='You Come At the King,You Best Not Miss'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-9094236000659485788</id><published>2010-09-15T18:20:00.005+03:00</published><updated>2010-09-15T18:52:57.393+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 DÜNYA BASKETBOL ŞAMPİYONASI'/><title type='text'>Karşısında Ömer Onan Gören Gardın Hüznü</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TJDrCexiJ6I/AAAAAAAAAOE/IWoi23AVPDU/s1600/Small_7_5_.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517167971381946274" style="WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TJDrCexiJ6I/AAAAAAAAAOE/IWoi23AVPDU/s320/Small_7_5_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karşısında Messi'yi gören savunma oyuncuları ne hissediyorsa, Ömer onan tarafından savunulacağını anlayan gardlar da benzer hisleri yaşıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doksanlı yılların ortalarında Magic Johnson'ın gösteri takımı avrupa turnesi yapıyordu. Türkiye'ye geldiler, Ülker'in rakibi oldular. O zamanlar avrupa basketbolu ile NBA arasındaki makas daha büyüktü. Bu yüzden büyük bir hayranlık ve saygıyla rakip takımı izliyorduk. Maç başladıktan kısa bir süre sonra aradaki farkı görmek mümkün oldu. O ana kadar izlediğimiz savunmaların temeli; adamı tutmak, adamı takip etmek üzerineyken rakip takım topa korkunç bir baskı yapıyordu. Birden fazla kez aynı şey tekrarlandı. Ülker oyuncusu dripling yapmak için yere vurduğu topu yerden alamadı, çünkü adamlar o topu sektirme aralığında topu alıp gidiyorlardı. İnanılmaz bir savunmayı. Elbette maç boyunca bunu tekrarlamadılar ne de olsa bir gösteri maçıydı. Orhun Ene dışındaki bütün oyuncular bu şekilde top kaybı yapmıştı. Maç sonunda zaten Magic, Orhun Ene'yi çok beğendiğini söylemişti. O savunmayı gördüğüm zaman büyülenmiştim ve NBA sevgim artmıştı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O şekilde yapılan bir savunmayı yıllar sonra bir dünya şampiyonasında bir Türk oyuncuyu izlerken görmek bambaşkaydı. Ömer Onan, bütün Avrupa'nın en iyi gardlarından ikisi olan Pana ve Barca formaları giyen Spanoulis ve Lakoviç ikilisini sahadan sildi. Bırakın top kullanmayı, şut atmayı, oyun kurmayı topu yere vurmaktan korkar hale geldiler. çünkü yanlışlıkla yarım adım ileriyle topu vururlarsa top kendilerine geri gelmiyordu. Ömer Onan savunmasında Spanoulis beş, Lakoviç 3 sayı üretebildi. Diyorum ya asıl iş sayı attırmamaktan çok ötedeydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nazarımda turnuvanın en iyi savunma oyuncusu kendisidir. İki büyük galibiyetin gizli kahramanıdır. Hepsinden daha önemlisi ise; Magic Johnson'ın takımında oynayabilecek kalibrede bir oyuncudur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek boyutlu bir oyuncu olduğu yahut sadece savunma açısından iyi bir turnuva geçirdiği düşünülmesin. Turnuva genelinde %45 saha iyi isabetiyle 9.7 sayı ortalaması tuttururken kritik yarı final maçında Sırbistan karşısında 14 sayı attı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-9094236000659485788?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/9094236000659485788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/9094236000659485788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/09/karssnda-omer-onan-goren-gardn-huznu.html' title='Karşısında Ömer Onan Gören Gardın Hüznü'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TJDrCexiJ6I/AAAAAAAAAOE/IWoi23AVPDU/s72-c/Small_7_5_.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-2350584566254465477</id><published>2010-09-15T16:11:00.003+03:00</published><updated>2010-09-15T18:11:55.236+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 DÜNYA BASKETBOL ŞAMPİYONASI'/><title type='text'>Panyalı bir üçlük kelebek etkisi yarattı.</title><content type='html'>Amerika'nın 16 sene sonra dünya şampiyonu olmasına vesile olan panyalı bir üçlükten fazlası değildi. Amerika'dan kaçmaya çalışan Fransa, Amerika'nın da İspanya'dan kaçmasına vesile oldu. Yeni Zelanda'nın bitime beş saniye kala attığı panyalı üçlük turnuvanın seyrini değiştirip kelebek etkisi yarattı. Amerika, tarihin en kötü amerikası falan değildi ama yenilebilir bir amerika takımıydı. Amerika'yı yenmek için gerekli formül apaçık duruyordu. Topa hakim olan ve takımı oynatabilen, içeriye top indirebilen bir oyun kurucu, pota altında sırtı dönük oynayabilen ve bitirebilen bir uzun, bu ikisini sıkıştıran amerikan savunmasına ceza kesebilecek güvenilir bir şutör. Huertas, Splitter, Barbosa üçlüsünün hem nefesi yetmedi hem de yedekleri yeterince iyi değildi. Bu üçlü üzerine kurulan Brezilya son topta maçı kaybetti. Bu oyuncuların yerine; Rubio, Gasol ve Navarro üçlüsü Amerika'yı yenerdi. Hem daha iyiler hem de kayda değer yedekleri vardı. Turnuva boyunca Yunanistan dışındaki bütün dengi olan rakiplerine kaybetmesine rağmen karşısında Amerika'yı gören bir İspanya takımı farklı bir motivasyonla, tamam söylüyorum kırmızı gören boğa motivasyonuyla, Amerika'ya bilenir ve kazanırdı. Türkiye'nin bu üç elzem malzemeden eksik olan pota altında bitiricisinin olmamasıydı. Mehmet Okur'u turnuva boyunca ilk kez aradık. Bir sakatlık, 79 kuşağının dünya şampiyonluğuna maloldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-2350584566254465477?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2350584566254465477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2350584566254465477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/09/panyal-bir-ucluk-kelebek-etkisi-yaratt.html' title='Panyalı bir üçlük kelebek etkisi yarattı.'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-3254047222438394724</id><published>2010-07-29T00:10:00.006+03:00</published><updated>2010-07-29T00:32:24.129+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FENERBAHÇE'/><title type='text'>Orta sahayı kaybeden ancak şansıyla kazanabilir.</title><content type='html'>Rıdvan Dilmen Fenerbahçe'yi çalıştırırken bir Beşiktaş maçına çıktı. Maç 1-1 berabere bitti. Maçtan sonra Dilmen, maça dair açıklamalar yaparken konuyu Beşiktaş'ın attığı gole getirdi. üç aşağı beş yukarı şöyle bir şeyler dedi; hakemler hakkında konuşmak istemiyorum ama yediğimiz golün öncesinde kazanılan faul, faul değildi. O faul sonucunda golü yedik, demeye getirdi. Bahsettiği faul pozisyonu orta sahadaydı ve taç çizgisine yakındı. Böyle bir açıklamayı duyunca Rıdvan Dilmen'in Fenerbahçe kariyerinin kısa süreceğini anlamak zor olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Young Boys maçından sonra Aykut Kocaman, maça dair açıklamalar yapıyordu. Muhabir, beklediğimiz gibi bir maç bulamadık diyerek konuyu utana sıkıla kötü oyuna getirdi. Aykut Kocaman, oyunun kötü olduğunu kabul edip bunu özellikle ikinci yarıya ve on kişi kalmalarına bağladı. Oysa Fenerbahçe, 1-0 kaybettiği ikinci yarıda değil 2-1 kazandığı ilk yarıda daha kötü oynayıp daha çok pozisyon vermişti. Eşit sayıyla mücadele edilen kısımda, oyunu domine eden taraf Young Boys oldu. On kişi kalmak bir anlamda Fenerbahçe'nin işine yaradı gibi oldu zira geriye çekilmek zorunda kalan takım rakibe bu şekilde daha fazla alan vermemiş oldu. Kötü oyunun sebebi on kişi kalınması değil orta sahayı rakibe teslim eden bir oyun anlayışı ve oyuncu seçimiyle sahaya çıkmaktı. ikinci yarının son on dakikasında yorgunluk etkisini gösterdi ve rakip tekrar ilk yarıdaki havasını yakaladı. Aykut Kocaman maçtan gerekli dersleri almak yerine ihaleyi Kazım'a, on kişi kalmaya bağlayacaksa orta sahadaki faul yüzünden hayıflanan Rıdvan Dilmen'den fazla uzun bir Fenerbahçe kariyeri olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya kupasında olduğu gibi oldu, orta sahayı eline geçiren maçı domine etti. Young Boys dünyada yeri olmayan bir sistemle oynarken Fenerbahçe dünya kupasında sükse yapan 4-2-3-1 taktiği ile sahaya çıktı. Fakat taktiğin doğru olması, moda olması tek başına yeterli değil. Bir yanda Christian gibi defansın içine gömülen, kamp yapan bir adam, bir yanda Alex gibi ikinci forvet gibi oynayan bir adam, bir yanda da Stoch ve Kazım gibi orta saha kanat oyuncusu özelliklerinden ziyade açık oyuncusu özelliklerine sahp oyuncular varsa o 4-2-3-1 denemesinden hayır gelmez. Aykut kocaman'ın ilgilenmesi gereken, üstünde durması gereken husus bu. İlk yarı boyunca kanat bekleri sürekli olarak ikiye bir kaldı. Beğenilen stoch'un olduğu sol taraftan gelen Degen ve ekürisi maçın yıldızları oldu. Kaleci maçın yıldızı oluyorsa o takımın iyi oynadığı söylemek zor olur hesabı rakip kanat oyuncuları milli oluyorsa o kanatın oyuncuları için iyi demek makul olmaz. En fazla top ayağındayken falan iyi diyip mevzu kapatılır. Sahaya aynı anda Alex, Stoch, Kazım ve Cristina özelliklerinde dört oyuncu çıkarsa o takımın başarılı olması çok zor zira bu dörtlünün anlamı rakibe gel orta sahayı sen eline geçir demektir. Sistemin en başarılı temsilcisi olan Almanya'nın oyuncu özellikleriyle kıyaslarsak; ne Khedira, Christian kadar geride kalıyor, ne Müller ve Podolski, Stoch ve Kazım kadar tek yönlü oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe kendi tarihinin en şanlı avrupa maçlarından birini belki de birincisini oynadı. Bu kadar pozisyonun verilme sebebi on kişi kalmak değil rakibe orta sahayı vermekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım, Survivor Emin gibi bir karakter. Adam durumu doğru analiz ediyor, ne yaptığını açık açık söylüyor ama bunun olası sonucundan habersiz gibi davranıyor. İkinci kart pozisyonunda takımıma zaman kazandırmak için topu havaya attım... tamam işte bunun cezası sarı kart. O sebeple hareketi yapmış olduğun çok bariz olduğu için gördün kartı zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına iki kişiyle mücadele etmeye çalışan kanat bekleri maçın en kötüleri gibi algılanırken o bekleri ikiye tek bırakan ofansif kanat oyuncuları göze girdi. Maçın sonucu gibi maçın değerlendirmesi de adil olmadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-3254047222438394724?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3254047222438394724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3254047222438394724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/orta-sahay-kaybeden-ancak-sansyla.html' title='Orta sahayı kaybeden ancak şansıyla kazanabilir.'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-670391848127230832</id><published>2010-07-23T18:46:00.003+03:00</published><updated>2010-07-23T19:21:25.207+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 DÜNYA BASKETBOL ŞAMPİYONASI'/><title type='text'>2010 projesi başarısız oldu.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEnBHwEbZZI/AAAAAAAAAN0/QnepBX3m568/s1600/turkiye-ispanya-hidayet-turkoglu-12092009.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497137159089120658" style="WIDTH: 223px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEnBHwEbZZI/AAAAAAAAAN0/QnepBX3m568/s320/turkiye-ispanya-hidayet-turkoglu-12092009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya şampiyonu belli olmadı lakin belli olan bir şey var; Türkiye basketbol federasyonu ve Tanjeviç işbirliği ile çıkılan 2010 yolculuğu başarısız oldu. 2006 yılında bu yana her turnuva öncesi kadro seçimi sırasında yaşanan tartışmalara ve turnuva sonrası yapılan yorumlara karşılık tek bir açıklama vardı; amaç 2010 turnuvasıdır. Bu açıklama yalan oldu zira Türkiye'nin 2010 kadrosu, bir kaç turnuvadır beraber oynayan bir takımın izlerini taşımaktan ziyade hali hazırda formda olan ve teknik heyet ya da federasyon tarafından kara listeye alınmayan oyunculardan kurulu olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Muhtemel ideal beşimiz; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kerem Tunçeri: 2010 kadrosunda düşünülmediği için uzun süre, 2009 turnuvasına kadar kadroya alınmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ömer Onan: 2010 kadrosunda düşünülmediği için 2009 turnuvasına kadar kadroya alınmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hidayet Türkoğlu: 2006 dışında turnuvalara geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ersan İlyasova: Bütün turnuvalarda yer aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ömer Aşık: 2009 turnuvasında yer aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu olası ilk beşin üç oyuncusu 80 öncesi doğumlu oyuncular. 2010 yılı içi düşünülen kadroda yer alan jenarasyonun temsilsici olmaktan çok Avrupa ikincisi olan takımın parçası olarak kabul edilirler. Hidayet dışında bu turnuvada olmayakları öngörülen oyunculardı. Üstelik 79 jenarasyonun bir başka temsilcisi olan Mehmet Okur sakatlanmasaydı bu turnuvada yer alacaktı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Engin Atsür, Ender Arslan, Ersan İlyasova, Semih Erden dışında 2006 yılından bu yana her turnuvaya katılan başka oyuncumuz yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2010 hedefiyle çıkılan yolda 2006 dışında başarılı turnuva yaşamadığımız gibi, 2010 yılında da hazır, kurulu bir takım göremedik, bulamadık. Acı olan budur; bugüne kadar turnuvalara en iyi türk oyuncularla çıkılmadı ve açıklama olarak 2010 gösterildi, 2010 geldiği zaman ise ülkenin o sene en iyi performans gösteren oyuncularından bir takım çıkarılmaya çalışılıyor. Önce Tanjeviç, sonra Demirel onayından geçerlerse...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-670391848127230832?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/670391848127230832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/670391848127230832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/2010-projesi-basarsz-oldu.html' title='2010 projesi başarısız oldu.'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEnBHwEbZZI/AAAAAAAAAN0/QnepBX3m568/s72-c/turkiye-ispanya-hidayet-turkoglu-12092009.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5524967906238218750</id><published>2010-07-23T00:20:00.006+03:00</published><updated>2010-07-24T16:01:19.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>Rijkaard'ın Bir Senesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEjQjEn5VmI/AAAAAAAAANs/X0Q-rakn32A/s1600/b-415975-rijkaard.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496872646160766562" style="WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEjQjEn5VmI/AAAAAAAAANs/X0Q-rakn32A/s320/b-415975-rijkaard.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Frank Rijkaard bir seneyi tamamladığına göre değerlendirme yapma zamanı gelmiş demektir. Türkiye liginin şartları farklı ve bu ligi tanımayan birinin lige adapte olması zaman alıyor da asıl soru şu olmalı; Galatasaray'ın aradığı lige adapte olup ligi kazanacak bir hoca mı? Yoksa bir oyun sistemini Galatasaray'a yerleştirip uzun vadede tekrar avrupa sahnesinde yer almasını sağlayacak bir hoca mı? Rijkaard seçimi bize ikinci tür bir hocanın tercih edildiğini söylüyor. Daum gibi ligin kurdu olmuş, sistem değil yerel başarı peşinde koşan bir hoca yerine bir sisteme inanan ve o sistemle başarılı olmayı hedefleyen bir hoca.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rijkaard'ın Barcelona'da yaptıklarını değerlendirirken; yeaa Barcelona ya babam da şampiyon yapar muhabbetiyle ihale açılıyor, oradan başlayan ihaleyi de fazla uzağa götürmek haliyle mümkün olmuyor. Oysa durum şu; Barcelona elli senede sadece üç kere avrupa şampiyonu olmuş bir takım. Birinin başında bizzat Rijkaard vardı, birini kazanan takımın oluşmasında da emeği var. Rijkaard göreve geldikten sonra 6 sene aradan sonra Barcelona'yı tekrar la liga şampiyonu yaparken 14 yıl aradan sonra da tekrar avrupa şampiyonu yaptı. Her sene sürekli başarılı olan bir takımın başında mesai doldurmadı, kötü günler geçiren bir takımı tekrar olması gereken yere çıkardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Böyle bir hoca seçiminden sonra hemen bir başka kıyaslama yapılıyor. Del bosque ve Aragones gibi iyi hocalar da bizim ligde başarılı olamadı bu yüzden Rijkaard da olamaz. Böyle bir varsayımla yola çıkarak sağlıklı bir sonuç alınamaz. Aragones ve Del Bosque gibi hocaların özelliği farklı. Onlar teknik ve taktik olarak üst düzeydeki oyuncuları yönetmedeki maharetleriyle öne çıkan hocalar. Aragones'in en büyük başarısı milli takımla, Del Bosque de hem Real Madrid hem de İspanya milli takımı ile başarılı olmuş bir hoca. Ellerine gelen üst düzey oyunculara doğru liderliği yapan adamlar. Bu tarz adamlar yine Türkiye'ye gelseler yine başarısız olurlar. Geldikleri takım farketmez zira bizim ligimizdeki hiçbir takımın oyuncuları teknik ve taktik olarak belirli bir seviyenin üstünde değiller öyle oyuncular var elbet lakin her takımda azınlıktır. Haliyle gelen hoca şaşırıyor; on beş yaşında öğrenmiş olması gereken şeyi bilmeyen profesyonel oyuncular görüyor. Türk futbolcular öyledir kabul etmek lazım, lise diploması olmadan master yapıyorlar bir yerde, eğitimleri aslında o seviye için olması gereken noktada değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rijkaard, Aragones tipi bir hoca olmadığı kesin başarısız olur yanlış bir seçim diyemeyiz zira genç oyuncularla ilgilenmek, sistemini oturtmak gibi kaygıları var. Heyhat Rijkaard'ın da acı bir şekilde öğrendiği gibi türk oyuncular hangi seviyede olurlarsa olsunlar pozisyonlarının gerektirdiği temel donanıma, eğitime sahip değiller.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bütün bunların yanında Rijkaard'ın geçen seneki performansını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için takımın kırılma maçlarına bakmak lazım. Neler oldu da Galatasaray seneyi kupasız kapadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Avrupa Macerası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Fatih Terim'in ilk senesinde Galatasaray'ın "yapma Hayrettin" sayesinde elendiği PSG kupayı kazanmıştı, Geçen sene de Galatasaray'ın elendiği Atletico Madrid kupayı kazandı. Sonları benzesin de, Galatasaray, Madrid'e neden elendi? sorusuna cevap bulmak lazım. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deplasman maçında Galatasaray Caner Erkin'in bireysel hatası yüzünden gol yedi. Üstelik bu hata, milli takım seviyesindeki bir oyuncunun yapacağı türden bir hata değildi. Galatasaray atağa çıkarken sol kanattaki Caner topu gelişi güzel bir şekilde ortaya doğru attı, o topu alan Atletico atak başlattı, O sırada takım halinde çıkmaya hazırlanan Galatasaray gafil avlandı. Artık duran toptan çok geçişler sırasında gol atılıyor. Hatalı pası veren Caner, hatasını telafi etmek için ceza sahasının köşesinde bulunan ve kaleye sırtı dönük olan oyuncuya alakasız bir faul yaptı ve tehlikeli yerde kazanılan duran top, gol oldu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evimizdeki maça gelelim. Galatasaray Elano sakatlanana kadar oyunun kontrolünü elinde tutan, uzun zaman sonra güçlü bir avrupa takımı karşısında oyuna hakim olan taraftı. Bu süre zarfında net bir gol pozisyonu da yakaladık. Sonra Elano sakatlanarak oyundan çıktı ve ikamesi kadro içinde olmadığı için oyunun kontrolü rakibe geçti. Yine de Neill transferi sonrası takım uzun yıllardan sonra ilk defa iyi takım savunması yapmaya başladığı için rakibe çok pozisyon vermiyorduk derken... Taçla başlayan bir atak sırasında Uğur Uçar adamını acemice kaçırıyor ve oyuncu güzel bir vuruşla gol yapıyor. Takım savunmasına bağlı bir hata değil Uğur Uçar'ın bu seviyenin adamı olmadığını gösteren bir hareketi. Fakat Galatasaray ayağa kalkıyor ve golü buluyor üstüne bir de penaltı verilmesi gereken bir pozisyon çizgi hakemin varlığına rağmen penaltı olarak değerlendirilmiyor, bu duruma sinirlenen Caner Erkin zorla kendini oyundan attırıyor. Topu oyuna Pepe kadar iyi soktuğunu düşünen Servet Çetin, orta halli bir savunmacının yememesi gereken bir çalımı yiyor ve son dakika golüyle Galatasaray avrupa kupalarına veda ediyor, kupayı kazanacak olan takıma kaybediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi, maçlar ortada. Galatasaray'ın elenme sebebi olarak Rijkaard'ı gösterebilir miyiz? Caner'in iki maçta yaptıkları, Servet Çetin'in yediği çalım, Uğur Uçar'ın adam kaçırması... Üstelik bu iki maçtan çıkarılacak asıl sonuç şu; Galatasaray evindeki maçta Elano sahadayken büyük avrupa takımlarına özgü bir şekilde oyunu kontrolünde tutup net pozisyon bulma işlemini gerçekleştirdi. Takım savunmasının belirli bir eşiği geçtiğinin sinyallerini verdi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Türkiye Kupası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk Antalya maçını geçtim de, ikinci maçta Sarp'ın yaptığı hareketini nasıl geçeyim? Kale boşken topla kalenin arasını kapaması gerekirken ve bu hem daha akıllıca hem de daha kolay yapılabilecek bir hareketken, bunun yerine sanki bir orta saha mücadelesi gibi arkadan Necati'yi takibe devam etmesi, topu almaya çalışması... Galatasaray bu tercihin sonunda yediği bir gol yüzünden Türkiye kupasından elendi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Türkiye ligi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hedeflerimizden uzaklaşmamızı sağlayan kritik maçlara bakalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eskişehir maçı; maçtaki tek gol pozisyonunu yakalayan taraf Galatasaray, rakip organize olarak kalemize gelemiyor ve pozisyon bulamıyor derken Mehmet Topal'ın yanlış bir pas tercihiyle başlayan atak sonunda rakip elini de kullanarak gole gidiyor. İkinci gol ise evlere şenlik. Milli takımın stoperi Servet Çetin, belli belirsiz şut gösteren rakibine arkasını dönerek zıplıyor ve geçiliyor, sonuç gol. Servet'in yediği çalımı genç takımdan bir stoper yese, akşamına evine gönderilir, sanayi ya da okula gitmesi önerilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trabzonspor maçı; gole kadar iki net pozisyon yakalayan ve doğru dürüst pozisyon vermeyen taraf Galatasaray. Son adam olan Emre Güngör, çalım atmaya çalışıyor ve sonuç gol.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fenerbahçe maçı; oyunu tutarak oynuyoruz ve rakibe pozisyon vermiyoruz. organize olarak ceza sahamıza gelemeyen kalemize şut çekemeyen rakip oyunun bitimine yirmi dakika kala otuz beş metreden bir şut çekiyor ve bir kaleci hatası ile gol yiyoruz. o ana kadar maçın tek net gol pozisyonuna giren takım gol pozisyonu vermeden bir pozisyon daha yakalıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kewell ve Baros gibi sağlıklı oldukları zaman üst düzey performans gösteren iki oyuncunun yokluğuna rağmen Galatasaray'ın hedeflerine ulaşmasını engelleyen temel faktör; oyuncuların yaptığı inanılmaz hatalardı. Milli takım yahut Galatasaray seviyesindeki oyuncuların yapmaması gereken hatalar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu tabloya bakıp Rijkaard başarılı olamadı demek, makul olmaz. Takımın patronu o olduğuna ve ortada bir kupa olmadığına göre başarılı diyemeyiz lakin maçları irdeleyince oyuncuların yaptığı engelleyecek kudrete sahip bir hoca yeryüzünde yok. Öyle hataları yapan oyuncuların yerine daha iyilerini en azından bu tip hataları yapmayacak olanları koymak tek çözüm.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Galatasaray için şampiyonluk amaç değil avrupa kupalarına gitmek için kullanılan bir araçtır. Bu yüzden şampiyonluk ancak peşinden sağlam bir avrupa macerası, kupası geldiği zaman bir anlam ifade eder. 2008 yılında Cevat Güler yönetiminde şampiyon olmamız istediğimiz türden bir şampiyonluk değildi, evet mutlu olduk ve rakip takım taraftarlarına karşı söz sahibi olduk ama hepsi bundan ibaret. Ertesi sene başında tarihimizde ilk defa şampiyonlar ligi ön elemesinde elendik. Çünkü bir önceki şampiyonluğumuz bir sistemin bir planın sonucu olmaktan ziyade kısa vadeli  takım olmanın yan etkisiydi. Cevaplamamız gereken soru şu; şampiyonluk kazanarak, derbi kazanarak, kıytırık hazırlık maçlarını kazanarak rakip takım taraftarlarına name yapmak mı istiyoruz yoksa icabında bir kaç şampiyonluğu gözden çıkarıp, şampiyonluğu bir sistemin ve planın doğal sonucu olarak elde edecek kıvama gelip şampiyon olduktan sonra gerisinin gelmesini mi istiyoruz. Terim döneminde deplasmanda Sion'a dört attıktan sonra gelip bir de evimizde dört atmıştık, Sion hocası; ilk maçın tesadüf olduğunu düşünüp üzülüyordum ama burada bir kez daha bu takımla oynayınca bir tesadüf sonucu değil de büyük ve bizden üstün bir takıma yenildiğimizi anladım. Rijkaard'ın takımın başında olması bu yüzden anlamlıdır. Çıkılan yol doğrudur. Geçen bir sene de olumlu izler bırakmıştır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Galatasaray gerekli transferleri yaptığı, tamamladığı zaman Rijkaard'ın sistemi dahilinde ideal bir takımla sahaya çıkacak ve hedeflenen yere yaklaşacak. Topu ayağında tutmayı hedefleyen bir sistemi oturtmak zaman alır. O sistemde var olacak, oynayacak oyuncuların kalitesi üst düzey olmalıdır. İlk senesinde Neill liderliğinde takım savunmasının kalitesini arttıran ve Elano merkezli bir dizilişle topu ve oyunu kontrol altında tutabileceğini gösteren Rijkaard, bu sene daha başarılı olacaktır. Cana gibi isabetli transferlerin sayısı artarsa en azından kallström yahut benzer bir oyuncu takıma eklenirse güzel günler yakın. Enseyi karartmayın.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5524967906238218750?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5524967906238218750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5524967906238218750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/rijkaardn-bir-senesi.html' title='Rijkaard&apos;ın Bir Senesi'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TEjQjEn5VmI/AAAAAAAAANs/X0Q-rakn32A/s72-c/b-415975-rijkaard.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6894900230079220061</id><published>2010-07-19T19:37:00.004+03:00</published><updated>2010-07-19T20:25:57.489+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>Kewell From Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TESKAQvVjPI/AAAAAAAAANk/7Hy3NcMiiJE/s1600/82012008_08_18_galatasaray_harry_kewell_gol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495669182396992754" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TESKAQvVjPI/AAAAAAAAANk/7Hy3NcMiiJE/s320/82012008_08_18_galatasaray_harry_kewell_gol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kewell'a duyulan sevgi, insanların yanlış bir izlenime kapılmasını sağlıyor. Örnek bir sporcu, düzgün bir insan, ideal bir takım oyuncusu, yeniden şarkılar söyletiyor olması, turuncu forma... Bunların her birinin altına Cemal Süreya'nın eşsiz dizesini yazabiliriz; keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oysa Kewell, uzaktan görünce ilk bakışta aşka iman ettiren yakından tanıyınca sadece güzellikten ibaret kızlar gibi değil. Kariyerinin ilk yıllarında olduğu kadar büyüleyici bir saha içi performansı olmasa da, hoş zaten o derece parlak bir kariyer başlangıcı nadiren görülür, Galatasaray adına iyi performans gösteren bir oyuncu olduğu gerçeği orada duruyor. Gerek istatistik olarak gerek istatistiklere yansımayan artılarıyla Kewell büyü yapmaya devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mesela şunu düşünün; Galatasaray, son yıllarda hakemlere topluca itiraz şenlikleri düzenliyordu. Dünyada kart hareketi yapılmasının kartla cezalandırılmasına ihtiyaç duyulması Galatasaray maçlarından sonra ortaya çıkmış olabilir. Neredeyse bir gelenek haline gelen o günleri düşünün. Takım kötü olduğu zaman göze batan hareketleri... Kewell sonrası hakeme itirazları düşünün. Sabri ile rakibinin boyunu gülerek hakeme işaret etmesi. Bizim çocuk şuncacık boyuyla sizin çocuğu nasıl dövsün hareketi. Takımın itiraz konusunda bayrak adamı olan Sabri'nin saha içi performansını yükseltmesinin sebeplerinden biri de, sadece oyuna konsantre olmasıydı. Rijkaard'ın mutlaka katkısı vardır ama takımdaki abi figürlerinin yerini Kewell modelinin alması da mutlaka Sabri'yi etkilemiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Galatasaray değişiyor. Sabri'yi kariyerinin ilk yıllarında bu derece agresif yapan temel unsur saha içindeki tercihleri yüzünden takım abileri tarafından yine saha içinde azarlanmasıydı. Bir nevi alt devre muamelesi gören Sabri, devreciliğin kalkmasına birden adapte olamadı ve zaman kaybetti. Sabri'nin performansını önemsiyorum ve değerli buluyorum zira bir gerçek var; geçen sezon öncesi en çok transfer istenen pozisyon sağ bek pozisyonu iken bu sezon öncesi böyle bir transfer kimsenin aklına dahi gelmedi. Uğur Uçar'ın transferi doğal karşılandı. Takımdaki türk oyuncuların oyuna konsantre olması çok önemli. Hakeme itiraz etmek, rakiple uğraşmak yerine sadece futbolu düşünmek, futbola odaklanmak takım başarısı için elzemdir. Geçen sene sonunda Fenerbahçe takım halinde itiraz etme alışkanlığı yüzünden şampiyon olmasına mani olan golü yedi. Lucas Neill, Harry Kewell, Lorik Cana gibi doğuştan lider vasfına sahip oyuncuların varlığı takımın oyuna odaklanması konusunda önemli artı değerdir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kewell, Galatasaray'ın taktik dizilişinde yeri olan ve ihtiyaç duyulan bir adam. Geçen sene ligin ilk yarısı itibariyle takımın performans olarak en değerli oyuncularından biri konumundaydı. Galatasaray'ın oynadığı bir 4-3-3 versiyonu olan 4-2-3-1 dizilişinin sol tarafında oynayacak ideal oyuncu özelliklerine sahip. Takım sağdan yüklenirken soldan ceza sahasına girip forveti ikilemesi, belirli bir taktik disiplin dahilinde kendinden bekleneni vermesi, icap ettiği zaman öndeki tek forvet rolünü oynayabilmesi... Bu sene de aynı taktikle oynayacağımızı varsayıyorum; sol taraf için ilk tercih de olabilir rotasyon için ideal bir yedek de olabilir. Orta sahaya Cana'nın yanına bir adam daha almak, Elano'yu öndeki üçlünün ortasında ya da sağında kullanmak anlamına geleceği için; Elano-Arda-Pino-Kewell dörtlüsünden üçü arasında tercih yapılacağını, Serdar Özkan, Emre Çolak gibi oyuncuların da burayı zorlaması rekabeti, rekabet de başarıyı getirir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kewell hem saha içinde ve saha dışında takım içinde bulunması gereken bir figür hem Galatasaray'ın oyuna anlayışına uygun bir oyuncu hem de oynadığı zaman iyi performans gösteren bir futbolcu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kariyeri boyunca izlemekten keyif aldığım, takımımın formasını giymesinden mutlu olduğum, formasının hakkını vererek oynadığına inandığım, sağlam olduğu zaman iyi performans gösteren bir oyuncunun bir sene daha Galatasaray forması giyecek olmasından ötürü çok mutluyum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6894900230079220061?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6894900230079220061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6894900230079220061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/kewell-from-galatasaray.html' title='Kewell From Galatasaray'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TESKAQvVjPI/AAAAAAAAANk/7Hy3NcMiiJE/s72-c/82012008_08_18_galatasaray_harry_kewell_gol.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6722592892194159633</id><published>2010-07-14T21:18:00.004+03:00</published><updated>2010-07-14T21:52:43.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Ömer Aşık, İlk Adımı Doğru Yerde Atıyor.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TD4HVECcikI/AAAAAAAAANc/aD0pIEefTKA/s1600/Turkey%2Bv%2BIsrael%2BGame%2BO2%2BArena%2BmFC8Ji2ZDdCl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493836653881231938" style="WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TD4HVECcikI/AAAAAAAAANc/aD0pIEefTKA/s320/Turkey%2Bv%2BIsrael%2BGame%2BO2%2BArena%2BmFC8Ji2ZDdCl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çaylak bir NBA oyuncusu için en önemli husus, lige adımını attığı takımdır. Takımın güçlü ya da güçsüz olmasından ziyade giden oyuncuya uygun bir yapıda olup olmadığı, giden oyuncunun pozisyonunda bulunan oyuncuların kalitesi gibi faktörler çaylağın lige adaptasyon süresini belirler. Misalen; Ersan İlyasova'nın ilk geldiği Bucks kadrosuyla ikinci geldiği Bucks kadrosu arasındaki fark, kendini gösterecek kadar süre almasına sebep oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ömer Aşık iyi bir NBA oyuncusu olacak potansiyele sahip. Savunma konusunda; vücudu, kolları, sezgisi, sabrı ile çok etkili olabilir. Sabır bir savunmacı için pek üzerinde durulmayan lakin temel bir faktördür. Blok yapma sevdasına kapılmadan, top çalma heyecanına yenilmeden savunma yapabilmek bir çeşit ustalıktır. Savunmacı, pozisyonunu kaybetmediği sürece başarılı olabilir. Ömer Aşık, uzunlarda pek rastlamadığımız bir özelliğe sahip. Blok yapabilmek için pozisyonunu kaybetme riskine girmeyen, doğru pozisyon alabilen değerli bir uzun. Vücudunun üst bölümü gelişme gösteriyor ama daha gelişmesi gerek. NBA temposunda ve ağırlığında idmanlar yaptıktan sonra zaman içinde olması gereken seviyeye gelecektir. Basketbol zekasının yüksek olması, rakip hücumu okuyabilen bir savunma sezgisine sahip olması, uzun kolları ve yüksek oyun konsantrasyonu Ömer'i değerli kılan özellikleri.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ömer'in hücumu, savunması kadar övgüye mazhar olacak seviyede değil. Sırtı dönük oyunu istenen seviyenin çok uzağında. Artısı, rakip potaya bir pivot için çok hızlı gidiyor olması. İkili oyun sırasında da potaya iyi devriliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi başa dönüyoruz; doğru takımın bir çaylak için anlam ve önemine. Ömer Aşık kendisi için en uygun takımlardan birine gidiyor. Yedeği olacağı Noah'ın önemli özellikleri; iyi reb alması, savunmada çok enerji harcaması, hücumda kısıtlı olması, takipçi olması, fast break sırasında rakip potaya hızlı gitmesi. Ömer, bunların tamamını iyi yapan, bu özellikleriyle ön plana çıkan bir oyuncu. Noah yerine oyuna dahil olacak ve O'nun yaptıklarını yapmaya devam edecek. Bulls'un Ömer'den beklediği kendi oyununa devam edip, NBA seviyesine çıkartması. Euroleague seviyesinde dahi korkulan bir pivot olan Ömer'in NBA seviyesinde de zamanla belirli bir noktaya geleceğini görmeyi umuyorum. İlk adımı doğru yerde atıyor olması büyük avantaj.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir zamanlar, doksanlı yıllarda, Bulls tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de en popüler kulüptü... Jordan, Pippen, Rodman, Boğa amblemi... Şimdi bizden biri de o formayı giyecek, o zamanlar hayal bile edilmezdi. Bir türk oyuncunun, 10-15 sene içinde Bulls forması giyeceği... Esasen bir Türk, Bulls forması giyene kadar bir yüzüğümüz, bir en çok gelişme kaydeden oyuncumuz bir NBA finali oynayan takımına liderlik yapan kaptanımız oldu, seneye de draftın bir numarası bizden olacak... Hey gidi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6722592892194159633?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6722592892194159633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6722592892194159633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/omer-ask-ilk-adm-dogru-yerde-atyor.html' title='Ömer Aşık, İlk Adımı Doğru Yerde Atıyor.'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TD4HVECcikI/AAAAAAAAANc/aD0pIEefTKA/s72-c/Turkey%2Bv%2BIsrael%2BGame%2BO2%2BArena%2BmFC8Ji2ZDdCl.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-3728382686643709826</id><published>2010-07-12T15:25:00.005+03:00</published><updated>2010-07-12T15:50:30.036+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Güneş Hidayet'i Çağırıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDsNi2bZWGI/AAAAAAAAANU/YjVTocmP5oA/s1600/hidayet_turkoglu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492999062885587042" style="WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 282px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDsNi2bZWGI/AAAAAAAAANU/YjVTocmP5oA/s320/hidayet_turkoglu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hidayet'i tekrar gülerken görebileceğiz. Hidayet soğuk bir şehirde daha fazla yapamadı ve tekrar güneşe döndü. Artık nasıl hasretle güneşi özlediyse çöle gitmeye bile razı oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şaka bir yana Hidayet, Toronto kariyeri boyunca hem saha içindeki ball paylaşımından hem de yöneticilerin o'na karşı olan yaklaşımlarından memnun değildi. Takas edilmeyi kendi istedi. Bu noktada sene başında imzaladığı sağlam kontrat olmasa, Hidayet isteği dışında alakasız bir takıma gidebilir, ipler tamamen Toronto yönetiminin elinde olurdu. Oysa bu takası yaparken sözleşmesinden bir miktar feragat ettiğini öğrenmemiz Suns konusunda istekli olduğunu gösteriyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasıl olmasın? Suns oyun sistemi tam Hidayet'e göre. Herkese yetecek kadar ball var. Çok sayıda hücum yapan açık alanda top kullanan pasa dayalı bir takım Suns. Nash, boştaki adama pas vermesiyle tanınır ve Hidayet gibi pas yeteneği bir oyuncuyla oynamaktan çok keyif alır. Daha önce de bir maçtan sonra Hidayet gibi bir oyuncuyla oynamak çok zevkli olur demişti. Çünkü Nash, Calderon gibi oyuncuların aksine topu sürekli elinde tutup, takımı sete oturtan bir oyun kurucu değil. Nash topu alır almaz hücuma kalkar ve en müsait durumdaki oyuncuyla topu buluşturur. Suns kadrosunda alakasız oyuncuların bile sağlam asist rakamları vardır zira top çok dolanır. Boris Diaw'ın NBA oyuncusu olması Nash ve Suns sistemi sayesindedir. Pas yeteneği olan bir uzun oyuncu olan Diaw bu sistemde kariyerinin en iyi zamanını geçirmiş ve iyi bir kontrat kapmıştı. Diaw ile Hedo'nun pas yeteneği, saha görüşü mukayese kabul etmez. Grant Hill'i dahi bu takımda değerli kılan pas organizasyonuna yaptığı katkıdır. Hal böyleyken Hidayet, kendisine yetecek ball bulabileceği ve oynamaktan keyif alabileceği bir takıma gelmiştir. Hidayet ve Nash ile aynı takımda oynayan uzunlar hayatlarının en iyi kontratını kapabilecekleri bir sene yaşayacaklar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şampiyonluk adayı bir takım değil Suns. En iyimser ihtimalle, playoff birinci turunda elenirler gibi duruyor. Fakat çok keyifli bir basketbol oynayacakları, Hidayet'in çok mutlu bir sene geçireceği kesin. Hidayet şampiyonluk adayı bir takıma gidemezdi zira o takımlar Hidayet'in ücretini karşılayamaz, karşılasalar bile Hidayet'in ön planda olduğu bir oyun olmaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-3728382686643709826?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3728382686643709826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3728382686643709826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/gunes-hidayeti-cagryor.html' title='Güneş Hidayet&apos;i Çağırıyor'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDsNi2bZWGI/AAAAAAAAANU/YjVTocmP5oA/s72-c/hidayet_turkoglu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5760225550656001021</id><published>2010-07-12T14:18:00.005+03:00</published><updated>2010-07-12T14:41:59.879+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>Casillas'ın Aşkı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zm5aYnI/AAAAAAAAAM8/1HMeN13eWr0/s1600/sara71.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492981758588248690" style="WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zm5aYnI/AAAAAAAAAM8/1HMeN13eWr0/s320/sara71.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya ilk maçını kaybedince suçlanacak birileri arandı. İlk maçını kaybeden takımın daha önce dünya şampiyonu olmadığını bilen medya hedef olarak kaleci casillas ve muhabir olan nişanlısını seçti. Casillas'ın koruduğu kalenin arkasında duran nişanlısının, Casillas'ın dikkatini dağıttını söylediler. Koskoca İspanya kaptanını liseli ergen yerine koydular. Sevdiği kız izlemeye gelince okul bahçesinde oynanan maçta heyecan yapan liseliler gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr_NK3-szI/AAAAAAAAANM/2fA8je56hMw/s1600/ikkkkk.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492983297254273842" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 258px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr_NK3-szI/AAAAAAAAANM/2fA8je56hMw/s320/ikkkkk.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Casillas bir yandan turnuvaya damgasını vururken bir yandan da 43 dakika gol yemeyerek ispanyol kaleciler arasında dünya kupası rekorunu kırdı. Hoş, bu kadar uzun oynayan bir İspanya pek görülmüş şey değildi. Dünya kupasını kaptan Casillas kaldırdı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zRABctI/AAAAAAAAAM0/666qIPNH9O4/s1600/kupaaaaa.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492981752710394578" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 207px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zRABctI/AAAAAAAAAM0/666qIPNH9O4/s320/kupaaaaa.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan sonra muhabir sevgilisi ile röportaj yapmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9ylu3apI/AAAAAAAAAMk/3mD40hzdmNk/s1600/iker_casillas_sara_carbonero_beso.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492981741095709330" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 243px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9ylu3apI/AAAAAAAAAMk/3mD40hzdmNk/s320/iker_casillas_sara_carbonero_beso.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birden bütün o eleştirilerin doğru olduğunu gösteren bir hareket yaptı, sevdiği kadını öpmeye başladı. Bir yerde eleştiriler doğruymuş demek, Casillas; konsantrasyonunu kaybedecek kadar aşıkmış kadına... Dünyanın en iyi forvetleri ile teke tek kalırken soğukkanlılığını koruyan kaleci sevdiği kadını görünce dağılıyor demek. Mutlu sonla biten bir romantik komedi filmi gibi bir hikaye oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zB5WBII/AAAAAAAAAMs/QO8htDkDiHA/s1600/ikerrrrrr.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492981748655850626" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 245px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zB5WBII/AAAAAAAAAMs/QO8htDkDiHA/s320/ikerrrrrr.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5760225550656001021?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5760225550656001021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5760225550656001021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/casillasn-ask.html' title='Casillas&apos;ın Aşkı'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDr9zm5aYnI/AAAAAAAAAM8/1HMeN13eWr0/s72-c/sara71.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-8395556480290653596</id><published>2010-07-12T12:52:00.004+03:00</published><updated>2010-07-12T13:12:14.976+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>Aman Maçın Önüne Geçme</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDrpuX5HuOI/AAAAAAAAAMc/YO9OU-XxknI/s1600/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492959678428592354" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 169px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDrpuX5HuOI/AAAAAAAAAMc/YO9OU-XxknI/s320/ads%C4%B1z.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yardımcısının; dağ gibi adamı ne hale getirdiler bakışısından da anlaşıldığı üzere hakem iyi bir maç yönetmedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Hakemler aman evladım modelinde idare etmeye çalışınca maçlar çığırından çıkıyor lakin asıl suçlu hakemler değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Howard Webb kötü bir hakem olmadığı gibi dünya kupası finali verilmesini hakedecek kadar iyi bir hakem ama olmadı finali iyi yönetemedi. Sebebi çok açık; hakemleri baskı altına alanlar aslında oyuncular, teknik adamlar ya da taraftarlar değil kendi üst kurulları, futbolun patronları etki altına alıyor. Aman maçın önüne geçme parolasıyla; kırmızı kart göstermemek için elinden geleni yap, tartışmalı bir pozisyonsa penaltı verme. Webb kendi amirlerinin baskısıyla başa çıkamadı. İşin kötüsü biz bile duruma uyandığımız için futbolcular da bu durumu farkediyor ve sonuna kadar sömürüyorlar. Emre ile Van Bommel'in bu kadar maçı kartsız geçirmesi tesadüf olamayacağı gibi final maçında De Jong'un pozisyonunda kırmızı kart gösterememesi yahut Villa'ya yapılan müdahaleye japon hakem uyarısıyla kart göstreceği zaman çaktırmadan Heitinga'nın formasını bakıp bir süre sonra Heitinga'yı yanına çekip kart göstermesi... Hakemler aman sakin dedikçe futbolcular hakemin durumunu görüp coşuyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya kupası sonunda herkes gereken dersi almalı; hakem kurulları, federasyonlar, fifa, uefa...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-8395556480290653596?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8395556480290653596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8395556480290653596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/aman-macn-onune-gecme.html' title='Aman Maçın Önüne Geçme'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDrpuX5HuOI/AAAAAAAAAMc/YO9OU-XxknI/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6511074625048151504</id><published>2010-07-12T01:12:00.005+03:00</published><updated>2010-07-12T01:46:10.400+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>Y VİVA ESPANA</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDpI-ZMpgDI/AAAAAAAAAMM/lcKpNnbO3T0/s1600/1272842_FULL-LND.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492782932284768306" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDpI-ZMpgDI/AAAAAAAAAMM/lcKpNnbO3T0/s320/1272842_FULL-LND.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Madrid halkının 2010 yılında en büyük kabusu; Madrid il sınırları içinde sevinen Barcelonalı oyuncular görmekti. Şimdi sabırsızlıkla Barcelonalı oyuncuları Madrid'e bekliyorlar... beraber sevinmek için.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya'nın bu kuşağı bir dünya kupası kazanmalıydı. On sene önce Fransa uzatmalarda Avrupa şampiyonu olurken o Fransız takımının kupayı kazanması gerekiyord, Tarihte hakettikleri şekilde yer almak için. Şimdi bir ülke daha duble yaptı. İspanya EURO 2008 yanına 2010 dünya kupasını ekledi. bu takım tarihte böyle yer almayı hakediyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaptan İker Casillas, her tura haliyle turnuvaya damgasını vurdu. Paraguay maçında penaltı kurtardı, Almanya maçında Kross'un gollük şutunu çıkardı, finalde de Robben ile iki kere karşı karşıya kaldı; birinde ayağı ile çıkardı birinde Robben'in ayaklarından topu aldı. 7-8 sene önce Gerard Houiler Liverpool başındayken Liverpool sezona kötü başlamıştı. Kötü başlamasının sebebi; kaleci Sander Westerveld'in çok hatalı goller yemesiydi. Houlier çıkıp açıklama yaptı; bir takımın başarılı olabilmesi için her oyuncunun belirli bir kalite ve performans göstermesi gerekir, biri yeterli değilse takım, makine aksar, dağılır. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra Westerveld takımdan ayrıldı. Casillas, en iyi oyunculara sahip takımın bir kalecisi olacak kadar iyi bir kaleci. Xavi, Puyol, Villa ne kadar önemli oyuncularsa Casillas da o kadar önemli. Her pozisyonda aynı kaliteye sahip olmak kupayı getiren temel faktör oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya kupasını kazanmak istiyorsanız bir adet, çabuk, hızlı, sert, pozisyon bilgisi yüksek ve liderlik özelliği olan savunmacınız olması lazım. Cannavaro'yu tarif ediyorum gibi oldu ama Puyol da hücum oynayan bir takımın Cannavaro'su olmayı başardı. Sağ bek olarak başladığı kariyerini nicedir göbekte sürdürüyor ve dünyanın en iyi savunmacısı seçilmesi normal olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Takımın sağ beki ile sağ açığı aynı adam, tek başına total futbol oynuyor işte Sergio Ramos. Maicon ile karşılarılması kaçınılmaz ama bu maç şunu gösterdi. Kuyt, Maicon'un hücum yapmasını engelleyebilmişti. Sergio Ramos'u durduramadı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Xavi-İniesta ikilisinin oluşturduğu orta sahanın hem şampiyonlar ligini hem dünya kupasını domine etmesi ile şu durum iyice açığa çıktı; futbolda artık orta sahan kadar konuşabilirsin. Elinde Messi olsa kar etmez, orta sahan rakip orta sahaya üstünlük kuramıyorsa, topun sahibi olamıyorsa senden bir numara olmaz. Bu ikili; üç senedir uluslararası büyük bir kupa alarak yılı kapatıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;David Villa, sol açık oynarken daha çok gol attı. Sırtı dönü... Bu turnuva boyunca yaptıkları, Barcelona ile yapacakları konusunda bir fragman gibiydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2010 finalindeki Hollanda, The Godfather üç gibiydi, keşke hiç çekilmeseydi, finale yükselmeseydi. Tekme atarak rakip durdurmaya çalışan ve hakemin lütfu ile sahada oyuncuları kalabilen bir Hollanda görmek çok acıydı. The Godfather niyetine 1974-1978 takımı, The Godfather 2 niyetine 1988 takımı derken böyle bir üç olmadı, ne film için olmadı ne Hollanda için olmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDpI-uN4wXI/AAAAAAAAAMU/MBN_54syRR8/s1600/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492782937927106930" style="WIDTH: 260px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDpI-uN4wXI/AAAAAAAAAMU/MBN_54syRR8/s320/ads%C4%B1z.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya hakettiği kupayı aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6511074625048151504?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6511074625048151504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6511074625048151504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/viva-espana.html' title='Y VİVA ESPANA'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDpI-ZMpgDI/AAAAAAAAAMM/lcKpNnbO3T0/s72-c/1272842_FULL-LND.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-7163703087162089050</id><published>2010-07-11T16:36:00.005+03:00</published><updated>2010-07-11T18:14:40.084+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Miami Heat; Şampiyonluk Ateşi Sönüyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDneR0uxPOI/AAAAAAAAAME/LvPs8fxR54w/s1600/lebron-james-chris-bosh-dwyane-wade-introduced-in-miami-7821fbe30df9302c_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492665618348981474" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDneR0uxPOI/AAAAAAAAAME/LvPs8fxR54w/s320/lebron-james-chris-bosh-dwyane-wade-introduced-in-miami-7821fbe30df9302c_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lebron James yüzük isteği yüzünden erken yaşta Miami'ye göç etti, üç yıldızın beraber oynamasının şampiyonluk kazandıracağını düşünerek bu yola girdi, pek çok basketbolsever de bu minvalde düşünüyor. Peki, NBA şampiyonluğu için üç yıldızın bir araya gelmesi yeterli mi? Bu üç yıldızın birbirini tamamlaması gerekir mi? Birbirini tamamlamayan üç yıldızdan bir hayır gelir mi? Hücumuyla öne çıkan üç yıldız bir arada ne yapabilir? Savunma yapmadan NBA şampiyonluğu kazanılır mı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şu konuda anlaşalım; bu üç oyuncu da aslında iyi savunmacılar değil. En iyi savunma beşlerine falan seçilmeleri hikaye, Lebron ve Wade bölüm bölüm iyi savunma yapıyorlar ama maç boyunca savunmaya odaklanmadıklarını biliyoruz. Enerjilerini hücuma saklayan savunmayı daha çok pas arası yapayım top çalıp smaç vurayım yahut geriden gelip topu panyaya yapıştırayım gazıyla yapan oyuncular. Bosh ise gelin itiraf edelim felaket bir savunmacı. Takımlarının hücumunu domine eden, topu elinde isteyen ve hücum güçleriyle öne çıkan oyuncular. Top paylaşmayı geçtim, hepsinin yüzük için fedakarlık edeceğini kabul ediyorum, peki savunmayı kim yapacak? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Boston şampiyon olurken big three oluşturdu doğrudur, üstelik pozisyon olarak bu yeni nesil big three ile aynı pozisyonda oynayan oyunculardan oluşan bir big three. Garnet hücumdaki toplarından feragat edip savunma liderliğini eline aldı. Takım savunmasının merkezinde yer aldı. Ray Allen, hücumda Paul Pierce arkasından ikinci opsiyon olmayı kabul etti, Paul Pierce takımın bir numaralı hücum gücü olduğu ve finallerin en değerli oyuncusu seçildiği halde asla bir adım öne çıkıp bu benim takımım olayına girmedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Boston'u geçtim, son iki sezon şampiyon olan Lakers kadrosuna dikkatli bakarsanız final, playoff zamanı oluşan bir big three görürsünüz. Orlando karşısında Ariza'nın performansını bir kenara atılacak, unutulacak cinsten değildi. Kobe-Gasol ikilisi ile iç-dış dengesini sağlayan Lakers, Ariza'nın savunma performansı ve üçlükleriyle seriyi erken bitirdi. Takımın süper yıldızı olan Kobe, her zaman birinci opsiyon olurken, Gasol tamamlayıcı parça rolünü kabul etti ve bu role uygun davrandı. Bu sene şampiyon olan Lakers'a bakalım. Kobe-Gasol-Artest üçlüsüne hayır bunlar big three değil diyebilir misiniz? Artest'in savunma katkısını görmemezlikten gelip yolunuza devam edebilir misiniz? Bakın yine 2-3-4 numaraların oluşturduğu bir big three. Fakat sağlam bir görev dağılımı var. Herkes rolünü biliyor, rolünün gereklerini yerine getiriyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Wade-Lebron-Bosh üçlüsünde rol dağılımı nasıl olacak? Hadi topu dağıttık diyelim. Nerede bu beşin, Garnet-Artest-Ariza-Rodman rolündeki oyuncusu. Hangisi Pippen, Allen, Gasol olmayı kabul edecek? Bu üçünden çok iyi bir hücum takımı olur, uyumlu hücum edemeseler bile topu alan işi bitirir de savunma yapmadan normal sezon maçı kazanılır, playoff kazanılmaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bosh'un yanına ikisinden hangisi gelse geldikleri takım, üçünün bir araya geldiği takımdan daha büyük bir şampiyonluk adayı olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Miami mutlaka oyucular alacak, takviye yapacak ama kalan bütçeleriyle savunma uzmanı bir gard ve ortayı iyi kapayacak bir pivot bulmaları çok zor. Bulsalar dahi bu üçlünün aralarında görev dağılımı yapmaları lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Normal sezonda ortalığı dağıtırlar, playoff zamanı şampiyon olamazlar. Birbirini tamamlayan oyuncular değiller. Gelecek sezonun ortasında da en az biri takas olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-7163703087162089050?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7163703087162089050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7163703087162089050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/miami-heat-sampiyonluk-atesi-sonuyor.html' title='Miami Heat; Şampiyonluk Ateşi Sönüyor'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDneR0uxPOI/AAAAAAAAAME/LvPs8fxR54w/s72-c/lebron-james-chris-bosh-dwyane-wade-introduced-in-miami-7821fbe30df9302c_large.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-7693884802876815967</id><published>2010-07-09T18:42:00.003+03:00</published><updated>2010-07-09T19:26:07.500+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEŞİKTAŞ'/><title type='text'>GUTİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDdNbzQ9AeI/AAAAAAAAALc/drfoicyQQGI/s1600/Real%2BMadrid%2BCF%2Bv%2BCD%2BNumancia%2BLa%2BLiga%2B553T4iCEMmWl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491943410614731234" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 212px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDdNbzQ9AeI/AAAAAAAAALc/drfoicyQQGI/s320/Real%2BMadrid%2BCF%2Bv%2BCD%2BNumancia%2BLa%2BLiga%2B553T4iCEMmWl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bir Real Madrid efsanesi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Dünyanın neresinde olursa olsun bir futbolsever geçtiğimiz sezonu düşünerek gözlerini kapasa, tuttuğu takımın yaşattığı heyecanları bir kenara bıraksa sadece ama sadece futbolu düşünse aklına ne gelir? Evet tamam, ilk aklına gelen İsim Messi olur. Messi'nin geçirdiği harika sezon... eyvallah. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Messi'yi bir kenara bırakırsak geçen sene itibariyle dünyada futbol severleri heyecanlandıran, büyüleyen üç hareket oldu. Anlata anlata bitirilemeyecek cinsten üç hareket... Zlatan İbrahimoviç'in sırtıyla Messi'ye verdiği pas, Didier Drogba'nın Stoke maçında topuğuyla yaptığı kontrol, Guti'nin Deportivo maçında kaleciyle karşı karşıya kaldığı sırada Benzema'ya verdiği pas...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Şimdi bu listeden biri geliyor, İstanbul'a bir futbol sanatçısı geliyor, İstanbul 2010 avrupa kültür başkenti kapsamında transfer yapıldı denilse yeridir. Öyle değişik, öyle özel bir adam. Futbol zekası, top tekniği, oyunu okuyuşu eşsiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yaşı bir ehemmiyet arzetmiyor zira Guti gibi oyuncuların, gibi dediğime bakmayın üç beş tanedir hepi topu, performansları yaşlarıyla ilintili değildir. Oyunları; fizik güç, kondüsyon, atletik yetenekler gibi yaş ile değişen özelliklere bağlı değildir. Futbol oynama iştahlarını korumaları elzemdir, Guti'nin canı futbol oynamak istiyorsa, isterse muazzam performans gösterir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hem neden oynamak istemesin? İnönü'de ölüyü diriltecek bir futbol seyircisi, Beşiktaş taraftarı var. Üstelik onlar da yıllardır, Sergen Yalçın'dan beri, böyle bir futbol ustasının hasretini çekiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Varlığı, bir futbol maçını izlemek için yeterli sebeptir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-7693884802876815967?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7693884802876815967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7693884802876815967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/guti.html' title='GUTİ'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDdNbzQ9AeI/AAAAAAAAALc/drfoicyQQGI/s72-c/Real%2BMadrid%2BCF%2Bv%2BCD%2BNumancia%2BLa%2BLiga%2B553T4iCEMmWl.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-7172047559167581100</id><published>2010-07-09T11:37:00.004+03:00</published><updated>2010-07-09T13:11:03.134+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>KOBE-LEBRON KIYASLAMASI SONA ERDİ.</title><content type='html'>&lt;div&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0e5fAnEI/AAAAAAAAALE/-Sz4VQZ3dlo/s1600/kobe-v-labron.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491845607289035842" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 149px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0e5fAnEI/AAAAAAAAALE/-Sz4VQZ3dlo/s320/kobe-v-labron.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İki oyuncuyu kıyaslamanın en kolay yolu; playoff performanslarına ve seçimlerine bakmaktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Lebron James'in yaptığı seçimin doğal sonuçlarından biri de; Kobe ile kıyaslanmasının sona ermesi. Tam olarak aynı devrin oyuncusu olmayan iki oyuncunun sağlıklı şekilde kıyaslanabilmesi için kariyerlerinin sona ermesi gerektiğini düşünürüm fakat James'in seçimi, o kadar beklememizi anlamsız kılıyor zira seneye finali Miami Heat ile Lakers oynarsa finalin sunumu; Kobe vs James olmayacak, Kobe vs Big Three olacak. Artık James'in takımı diye bir şey kalmadığına ve oynadığı takımın başarılarında aslan payı o'na verilmeyeceğine göre bu kıyaslamanın hesabı kesilmeli, vakit gelmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kobe Bryant eskiden görece daha az sevilen bir oyuncuydu. O'neal ile beraber kazandıkları üç şampiyonluk zamanında insanlar Kobe'yi pek sevmiyordu. Kobe'nin karakteri, insanlara bakışı, siz O'neal olmasa şampiyon olamayacağımı düşünüyorsunuz ama o da ben olmasam şampiyonluk kazanmazdı havasını vermesi, kibiri, gururu, egosu... O'neal'in yanında Carter, T-mac, İverson gibi devrin yıldızlarından hangisi Kobe'nin yerinde olursa olsun yine Lakers'ın şampiyon olacağı düşünülüyordu. Şampiyonluğu kazandıran asıl oyuncu Kobe dahil herkesin bildiği gibi O'neal idi. Bu inanış doğruydu lakin Kobe'ye zaman zaman biraz haksızlık da edilmiyor değildi. Lakers üç şampiyonluk kazanırken en çok zorlandığı an; Portland karşısında elenmek üzere olduğu andı. Hanedan ilk şampiyonluğu kazandığı, Portland karşısında yedinci maçta son çeyrek içinde 15 sayı geriye düştükleri zaman Kobe, sahne aldı maçı, turu ve Lakers tarihini değiştiren bir performans sergiledi. Elbette aslan payı hala O'neal'e aitti lakin Kobe başkasının gölgesi altında yaşayabilecek insanlardan biri değildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kobe, O'neal ile arıza çıkarmasa, şu adam ile beraber oynamaya devam etsem parmaklarım yüzükten geçilmez, köprüyü geçene eyvallah der dünyalığımı yapar, şampiyonluğa doyarım dese O'neal takımdan ayrılmaz ve beraber bir-iki şampiyonluk daha kazanırlardı. Kobe, O'neal dahil kimseye yancı olmak istemediği için, başrol olmak istediği için, bir efsane olmaya giden yolun bir takımı şampiyon yapan temel adam olmaktan geçtiğini bildiği için yüzük yerine başarısız olmak pahasına arıza çıkardı. Oynadığı takım şampiyon olacaksa finallerin en değerli oyuncusu tereddütsüz bir şekilde kendisi olmalıydı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bu yolda çok acılar çekti, felaket oyuncularla aynı takımda oynamak zorunda kaldı. Üstelik takımdan ayrılan O'neal bir yüzük daha almıştı. Kobe seneler içinde bireysel ödülleri heybesine doldurdu. MVP oldu, 81 sayı attı... Nihayetinde yanına yardımcı bir adam olan Gasol'un gelmesiyle beraber ( yardımcı şart; Batman-Robin, Jordan-Pippen, Superman- Clark Kent ) tekrar şampiyoluk yoluna girildi. Kobe ile Lakers bu süre zarfında üç kere final oynayıp iki kere şampiyon olurken finallerin MVP'si elbette Kobe idi. Kobe'nin son kazandığı şampiyonluktan sonra artık O'neal'den bir fazla yüzüğüm var demesi latife elbet lakin bir geçmişe, Kobe'nin seçimine de bir gönderme var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0fT--8UI/AAAAAAAAALM/_kKBKtD0Mzs/s1600/bron-kobe-7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491845614402466114" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0fT--8UI/AAAAAAAAALM/_kKBKtD0Mzs/s320/bron-kobe-7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bu noktada Jordan vs Kobe kıyaslamasının da Boston karşısında kaybettikleri finalle beraber sona erdiğini düşünüyordum. Mesele sadece kaybetmeleri değildi Kobe, Jordan'ın kazanmak için tanrı modunda oynadığı söylenen salonda Kaan Kural'ın deyimiyle Vujajic gibi oynamıştı. Jordan, hiçbir finali kaybetmedi, kaybetmediği gibi bu şekilde de bir performans düşüklüğü yaşamadı. Fakat James'in yaptığı seçim sonucunda Kobe çıkar ve three amigos'u yenerse; Jordan vs Kobe kıyaslaması en azından gösterdikleri performans açısından tekrar masaya yatırılabilir hale gelir. Dosya arşivden çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Lebron James, böyle bir seçim yapmamış olsaydı; James vs Kobe kıyaslamasında gelinen noktayı incelemek için Boston'a gitmek yeterli olacaktı. Geçen sene playoff zamanı Boston savunması iki süper yıldızı da test ederek bir çeşit terazi görevi gördü. Lebron James, Boston karşısında istatistiklere bakılınca iyi bir seri geçirmiş gibi gözükse de sahaya bakılınca bir adım ileri çıkmayan hatta daha doğru bir ifadeyle bir adım adım geri atan bir adam gördük. Sert Boston savunması karşısında yıldı ve kendi oyununun dışına çıktı. Dirsek sakatlığının bu durumu etkilediği söylenebilir lakin büyük yıldızlar kazanmak için oynarken, acıya ve baskıya karşı dayanıklı oldukları için yaz zamanı yapılacak kontrattan ziyade yüzüğe odaklandıkları için büyük yıldız olarak anılırlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Lebron James, Miami Heat forması giymeyi tercih ederek bir seçim yapmış oldu. Seçim yapmak demek bir şeyi başka şeylere tercih etmek demektir. Bu yüzden her seçim bir kaybediştir. Lebron James, iki süper yıldıza yancı olarak three amigos müessesini seçti ve tek başına bir efsane olma şansını, tüm zamanların en iyisi olarak anılma fırsatını kaybetti. Elbette tarih boyunca başka zamanlarda da üç süper yıldızın bir araya gelmeyi tercih ettiği zamanlar oldu, olmadı değil. Rockets forması altında yüzük için birleşen; Hakeem, Barkley, Drexler üçlüsü gibi yahut Boston forması altında yüzük için birleşen; Allen, Garnett, Pierce gibi. Bu birleşmelerin özelliği; bizden geçiyor kariyerimiz son baharına giriyor gitmeden bir yüzük kazanalım türünde birleşmeler olmasıydı. NBA organizasyonunda bu tür birleşmelerin anlamı; ben bu yolda gidemiyorum kardeş bir el atın demektir, böyle erken yaşta bir birleşme çabuk pesetme anlamına da gelir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İki oyuncunun seçimleri ortada. Kobe, O'neal gölgesinde daha fazla kazanmak yerine kendi başına yüzük kazanma yolunu seçti. James, kendi başına yüzük kazanmak yerine big three olayına girdi. Kobe, playoff zamanı büyürken Lebron James, küçülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0ftem_TI/AAAAAAAAALU/DS5JeJleBzk/s1600/kobe_bryant_lebron_james_most_valuable_puppets_nike_video_ads.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491845621246000434" style="WIDTH: 284px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0ftem_TI/AAAAAAAAALU/DS5JeJleBzk/s320/kobe_bryant_lebron_james_most_valuable_puppets_nike_video_ads.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bu kıyaslama sona ermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-7172047559167581100?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7172047559167581100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7172047559167581100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/kobe-lebron-kiyaslamasi-sona-erdi.html' title='KOBE-LEBRON KIYASLAMASI SONA ERDİ.'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDb0e5fAnEI/AAAAAAAAALE/-Sz4VQZ3dlo/s72-c/kobe-v-labron.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-342283308608226306</id><published>2010-07-09T04:38:00.005+03:00</published><updated>2010-07-09T05:00:03.308+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>JAMES ARTIK KRAL DEĞİL BİR SİLAHŞÖR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDaAUGMtD6I/AAAAAAAAAK8/Xc9LIWr10No/s1600/wade-lebron-bosh_480064c.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491717878374535074" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 231px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDaAUGMtD6I/AAAAAAAAAK8/Xc9LIWr10No/s320/wade-lebron-bosh_480064c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;O lakabın değişmesi gerek artık. King diye çağırdığın adam, bulunduğu şehrin, organizasyonun, takımın lideri, bir numaralı adamı, kralı olur. İki süper yıldıza yancı olarak gitmesi demek artık kral değil üç silahşörlerden biri olması demektir. Miami'ye gideceğine dair dedikoduların ayyuka çıkmasına rağmen bir türlü ihtimal vermek istemiyordum zira bu seviyede adamların böyle erken bir yaşta; şampiyonluk oluşturmak için big three olayına girmelerini pek aklım almıyordu. Dört olası takımdan en az ihtimal verdiğim takıma gitti. Böyle erken bir yaşta üç yıldızın aynı takımda buluşması olacak iş değil.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Elbet biri ister istemez önce çıkacak, o kim olacak? bunu geçtim takımın geri kalanına nasıl para verilecek? Bunu da geçtim şampiyon olamazlarsa sağlam patlamış olmayacaklar mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bu habere en çok sevinen isim, şu an ligin tek gerçek kralı olan isim; Kobe Bryant. Çaptan düşmeden, yaşlanmadan şunları dünya gözüyle bir tokatlıyayım diye haziranı beklemeye başlamıştır. İşte James ile Kobe'nin farkı da bu. Kobe kariyeri boyunca sadece zamanının yıldızlarıyla yarışmadı aynı zamanda tüm zamanların en iyisiyle yarışmaya çalıştı, O şekilde çalıştı, o şekilde hareket etti. James ise başarılı olmak için zamanının en iyileriyle aynı gemiye binmeyi seçerek tüm zamanların en iyileriyle yarışma şansını kafadan kaybediyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Miami şampiyon olsa; e normal denecek, olmasa üç süper yıldız tefe konacak. Büyük bir risk. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kobe; rekabetle, meydan okumayla yaşayan bir adam. Kendi devri yetmedi tüm zamanların en iyisiyle kapışmaya çalıştı Şimdi alt devreler yancı olmuş ligin kralının karşısına çıkmaya çalışıyor. Kobe için nefis, bulunmaz bir fırsat.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-342283308608226306?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/342283308608226306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/342283308608226306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/james-artik-kral-degil-bir-silahsor.html' title='JAMES ARTIK KRAL DEĞİL BİR SİLAHŞÖR'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDaAUGMtD6I/AAAAAAAAAK8/Xc9LIWr10No/s72-c/wade-lebron-bosh_480064c.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5244868253313427136</id><published>2010-07-08T17:44:00.006+03:00</published><updated>2010-07-08T18:15:38.719+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>ARANILAN ÖN LİBERO BULUNDU; LORİK CANA</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;Resmi sitede transfer haberi yer alana kadar doğruluğuna inanamadım. Çok iyi bir transfer olduğu kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani halı sahalarda göbekli kel elemanlar vardır. Forvet oynarlar ve oynadıkları yerden kımıldamayıp bütün takıma emir yağdırırlar. Koş, vur, şahsi oynama diye takımı idare ederler. Şimdi bu adamın yerine Lorik Cana'yı koyun. Lorik Cana bu modelin, söylediklerini yapan ve doğru taktik veren versiyonudur. Sürekli talimat yağdırır ama kendisi de herkesten daha fazla koşar ve takım için mücadele eder, söylediği şeyler de takımın selameti açısından doğru olan şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir defa zeki bir oyuncu, pozisyon almayı çok iyi biliyor. Bazı önliberolar vardır hani top ayaklarındayken ellerini açarak koşan, doğru yerde durmayı bilmediği için haybeye fazla koşan... Cana doğru yerde durur ve takımı idare eder. Sert bir oyuncu olduğunu söylemeye lüzum yok, malum. Mücadele gücü yüksek, gözünü budaktan sakınmayan modern bir rambo yusuf diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha içinde takım arkadaşlarıyla yakından ilgilenir, Münir Özkul şefkatiyle yaklaşıp onlara yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top ayağındayken basit oynar, temiz oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray doğru yere doğru bir adam aldı. Bu kalibrede bir oyuncu için yıllık 2 milyon euro, bonservis olarak verilen 4.5 milyon euro gayet makul rakamlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5244868253313427136?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5244868253313427136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5244868253313427136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/aranilan-on-libero-lorik-cana.html' title='ARANILAN ÖN LİBERO BULUNDU; LORİK CANA'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6193135394732850069</id><published>2010-07-08T15:09:00.005+03:00</published><updated>2010-07-08T16:02:13.562+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>LEBRON JAMES NEREYE GİDECEK?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDXK_RjznlI/AAAAAAAAAKs/hc4YdyqAUP4/s1600/lebronjames.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491518509042343506" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDXK_RjznlI/AAAAAAAAAKs/hc4YdyqAUP4/s320/lebronjames.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sophie'nin seçimi kadar mühim bir seçim olamaz elbet lakin Lost'un finali kadar merak uyandırdığı, ilgi çektiği de bir gerçek. Ben diyim üç siz diyin dört senedir bu seçim merak ediliyor. Cevabı bu gece belli olacak. James'in aslında black smoke olduğunu öğrenmeye saatler kala seçenekler dörde inmiş gibi gözüküyor. Yapacağı seçim yalnızca bir takımın değil bir ligin kaderini de etkileyebilir. Seçenekler üzerinden bir değerlendirme;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000099;"&gt;CLEVLAND CAVALİERS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Lebron James'e gidip sorun sende değil bende hesabı, sorun senin oyunculuğun değil bu takımın üzerinde bir şanssızlık var, ejderha olsan farketmez şampiyon olamazsın desek haksız sayılmayız. Çocuk yaşında susam sokağı izleme konusunda ısrarcı olmayıp Jordan'ın "the shot" ını görseydi, burası konusunda başka fikirleri olurdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Olmadı... Lebron James her türlü bireysel başarıyı kazandı ama Cavs forması altında şampiyonluk kazanamadı. NBA yıldızının kaderidir bu, yüzüğün kadar konuşursun. Bu başarısızlık, James üzerine öyle ya da böyle bir loser etiketinin yapışmaya başlamasını sağladı. Bu durum hoşuna gitmiyor olmalı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Cavs'ı seçerse seçme sebebi; yarım bıraktığı işi tamamlamak, üzerindeki etiketi kaldırmak için. Cavs'ı şampiyon yapamadan ayrıldı dedirtmemek için. Başka herhangi bir takımla anlaşırsa alacağı para Cavs'tan alacağı paradan az olacak ama sanmıyorum o aradaki farka takılsın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Cavs'ı seçmeme sebebi; yeter arkadaş sizinle mi terbiye olacağım demesi olabilir mesela... Bir türlü yanıma oynayacak doğru dürüst adam vermediniz, yüzüksüz yaşlanıp evde kalan kız ruh haline soktunuz, sizi baba sayıyla mı verdiler, ben büyük şehre gidip spotların altında yaşayacağım... diyebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;MİAMİ HEAT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Dedikodulara bakılırsa Miami'yi seçip Wade-Bosh ikilisine katılacak deniyor ama pek ihtimal vermiyorum. Olabilir elbet lakin bana çok mantıklı gelmiyor. Yüzük istiyor eyvallah da böyle bir seçim yüzük garantisi olmadığı gibi şampiyon olsalar dahi Jordan'ı geçtim Kobe ile de tarih önünde yarışamayacağı anlamına gelir. Varsayalım İsmail, Miami şampiyon olsun... mvp kim olacak, mvp olmayan bu duruma razı olacak mı? O tür bir şampiyonluk kazanılırsa o takım Lebron'ın takımı ( ya da Wade'in takımı ) olarak anılmayacak. Bu tür bir algı egosunu incitmez mi? Hem tüm zamanların en iyilerinden biri olmaya kasacaksın hem de şampiyonluklar senin adınla anılmayacak... Siz bakmayın imzalar öncesi Wade-Lebron arasında what's up bro muhabbetlerine büyük sporcuların egosu büyük olur... Böyle bir üçlü birleşimi en son yapan takım Celtics oldu ama orada şöyle bir durum vardı. Uzun yıllar leş kadrolarla loser olan üç süper yıldız yaşları daha fazla ilerlemeden bir araya gelme yolunu seçti, bir yüzük uğruna... Lebron böyle bir yolu seçer mi? aklım almıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bir de takım kimyası diye bir şey var nihayetinde, üç yıldız bu paraları alırsa geri kalanlar nasıl olacak? Hangisi daha az top kullanmaya razı olacak? Daha da önemlisi üçü birlikte geçirdikleri ilk yıl sonunda şampiyon olamazlarsa alacağı tepkileri göğüsleyebilirler mi? Lebron, bu riske girer mi? Hiç sanmıyorum.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;CHİCAGO BULLS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kağıt üzerinde Lebron James için en ideal takım. Etrafında Derrick Rose, Carloa Boozer, Joakim Noah gibi önemli oyuncular var. Amerika'nın büyük şehirleriden biri. Yüzük kazanma şansı var. Şampiyon olursa Lebron James'in takımı şampiyon oldu denilecek. İstediği parayı alabilecek. Bulls şu haliyle Lebron için biçilmiş kaftan da tek bir sorun var, işler kötü giderse tavandaki forma üzerine düşebilir ve o formanın altından kalkacak bir babayiğit yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Jordan'ın formasının gölgesi altında oynaması demek daha fazla baskı daha fazla sorumluluk demek.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000099;"&gt;NEW YORK KNİCKS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Doksanlı yıllarda Fenerbahçe taraftarı nasıl çile çektiyse ikibinli yıllarda da Knicks fanları öyle bir çile çekti. Bir gün olsun yüzleri gülmedi. Doksanlar yıllar boyunca da canları, Reggie, Hakeem, Duncan ve tabi Jordan gibi oyuncular tarafından çok yandı ama en azından arkasında duracakları sağlam bir takımları vardı. Sert savunma yapan, terinin son damlasına kadar mücadele eden, iki kere final oynayan sağlam bir takım. Acı dolu yılların sonunda sabrın sonu sabrina hesabı, çilekeş Knicks fanları Lebron James'i bekliyor. New York takımı da allah var bu sefer olabildiğince düzgün bir şekilde üç senedir buraya hazırlıyor kendini...&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Üç senedir sorulan Lebron nereye gidecek sorusunun cevabı için bir numaralı favori her zaman Knicks olmuştu lakin 2010 yazı geldiği zaman favori pozisyonunu kaybetmiş gibi bir hava var. Amare ile imzalayıp Lebron'a bir mesaj vermiş olsalar da takımın geri kalanı sanki o kadar hazır değil gibi hatta şimdiden Carmelo dedikoduları Lebron dedikodularının önüne geçmiş durumda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Madison Square Garden, özel bir yer. Deplasmana giden oyuncular bile en iyisini göstermeye çalışıyorlar. Seyircileri genel seyircilere göre farklı, olayın daha çok içindeler. Lebron burayı seçerse New York gibi önemli bir yerde en öne çıkan figür olacak. Orada yaparsan her yerde yaparsın sözü de cebinde üstelik. Orada şampiyon olursa kopacak yaygarayı düşünmek bile böyle yüksek egolu oyuncuları heyecanlandırmaya yetebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bana göre seçme ihtimaline göre takımlar şöyle sıralanıyor;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1- BULLS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2- KNİCKS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;3- CAVS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;4- HEAT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6193135394732850069?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6193135394732850069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6193135394732850069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/lebron-james-nereye-gidecek.html' title='LEBRON JAMES NEREYE GİDECEK?'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDXK_RjznlI/AAAAAAAAAKs/hc4YdyqAUP4/s72-c/lebronjames.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-776248138136879961</id><published>2010-07-08T11:23:00.006+03:00</published><updated>2010-07-08T11:46:15.856+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>RAY ALLEN İKİ YIL DAHA CELTİCS YEŞİLİ GİYECEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDWO3vJxG-I/AAAAAAAAAKk/bojugDDwOIg/s1600/Detroit%2BPistons%2Bv%2BBoston%2BCeltics%2BGame%2B5%2BFxXXVUiP8MWl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491452408849570786" style="WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDWO3vJxG-I/AAAAAAAAAKk/bojugDDwOIg/s320/Detroit%2BPistons%2Bv%2BBoston%2BCeltics%2BGame%2B5%2BFxXXVUiP8MWl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ray Allen iki yıl daha Celtics yeşili ile sahaya çıkacak. İki yıl için 20 milyon dolar gibi bir para karşılığında anlaşma yapılmış. Böylelikle şampiyon Celtics kadrosu bir arada olmaya devam ediyor. Bırakma durumu olan koç Doc Rivers takımın başında kalmaya devam ediyor. Paul Pierce sözleşmesini yeniledi ve son olarak Ray Allen ile anlaşma sağlandı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir gerçek var. Şampiyon Celtics beşi sağlam olduğu zaman şampiyonluk ile arasına kimse giremedi. Önceki sene KG'nin sakatlığı bu sene son iki maçıran Perkins olmasa Celtics, bu kadronun beraber oynadığı üç sene zarfında birden fazla yüzük kazanabilirdi. Kesin kazanırdı demek zor ama mesela son Lakers maçında Gasol karşısında Perkins'i gördüğü zaman oyunu o kadar domine edemezdi demek makul. Ha tabi bunu gören Kobe, maçı yine de alabilecek bir kapasiteye sahip ama mesele şu; Boston Celtics kadrosu kendine güveniyor ve güvenmeleri için de kendilerince haklı ve makul sebepleri var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk beş konusunda bir şüphe yok. Bench katkısı önemli, Rondo yedeği ve pota altı takviyesi önemli. Haberlere göre Jermaine O'neal ile anlaşmaya çok yakınlar. Tam Celtics için uygun oyuncu. İyi savunma yapan, blok tehditi olan, oyuna girdiği zaman Celtics savunmasının sertliğini devam ettirecek bir adam. Rondo'ya bir alternatif ile tekrar şampiyonluk mücadelesi verilebilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ray Allen, playoff zamanı Seattle günlerinden kalma bir performans sergiledi. Rondo dışında takıma en önemli katkıyı veren oyuncu oldu. Final serisinde peşpeşe gösterdiği iki performansla olumlu ve olumsuz anlamda tarih yazdı. Asıl büyük katkısını beklendiği yahut tahmin edildiği gibi hücumda yapmadı. Ligin ve dünyanın bir numaralı hücum gücü olan Kobe Bryant'ı süper savundu. Kobe, bu kadar savunulabilir. Sezon ortasında takas edilmesi bekleniyorken gösterdiği playoff performansı sayesinde bu kontratı aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-776248138136879961?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/776248138136879961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/776248138136879961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/ray-allen-iki-yil-daha-celtics-yesili.html' title='RAY ALLEN İKİ YIL DAHA CELTİCS YEŞİLİ GİYECEK'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDWO3vJxG-I/AAAAAAAAAKk/bojugDDwOIg/s72-c/Detroit%2BPistons%2Bv%2BBoston%2BCeltics%2BGame%2B5%2BFxXXVUiP8MWl.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-1811428945385589710</id><published>2010-07-08T01:45:00.002+03:00</published><updated>2010-07-08T12:19:57.921+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>ALMANYA-İSPANYA; TOPU TUTAN KUPAYI KAZANIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR80uNZnI/AAAAAAAAAKU/yi-3tKqydZM/s1600/spain.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491315057290471026" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR80uNZnI/AAAAAAAAAKU/yi-3tKqydZM/s320/spain.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;İspanya sahaya Barcelona olarak çıktı. Tek fark; Messi'nin yerine Xavi Alonso'nun oynamasıydı. Seneye Barcelona sahaya çıkarken sadece Messi-Xavi Alanso değişikliği olacak. İlk 11 olarak sahaya çıkıp da Barcelona forması giymeyen diğer oyuncuların ikamesi Barca kadrosunda mevcut. Sergio Ramos gibi ofansif bir sağ bek olan Daniel Alves, Capdevilla gibi defansif yanı daha güçlü olan bir sol bek; Eric Abidal ve kaleci farkı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu oyuncu farkı bir taktik farkını gösteriyordu. Del Bosque takımı topu ayağında isterken defans konusunda da çok hassas, göbekte oynatacağı bir fazla orta saha oyuncusunu hücum oyuncusuna tercih ediyor. Sağ bek olan Ramos'u sağ açık olarak kullanma yoluna gidip tek bir açıkla oynuyor. Barcelona'dan dolaşarak oynamaya alışkın olan Pedro tercihi de biraz bu yüzden. Formda olan Villa'yı öne çekip Pedro gibi gezgin bir forvet arkası tercih ediliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Almanya turnuva boyunca gördüğümüz takım gibi oynayamadılar zira Almanlar bu sefer orta saha üstünlüğünü kazanamayacakları bir rakibi karşılarında buldular. ingilizlerin ve Arjantinlilerin karşısında kolaylıkla orta saha kontrolünü eline alan ve topu ele geçirdiği zaman topluca hücuma çıkma şansı bulan Almanya, topu ele geçiremeyince oyunda üstünlüğü de ele alamadılar. Turnuvanın yıldızı olan Schweinsteiger , karşısında dünyanın en iyisi olan Xavi'yi bulunca çaresiz kaldı. Almanya ilk otuz dakika tamamlanırken rakip kaleye şut atamamıştı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR7As_6KI/AAAAAAAAAKE/eiwbvH4xRz0/s1600/iker.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491315026146879650" style="WIDTH: 238px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR7As_6KI/AAAAAAAAAKE/eiwbvH4xRz0/s320/iker.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredeyse bütün oyun İspanya kontrolünde geçmesine rağmen çok ilginç dönüm noktaları yaşandı. Maçın o ana kadar en net pozisyonunu ikinci yarının ortalarında Almanya'nın bulmuş olması, tıpkı Paraguay maçında olduğu gibi... İki pozisyonda da kaptan kaleci İker Casillas takımını kurtardı. Topun hakimi olan İspanya bir anda bir kez daha maçın en önemli pozisyonunu rakibe verdi. Bütün maç topa hakim olan, kornerleri bile kısa paslara dayalı bir organizasyon dahilinde kullanan ve Almanya takımına göre kısa olan İspanya, Xavi'nin direkt olarak ceza sahasına havadan kestiği ender yan toplardan biri ile golü buldu. Bu kadar organizasyona rağmen golün duran top ile gelmesi... En tehlikeli organize atağı topla çok daha az oynayan Almanya'nın yapması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her kupa futbol adına bir ders verir ve sonraki yıllarda futbolun gittiği yolu etkiler. Bu kupanın dersi şimdiden belli oldu; Maçı kazanmak için topu ayağınızda tutmanız gerekir. Topu kazanmak ve ayağınızda tutmanız için orta sahaya hakim olmanız gerekir. Dört sene önce bir defans oyuncusu olan Cannavaro kupanın oyuncusu seçilmişti şimdi bir orta saha oyuncusu seçilecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUSfOoOa7I/AAAAAAAAAKc/ojKxqOQWpCU/s1600/xavii.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491315648360246194" style="WIDTH: 236px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUSfOoOa7I/AAAAAAAAAKc/ojKxqOQWpCU/s320/xavii.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hollanda mı? İspanya mı? sorusunun cevabını bulmak için başka bir sorunun cevabına bakmak gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Xavi mi? Sneijder mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR7Soe1GI/AAAAAAAAAKM/7zDZ5PyGBEA/s1600/kalk.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491315030959772770" style="WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR7Soe1GI/AAAAAAAAAKM/7zDZ5PyGBEA/s320/kalk.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Puyol'un; kalk Appiah kalk allahın dediği olur misali; kalk Schweinsteiger kalk Xavi'nin dediği olur diye gönül aldığına bakmayın. Bastian Schweinsteiger ve takım arkadaşları sayesinde dünya gözündeki Almanya algısı değişti. Eskiden turnuva takımı gibi klişe sözlerle, aslında iyi ve güzel futbol oynamadığı halde bir şekilde kazanan ve kazandığı zaman futbol severleri değil de sadece almanları mutlu eden bir takım olarak anılırdı. Şimdi Almanya kupayı kazanamadı ama futbol severlerin gönlünü kazandı. Oynadığı güzel futbolla iz bıraktı. Turnuva genelinde en iyi top oynayan takım olarak kupaya veda etti. Bu sefer kupa yerine gönülleri kazandı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR7Soe1GI/AAAAAAAAAKM/7zDZ5PyGBEA/s1600/kalk.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-1811428945385589710?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1811428945385589710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1811428945385589710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/almanya-ispanya-topu-tutan-kupayi.html' title='ALMANYA-İSPANYA; TOPU TUTAN KUPAYI KAZANIR'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDUR80uNZnI/AAAAAAAAAKU/yi-3tKqydZM/s72-c/spain.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6364388496080250773</id><published>2010-07-08T00:13:00.000+03:00</published><updated>2010-07-08T01:25:46.556+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>BOOZER, BULLS İLE ANLAŞTI, HERKES MURADINA ERDİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDTz0_MrP9I/AAAAAAAAAJ8/BtO5OZfo6hE/s1600/566365-carlos_boozer_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491281937314824146" style="WIDTH: 179px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDTz0_MrP9I/AAAAAAAAAJ8/BtO5OZfo6hE/s320/566365-carlos_boozer_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bulls nihayet yıldız seviyesinde bir pota altı oyuncusu ile anlaştı. Takımın en önemli eksiği olarak gözüken içeriden skor yapabilecek oyuncu eksikliğini Carlos Boozer ile beş yıllığına 80 milyon dolar karşılığında kapadılar. Nihayet diyorum zira Bulls yönetimi iki tane şampiyon power forvet oyuncusunu kaçırdıktan sonra bu noktaya geldi. Yakın zaman içinde Garnett'i ve Gasol'u takas etmenin eşiğinden döndüler daha doğrusu ellerinde bulunan Kirk Heinrich, Luol Deng ve Ben Gordon gibi oyuncular konusunda fazla iyimser düşüncelere sahip oldukları için bu takasları yapmadılar, olmadı. KG, Boston ile bir, Gasol Lakers ile iki kere şampiyonluk yaşadı ve nihayetinde Bulls takımının skor yapabilen PF sorunu kronik bir hal aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2010 yazına gelindiği zaman Bulls, birini bile feda edemediği üç oyuncu üzerine takım kurmaktan vazgeçmişti. Takım, Derrick Rose ve Joakim Noah üzerine kurulmuş ve Luol Deng ile Kirk Heinrich'in yardımcı rolleri üstlendiği bir takım haline gelmişti. Her şey değişmiş kadronun skorer PF ihtiyacı değişmemişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yazın önde gelen power forvetleri olan Amare'nin New york, CB4'un Miami yolunu tutması demek Boozer'ın alınmasının farz olması demekti. Bulls doğru bir hamle yaparak kadrosuna Boozer'ı kattı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Boozer açısından bakarsak nihayet istediği gibi şehirde oynama fırsatına kavuştu diyebiliriz. Salt Lake City'i sıkıcı bulan ve üç büyüklerden birinde oynamak isteyen Boozer sonunda üç büyüklerden birine gitti. LA ve New York kısmet olmadı ama rüzgarlı şehir Chicago kısmet oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Boozer yine iyi bir oyun kurucuyla beraber oynama fırsatını buluyor. Rose, Deron kadar takım odaklı bir oyun kurucu olmasa da iyi bir oyun kurucu. Deron'ı çok aramaz Memo'yu arayacağı kesin. İçeriden sırtı dönük oynarken Memo'nun adamı yardıma gidemediği için Boozer alan bulup sayıya gidiyordu. Noah şut tehditi olmayan savunma ve reb katkısıyla ön plana çıkan bir oyuncu. Boozer, savunma konusunda, pis işler konusunda daha rahat eder ama Memo'yu da hücum ederken arar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son kertede iyi bir transfer oldu, iki taraf da istediğine kavuştu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6364388496080250773?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6364388496080250773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6364388496080250773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/boozer-bulls-ile-anlasti-herkes.html' title='BOOZER, BULLS İLE ANLAŞTI, HERKES MURADINA ERDİ'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDTz0_MrP9I/AAAAAAAAAJ8/BtO5OZfo6hE/s72-c/566365-carlos_boozer_large.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-7619768416530538634</id><published>2010-07-07T17:33:00.000+03:00</published><updated>2010-07-07T17:48:04.438+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>MİAMİ HEAT; ŞAMPİYONLUK ATEŞİ TEKRAR YANMAYA BAŞLADI...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDSTGFg22DI/AAAAAAAAAJs/ZgPFyGpokqw/s1600/chris-bosh1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491175578439964722" style="WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDSTGFg22DI/AAAAAAAAAJs/ZgPFyGpokqw/s320/chris-bosh1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Chris Bosch için artık bu günler geride kaldı. Kaldır kafanı bak Miami radyolarında senin için ne çalıyor; welcome to Miami.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2010 yazının şu ana kadar olan en önemli hareketine Miami imza attı. Süper yıldızları Dwayne Wade'i ellerinde tutmalarının yanı sıra şu anda pazarın en önemli üçüncü adamı pozisyonundaki Chris Bosh ile anlaştılar. Her NBA takımının rüyası olan kısa bir süper yıldız ile uzun bir süper yıldız birlikteliğini sağladılar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şampiyonluk sezonunda sonra sadece Wade'in eline bakan, Wade olmadığı zaman seyircilerine acı çektiren Miami, Toronto ile bir türlü başarıyı yakalayamayan Bosh'u alarak doğal şampiyonluk adayı haline geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Heyecanla beklenen 2010 yazı, en sıcak yeri daha da ısıttı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki süper yıldızın beraber oynamayı kabul etmesi hatta açık konuşalım Bosh'un Wade'in yanında ikinci adam olmayı kabul etmesi , Chris Bosh'un öncelikli hedefinin para olmadığını, yüzük sahibi olmak için egosundan feragat ettiğini gösteriyor. Tek başlarına oldukları takdirde şampiyonluk kaf dağının arkasında kalabilirdi, bir takımın franchise oyuncusu olup yüzüğe hasret kalabilirlerdi. Hala da kafadan şampiyon olacaklar diyemeyiz elbet ama olaya bakış açıları çok kıymetli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDSTGmsElFI/AAAAAAAAAJ0/-Eq1Knxd3q0/s1600/a981a5b0e4579595fec590acb2b4a691.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491175587345372242" style="WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDSTGmsElFI/AAAAAAAAAJ0/-Eq1Knxd3q0/s320/a981a5b0e4579595fec590acb2b4a691.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu imza ile birlikte Lebron James'in de bir şekilde New York ya da Bulls farketmez doğuda kalacak olması, uzun yıllar sonra ilk defa doğu takımlarının batı takımlarının önüne geçtiğini gösteriyor. Doğu şampiyonu olmak, batı şampiyonu olmaktan daha zor olacak bağlamında söylüyorum.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-7619768416530538634?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7619768416530538634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/7619768416530538634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/miami-heat-sampiyonluk-atesi-tekrar.html' title='MİAMİ HEAT; ŞAMPİYONLUK ATEŞİ TEKRAR YANMAYA BAŞLADI...'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDSTGFg22DI/AAAAAAAAAJs/ZgPFyGpokqw/s72-c/chris-bosh1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-526939310854528849</id><published>2010-07-07T13:09:00.000+03:00</published><updated>2010-07-07T14:04:44.713+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>SEMİH ERDEN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDRXEa_mkZI/AAAAAAAAAIs/iqeH8LCgUD8/s1600/5915750.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491109579148661138" style="WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDRXEa_mkZI/AAAAAAAAAIs/iqeH8LCgUD8/s320/5915750.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eski amerikan filmlerinde görürürüz. Gazeteleri çocuklar sokaklarda satar. Yazıyor yazıyor... diye bağırıp günün önemi haberini, gazetenin manşetini reklam eder, satış yapar, play station için para biriktirir. Gazeteler hala o şekilde çocuklar tarafından satılıyor olsaydı Semih Erden'in nba olmasını harlem sokaklarında şu şekilde duyururlardı; nba, Türkiye'den posterlik malzeme aldı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biraz ağır gelebilir ama Semih gibi bir oyuncu nba yıldızları için ideal poster malzemesi, üzerinden smaç yapıp poster olması için sıraya girerler. Çift vurup tek sayarlar. Semih, nba'de ne yapar diye düşünüyorum aklıma sadece poster malzemesi olma durumu geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Semih Erden'i, avrupa pazarında değerli bir oyuncu yapan özellikleri nba için yetersiz kalıyor ve bir anlam ifade etmiyor. Beş numara oynar desek çok ince kalır, dört numara desek nba dört numaralarını çıkıp dışarda savunamaz hatta açıkçası onlar için de ince kalır. Üstelik nba takımları hiç şutu olmayan bir dört numara ile sahaya çıkmak istemez. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de şöyle bir durum var, Semih savunma yaparken blok kovalayan bir oyuncu, avrupa için yeterli uzunluğa ve atletizme sahip olduğundan kelli bu durum çok göze batmıyor. Semih, drive eden oyuncunun önünde durmak ve atışını zorlaştırmak yerine potaya atmasına izin verip bloklamaya çalışıyor. Avrupa seviyesinde bu taktik bir yere kadar işe yarıyor çünkü bu topraklar için iyi ve yeterli bir tehdit ama bu şekilde savunma yapmayı nba'de sürdürürse hoplayıp zıplamasıyla meşhur siyahi oyuncular bütün bir meydan okuma olarak kabul edip sıraya girerler ve açık konuşalım; Semih'i potaya sokar, poster yaparlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sözleri yemeyi çok isterim ama şu Semih, bu sözleri yediremez. Vücudunun üst tarafını kalınlaştırması lazım, orta mesafe şut tehditi olması lazım, savunmanın sadece fiziksel bir eylem olmadığını doğru pozisyon alarak savunma yapması gerektiğini öğrenmesi lazım. Bu değişimi yaşaması çok zor. Yine de yararlı bir deneyim olacağını varsayıyorum. KG ile idman yapmak parayla alınabilecek bir şey değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçindeki nba heyecanını anlamak zor değil, tek elle top sürüp sadece bir tarafa drive edebilen İbrahim Kutluay bile fırsat olunca evi, yazlığı satıp gitmiş, blok yiyerek geri dönmüştü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;NBA oyuncusu olmaya uygun bir oyuncu değil ama olumlu anlamda çok deneyim kazanacağı süre alırsa da olumsuz anlamda çok sayıda postere imza atacağı kesin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-526939310854528849?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/526939310854528849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/526939310854528849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/semih-erden.html' title='SEMİH ERDEN'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDRXEa_mkZI/AAAAAAAAAIs/iqeH8LCgUD8/s72-c/5915750.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-2356418979164867380</id><published>2010-07-07T11:22:00.000+03:00</published><updated>2010-07-07T11:51:11.693+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>SON 10 NUMARA</title><content type='html'>Karşınızda Diego Forlan; turnuvanın 10 numarası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDQ_TPT3e6I/AAAAAAAAAIc/iLjZwRxFqmY/s1600/10+forlan.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491083445431401378" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDQ_TPT3e6I/AAAAAAAAAIc/iLjZwRxFqmY/s320/10+forlan.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1994 dünya kupasından sonra ilk defa eski usul bir 10 numara kupaya damgasını vurdu. 94 dünya kupasının yıldızı; İtalya 10 numarası Roberto Baggio takımını finale kadar taşımıştı. İyi defans yapan ve mücadele eden İtalyan takımının parlayan yıldızı, turnuvanın iz bırakan adamıydı. O'ndan bayrağı devralmak bir Uruguaylı'ya kısmet oldu. Diego Forlan, kulüp kariyerindeki rolünün aksine öndeki santrafor olarak değil de santraforun arkasındaki serbest dolaşan adam, 10 numara olarak görev yaptı. Duran topları kullandı, hücumları organize etti, takıma saha içinde liderlik yaptı. İş başa düştüğü zaman sazı eline aldı. Çeyrek final oynanırken duran toptan kaleciyi avladı, maçı kurtardı. Yarı final oynanırken, bu Uruguay nasıl gol atacak derken; 30 metreden kaleci avladı. Elinden geleni yaptı, olmadı, olamadı. Kolu kanadı kırık yarı final maçına çıkan Uruguay daha fazla ileriye gidemedi ama 10 numara sevdalıları Forlan'ın performansından razı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güntekin Onay çok güzel bir tespit yaptı; "Uruguay takımına bakıyorum, bir şeyler yapabilecek tek adam olarak Forlan gözüküyor, bütün dikkatler üzerinde, yine de o bir şeyleri yapıyor."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bizim kuşağın dünya kupasına gözünü açması 10 numaralar ile oldu. 1986 dünya kupasının yıldızı olan ve kupayı kazanan son 10 numara olmayı sürdüren Diego Maradona, 1986 kupasının diğer 10 numara yıldızları olan beyaz Pele Zico ve eyyamcı Platini, 1994 dünya kupasının yıldızı Baggio, diğer 10 numara yıldızı Hagi derken 2010 dünya kupasında 10 numara bayrağını hakkını vererek taşıyan; Diego Forlan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDQ_TVA17wI/AAAAAAAAAIk/9ImtYEITZBM/s1600/diegooo.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491083446962220802" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 207px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDQ_TVA17wI/AAAAAAAAAIk/9ImtYEITZBM/s320/diegooo.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-2356418979164867380?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2356418979164867380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2356418979164867380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/son-10-numara.html' title='SON 10 NUMARA'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDQ_TPT3e6I/AAAAAAAAAIc/iLjZwRxFqmY/s72-c/10+forlan.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-8610177327378725753</id><published>2010-07-06T23:47:00.000+03:00</published><updated>2010-07-07T00:25:21.975+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>İYİLER MUTLAKA KAZANIR</title><content type='html'>&lt;div&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOei3vVLrI/AAAAAAAAAH8/Y0CZodh6OWw/s1600/340x_1256111134.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490906692609978034" style="WIDTH: 302px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOei3vVLrI/AAAAAAAAAH8/Y0CZodh6OWw/s320/340x_1256111134.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uruguay'ın köklerini tarihten alan büyük koşuşu sona erdi ama izi kaldı. İlk dünya kupasını kazananların torunları dedelerinin şanına yaraşır bir turnuva geçirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Uruguay turnuva boyunca bir taktiği benimsedi. Sahaya 8 Lugano-Forlan-Suarez taktiği ile çıkan Uruguay bu taktik anlayışla yarı finale kadar geldi. Forlan'ın ve Suarez'in dışındaki oyuncular hırs, taktik disiplin ve kazanma azmi olarak Lugano'nun değişik bölgelerde oynayan versiyonları gibi mücadele ettiler. Bir mahalle takımı azmi ve hırsıyla bir profesyonel takımın taktik disiplin anlayışını karışımı bir takım oldular. Yarı finale çıktıkları zaman taktikleri bozulmak zorunda kaldı. Suarez kendini feda ederek takımına finale çıkması için bir şans verdi ve takımı o şansı kullandı. Fakat Suarez'i kaybettiler, gerçek Lugano'nun olmadığı Uruguay 9 Lugano-Forlan taktiği ile sahaya çıkınca olmadı. Forlan şapkadan bir gol çıkarsa da, Suarez'in eksikliği Lugano ile kapatılmacak kadar önemliydi. Yetmiş dakika dayandılar, daha fazla değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Heyecanlı ve güzel maçlar yaşattıkları için, herkesin berabere bitmesine bahis yatırdığı gruptan çıkma maçında çıkıp takır takır top oynayıp kazanıp ezber bozdukları için, takım ruhunun başarı için anahtar olduklarını gösterdikleri için, Forlan gibi eski usül 10 numara bir oyuncuya sahip oldukları için futbol sevenlerin teşekkür etmesi lazım. Turnuvanın rengi oldular.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOekUGGwtI/AAAAAAAAAIM/dDUMl-lB8rI/s1600/forlan.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490906717401563858" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOekUGGwtI/AAAAAAAAAIM/dDUMl-lB8rI/s320/forlan.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;32 yıl sonra Hollanda bir kez daha finalde. Bunun anlamı şu; bir avrupa takımı avrupa kıtası dışında ilk defa bir dünya kupası kazanacak. 1974 dünya kupası finalinde kupanın en iyi takımı olmalarına rağmen kazanamadılar. Tarih iki takım için bu ifadeyi kullanır. 1954 dünya kupasındaki Puskaslı Macaristan ve 1974 Hollanda takımı. 1978 finalini de yine ev sahibine kaybettiler. Bizden bir önceki kuşak sarı fare Cruyff hikayeleriyle büyürken biz tarihte başarıya ulaşan tek Hollanda ulusal takımına tanıklık ettik. 1988 avrupa şampiyonu Hollanda. Rud Gulitt, Frank Rijkaard ve Marco Van Basten üçlüsünün çekirdeğini oluşturdu Hollanda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herkesin Hollanda'yı sevmek için bir sebebi vardır. Kimi kızlarını sever, kimi özgür ortamını, kimi lalerini kimi de futbolunu. Futbolu seven herkes Hollanda futbolunu sever.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2010 model Hollanda takımı 1974-1978-1988 takımları kadar parlak ve favori bir takım değildi. Biraz da sürpriz yaparak finale kadar geldiler. Real Madrid'in sezon başında satmak için yırtındığı Robben ve Snejder, takımlarını şampiyonlar ligi finaline çıkardıktan sonra ülkelerini de dünya kupası finaline çıkardılar. Öndeki dörtlünün performans olarak zayıf halkası şu ana kadar Van Persie. Robben, Sneijder ve Kuyt takım için gereken katkıyı yapıyor. Van Bommel orta sahayı organize ediyor. Maç boyunca topu tarih boyunca yaptıkları gibi ayaklarında tutmaya özen gösterdiler. Gol yedikleri zaman, geriye düştükleri zaman oyundan kopmayarak, takım olarak ayakta durarak buraya kadar geldiler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOejxH0ZaI/AAAAAAAAAIE/x_jnk9v164E/s1600/sneijder.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490906708013508002" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOejxH0ZaI/AAAAAAAAAIE/x_jnk9v164E/s320/sneijder.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rüya gibi bir final bizi bekliyor. İçinde Hollanda'nın olduğu portakal bir final rüya gibi bir final demektir futbolsever için... Rakibi ise Barcelona ya da turnuvanın en iyi top oynayan takımı olan Almanya ile karşılaşacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Finalin kazananı Cruyff olacak. Bir yanda ülkesi, bir yanda temellerini attığı Barcelona bir yanda Cruyff''un taraf olmaktan çekinmeyeceği tek şey; güzel futbol. 36 sene önce kazanamaya Cruyff bu sefer kazanacak, hem de final oynanmadan... İyiler mutlaka kazanır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOek8Y6XwI/AAAAAAAAAIU/19VkoPMpFZk/s1600/Johan%2520Cruyff.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490906728217861890" style="WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOek8Y6XwI/AAAAAAAAAIU/19VkoPMpFZk/s320/Johan%2520Cruyff.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-8610177327378725753?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8610177327378725753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8610177327378725753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/iyiler-mutlaka-kazanir.html' title='İYİLER MUTLAKA KAZANIR'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDOei3vVLrI/AAAAAAAAAH8/Y0CZodh6OWw/s72-c/340x_1256111134.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6843189260998492198</id><published>2010-07-06T17:39:00.000+03:00</published><updated>2010-07-06T17:57:12.842+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>Kallström Doğru Transfer</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDNEFecnjQI/AAAAAAAAAH0/qccOVbpwar0/s1600/kallstrom.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490807231557897474" style="WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDNEFecnjQI/AAAAAAAAAH0/qccOVbpwar0/s320/kallstrom.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir cm efsanesi Galatasaray forması giymeye çok yakın. Oyunda da yapılan bir hata, oyuncuyu tanımlarken yapılmaya devam ediyor. Cm ilk versiyonlarında oyuncu ofansif bir orta saha oyuncusu olarak tanıtılmış sonra yamalarla defansif orta saha oyuncusuna çevrilmişti. İşin aslı şu; Kallström, modern bir çift yönlü orta saha oyuncusudur. Ön lidero değildir. Galatasaray'ın geçen sene oynadığı taktikle oynamaya devam edeceğini varsaydığımız takdirde defansın önündeki iki oyuncudan Elano pozisyonunda oynayacak oyuncudur. Mehmet Topal'ın ikamesi değildir. Bu transfer gerçekleşirse Galatasaray hem Elano'yu daha önde gönül rahatlığı ile kullanabilecek hem de Elano'nun taşımaya çalıştığı pozisyonu işin erbabına devretmiş olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kallström, İsveç'ten geldiği Rennes takımında gösterdiği performansla ülkenin en iyi takımı Lyon'a transfer olup takımın banko oyuncusu oldu. Sert ve mücadeleye dayalı Fransa liginde mücadelenin en yoğun olduğu orta sahada Lyon gibi güçlü bir takımı taşıyan adamlardan biri oldu. Topla arası iyi, fiziği sağlam, uzaktan şutları tehlikeli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Galatasaray topla arası iyi olan, pas alış verişi yapabilen, oyuncuları takımın her bölgesine almaya devam ediyor. Neill ve Kallström'ün varlığı ile Elano ve Arda gibi ofansif oyuncular top almak için geriye gelmek zorunda kalmayacak ve Galatasaray daha hızlı hücum edebilecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Keita gidiyor, Kallström geliyor ve takım daha hızlı oynama yolunda adım atmış oluyor. Malum, toptan daha hızlı hareket edebilecek bir oyuncu yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu transferin yanına bir de, iyi bir ön lidero alınırsa tadından yenmez. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6843189260998492198?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6843189260998492198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6843189260998492198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/kallstrom-dogru-transfer.html' title='Kallström Doğru Transfer'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDNEFecnjQI/AAAAAAAAAH0/qccOVbpwar0/s72-c/kallstrom.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-8671040388474258984</id><published>2010-07-06T15:12:00.001+03:00</published><updated>2010-07-06T15:52:33.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AVRUPA BASKETBOLU'/><title type='text'>FENERBAHÇE ÜLKER FİNAL FOUR YOLUNDA</title><content type='html'>Bir takımın final four hedefinin gerçekçi olduğunu anlamanın yolu, transfer edilen oyunculara bakmaktan geçer. Alınan oyuncular bir değerlendirmeye tabi tutulur. Eğer o oyuncular, doğal final four adayı olan Barcelona, Cska, Olympiyakos, Pana, Real Madrid gibi takımların rotasyonunda bulunabilecek kalibrede oyuncularsa takım, final four hedefiyle yola çıkmış demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe Ülker geçen sene itibariyle bütçe-başarı konusunda avrupanın en kötülerinden biri oldu. Harcanan paranın karşılığı alınmadı. Bu sene itibariyle Tanjeviç'in ayrılması ve organizasyonun başına Aydın Örs'ün getirilmesi ile başlayan süreç yapılan iyi transferlerle devam ediyor. Yalnızca iyi oyuncular alınmıyor aynı zamanda belirlenen bir sisteme göre oyuncu tercihi yapılıyor. Lavrinoviç elbette bu işin zirvesi ama önce diğer transferlere bir göz atalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Engin Atsür&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbkRXlYI/AAAAAAAAAHk/tAKniQqnAzc/s1600/engin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490774625729615234" style="WIDTH: 277px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbkRXlYI/AAAAAAAAAHk/tAKniQqnAzc/s320/engin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş ile harika bir sene geçirdi. Oynama imkanı buldu ve oynadığı zaman ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Ukiç'in yedeği olarak görev alacak. Yerinde ve isabetli bir transfer.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kaya Peker&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbOS_cCI/AAAAAAAAAHU/LODQhw2wb6w/s1600/kaya-peker-rusya-ispanya-ve-italya-dan-teklif-var-3_o.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490774619830841378" style="WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbOS_cCI/AAAAAAAAAHU/LODQhw2wb6w/s320/kaya-peker-rusya-ispanya-ve-italya-dan-teklif-var-3_o.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi adını koyalım, açık konuşalım. Kaya Peker, final four hedefleyen bir takımın ilk beş oyuncusu olacak seviyede değil. En fazla Tau zamanında olduğu gibi Scola ve Splitter gibi iki iyi oyuncunun yedeği olarak görev yapabilir. Kısa kalması bir yana şutunun olmaması avrupa basketbolunun geldiği noktada çok sırıtıyor. Bu transfer, Semih Erden'in ayrılması ve Lavrinoviç'in gelmesiyle anlaşılır seviyeye geldi. Yerli pota altı oyuncusu kontenjanından bir transfer, fazlası değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Marko Tomas&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbkSCN0I/AAAAAAAAAHc/UMEu11R3kzQ/s1600/normal_sportovi_091223_mik_marko-tomas.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490774625732409154" style="WIDTH: 207px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbkSCN0I/AAAAAAAAAHc/UMEu11R3kzQ/s320/normal_sportovi_091223_mik_marko-tomas.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erken parladıktan sonra beklenen çıkış gerçekletiremedi. Real deneyiminden sonra geçen sezon yaşadığı Cibona deneyimi çok faydalı oldu. Takımın bütün kritik toplarını kullanan, sorumluluk alan bir oyuncu olarak euroleague seviyesinde kendini geliştirme fırsatı buldu. Biraz Hidayet'in Orlando zamanında son çeyreklerde sazı eline almasına benzer bir deneyim yaşadı. Top hakimi çok iyi, ikinci bir oyun kurucu olarak takımı yönetebilir. Şut atmaktan ziyade penetre etmeyi tercih eden bir yapısı var. Bu anlamda Emir ile paylaşacağı üç numara konusunda iki birbirine benzeyen yapıda ve kalitede oyuncu olması takımın ritminin bozulmaması açısından önemli.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Darjus Lavrinoviç&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmb9fGesI/AAAAAAAAAHs/A75JZk9LkaY/s1600/lavrinovic.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490774632498100930" style="WIDTH: 311px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmb9fGesI/AAAAAAAAAHs/A75JZk9LkaY/s320/lavrinovic.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Darjus'u transfer etmek demek ben final four hedefiyle yola çıkıyorum demektir. Avrupa'nın en iyi uzunlarından biri. Şutu iyi, hücumu iyi, basketbolu bilerek oynayan bir oyuncu. Geçen sene boyunca Real formasıyla Beş numara gibi oynadı ama aslen dört numara. Takımın hücum gücünü çok arttıracak bir oyuncu. Fenerbahçe dış oyuncuları topla potaya drive etmeyi seviyor, Ukiç, Tomas, Emir, Kinsley... Lavrinoviç varlığı, bu oyunculara drive etmesi için yer açacak. Semih, Kaya gibi oyuncular varken rakibin pota altı oyuncuları drive edeni karşılamayı tercih eder ve bu durum drive eden oyuncunun işini zorlaştırır. Potaya yüklense başarı oranı azalır, dışarı çıkan uzunu görse, uzunun şutu yok. Lavrinoviç varken rakip uzun ha deyince kısanın karşısına gidemez. Bıraktığı adam boş bırakılacak bir adam değil, cezayı keser. İç-dış dengesi açısından böyle bir katkısı da olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe Ülker bu sefer gerçekten bir takım olarak bir plan dahilinde kaliteli oyuncular alarak final four yolunda ilerliyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-8671040388474258984?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8671040388474258984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8671040388474258984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/fenerbahce-ulker-final-four-yolunda.html' title='FENERBAHÇE ÜLKER FİNAL FOUR YOLUNDA'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDMmbkRXlYI/AAAAAAAAAHk/tAKniQqnAzc/s72-c/engin.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-3636328923328427535</id><published>2010-07-06T11:19:00.000+03:00</published><updated>2010-07-06T15:03:43.362+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GALATASARAY'/><title type='text'>Abdul Kader Keita</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDLtIOmw0oI/AAAAAAAAAHM/8IL8OKEg8O0/s1600/abdul-kader-keita_denizlispor.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490711621333471874" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 203px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDLtIOmw0oI/AAAAAAAAAHM/8IL8OKEg8O0/s320/abdul-kader-keita_denizlispor.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alacaklarından vazgeçip dünya futbol haritasında kıyak emeklilik yeri olarak kabul edilen Katar'a gitmeyi kabul eden, isteyen, bir anlamda erken emekliliğe heves eden bir futbolcuyu satmak mecburiyettir. Avrupa'ya satılmış olsaydı Galatasaray tranfer politikası üzerine laf edilebilirdi lakin Keita'nın, Fransa'ya geldiği yere geri dönmeyi istiyor olması; üst düzey mücadele yerine kafasına göre hareketler yapabileceği, kendisini fazla yormayacağı, az çalışarak çok para kazanacağı bir yere gitmeyi tercih ediyor olması demektir. Katar'a gitmek isteyen oyuncunun satılmasını tartışmak anlamsız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Keita çok özel bir oyuncu. Top ayağındayken yapacaklarını, düşündüklerini, aklındakileri tahmin etmek, kestirmek imkansıza yakın. Ne yapacağı kestirelemez biri... Her futbol severin kendi takımında hatta rakip de olsa sahada görmek isteyeceği bir yetenek. Yeteneklerine ne kadar güveniyorsak karakterine de o kadar güvenemiyoruz. Sadece biz değil Rijkaard da böyle düşünüyor. Çünkü Keita kontrolünü kaybedetmeye müsait bir oyuncu, her an on kişi bırakabilir ama daha kötü olan Brezilya maçında yaptığı hareket gibi hareketlere de meylediyor. Dünya önünde deşifre oldu, güvenirliliği kalmadı. Rakibin attırmak için sahtekarlık yaptı ve artık Keita'ya, her hakem haklı olarak önyargıyla davranacak. Gerçekten de kafa yediği zaman kendisini yere bırakması para etmeyecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Galatasaray yönetimini bu satış için eleştirmek makul değil, Keita; Katar'a gitmek isteyen, hakemlerin önyargılı davranacağı, rakip seyircilerin üzerine oynayacağı, en kötüsü teknik direktörünün de yeteneklerine değil ama profesyonelliğine itimat etmediği bir oyuncu. Yeteneklerine, yaptığı süper hareketlere eyvallah ama durum bu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Galatasaray yönetimini eleştirmek için bu paralar karşılığında alacağı oyuncuları beklemek gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Galatasaray'ın yolu avrupa yoludur ve avrupa yolu katar'dan geçmez. haliyle aynı hedefe doğru yürümeyenlerin Galatasaray'dan gönderilmesi normaldir. Keita'nın yoluyla Galatasaray'ın yolu kesişmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-3636328923328427535?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3636328923328427535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/3636328923328427535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/abdul-kader-keita.html' title='Abdul Kader Keita'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDLtIOmw0oI/AAAAAAAAAHM/8IL8OKEg8O0/s72-c/abdul-kader-keita_denizlispor.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5395166581472287736</id><published>2010-07-05T12:46:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T13:55:39.783+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI</title><content type='html'>Nihayet 2010 yazı geldi. Çok sayıda takım, birden fazla sezonunu gözden çıkararak bu yaza göre planlarını yapmaya başlamıştı. 2003 draftının yıldızlarının kontrat yenileme yılı, ligin minumum beş senelik geleceğini belirleyecek de, bir sorun var. 2010-2011 sezonunda sonra lige bir kez daha lokavt nedeniyle ara verilmesi ihtimali çok uzak değil ama asıl ilginç olan bu duruma çanak tutan takım yöneticilerin olması. Yöneticiler gerçekten çıldırmış olmalı. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sezon sonunda oyuncuların toplu iş sözleşmesi sona eriyor ve tekrar imzalanma süreci hayli zor geçecek. 1998-1999 sezonunda olduğu gibi bir lokavt ufukta bizi bekliyor. O yıl nba yarım sezon oynanmıştı. Şimdi bütün sezon kaçabilir zira anlaşma olasılığını ortadan kaldıracak yeni sözleşmeler hızla imzalanmaya devam ediyor. Temel sorun şu; özellikle ekonomik krizden sonra iyice zarar etmeye başlayan takım sahipleri oyuncuların ücretlerini, ücret tavanını düşürmek istiyor, oyuncular da haklı olarak imzalanmış, kabul edilmiş sözleşmelerinden feragat etmek istemiyor. Bu denklemde yöneticilerin bir yerde durması gerekiyor ama yok durmuyorlar. Akılları bir karış havada gibi neredeyse lokavt için altyapıya hazırlar gibi davranıyorlar. Muslukları kesmeleri gerekirken akıldan, izandan yoksun sözleşmeler imzalıyorlar. Bu kafayla devam ederlerse 2011-2012 sezonunda avrupa liginde çok sayıda yıldız oyuncu izleyebiliriz. Devam edin devam... go go go....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amir Johnson&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3cBA-ImI/AAAAAAAAAG0/EdDX9NtrAE8/s1600/94020852_jpg_19452_display_image.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490371112678072930" style="WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3cBA-ImI/AAAAAAAAAG0/EdDX9NtrAE8/s320/94020852_jpg_19452_display_image.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Topu tutuş şeklinden de anlaşıldığı üzere gencin olayı bellidir. Koşar, zıplar... bitti bu. Üstelik kaç senedir doğru düzgün bir gelişme de kaydedemiyor ve bu adama verilen para &lt;strong&gt;5 yıl için 34 milyon dolar&lt;/strong&gt;. Tanrılar çıldırmış olmalı dediğim kadar var. İlk beş oynama olasılığı olmayan hatta güvenilir bir yedek bile olmayan düz bir oyuncudan bahsediyoruz. Chris Bosh şu anlaşmayı duyduğu andan itibaren Toronto'ya en fazla deplasmana gider. Hidayet Türkoğlu, bir yandan demek bedavaya oynuyoruz derken bir yandan takas olma konusundaki fikrinde ısrarcı olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Rudy Gay&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3vY50XJI/AAAAAAAAAG8/OKXMVtLXTcY/s1600/rudy%2Bgay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490371445508037778" style="WIDTH: 215px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3vY50XJI/AAAAAAAAAG8/OKXMVtLXTcY/s320/rudy%2Bgay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eskiden, yabancı hakkı daha azken türkiye liginde biraz da mecburiyetten olan bir durum vardı. Küme düşmemeye oynayan düşük bütçeli takımlar iki amerikalı alırdı. Biri pota altı oyuncusu biri oyun kurucu. Oyun kurucu dediğime bakmayın oyun kurdukları falan olmazdı. Bol bol top kullanır, istatistikleri parlatıp başka bir ülkeye transfer olmaya kasarlardı. Rudy Gay bu modelin nba temsilcisi olarak &lt;strong&gt;5 yıl için 80 milyon dolar&lt;/strong&gt; alıyor. Rudy Gay'in maxiumum kontrat alması demek Memphis takımının önümüzdeki beş sene boyunca playoff yapamaması demek zira Rudy Gay'in sırtladığı takımdan bir numara olmaz. Hayır işin enteresan tarafı şu; Gay bu kontratı alma ihtimalinin zayıf olduğunu bilerek sene boyunca kendine oynadı ve başarısız oldu. Buna rağmen bu kontratı alması olacak iş değil. O.J Mayo var elinizde, yollayın Gay'i takımı ona verin belki rudy'nin yapması beklenen ve asla yapamadığı atılımı o yapar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Joe Johnson&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3__sA7HI/AAAAAAAAAHE/GsmiFcoF-fs/s1600/joe_johnson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490371730797030514" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 284px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3__sA7HI/AAAAAAAAAHE/GsmiFcoF-fs/s320/joe_johnson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;well well well... Yahu arkadaş bu adama ilk defa maximum kontrat vermiş olmanız bile soru işaretiydi, eleştirildi ve eleştirenler haklı çıktı. Hadi bunu geçelim. Son sezona bakalım. Hawks, doğu takımlarının neredeyse yarısı 2010 yazı için sezonu gözden çıkardığı sezonda playoff yaptı, normal. İlk turda Redd ve Bogout'un olmadığı, onlar olduğu zaman bile normal zamanda playoff yapması sürpriz olacak Bucks ile eşleştiler ve yedinci maçta ancak geçtiler. Bucks takımı o kadroyla avrupa'da ilk sekize kalamaz. Bir sonraki turda da Orland Magic ile eşleşip süpürüldüler. Hem de ne süpürülme! 30 civarı bir fark maçların normal ritmi haline geldi. Bu playoff dönemini gördükten sonra hala nasıl Joe johnson'a maximum kontrat verilir? anlayabilmiş değilim. Üstelik adamın oyun şekli de, nba seyircisini tribüne çekmekten uzak şuta dayalı bir oyun, aslen şampiyonluk hedefleyen bir takımın üçüncü parçası falan olabilecek bir oyuncu. Joe da winner bir takıma gitmek istediğini falan söylüyordu ha, kendisinin temel parça olduğu bir takımın winner olamayacağının farkındadır ama işte o parayı verecek bir takım bulması çok zor. Doğu takımlarının bu yaz kadrolarını güçlendireceğini görmek zor değil, bu durumda Atlanta son sıradan playoff yaparsa duacı olsun. Ama Joe bana gelip de, Gay'in maximum aldığı bir yerde ben daha az paraya mı oynayayım derse, adam haklı derim ister istemez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5395166581472287736?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5395166581472287736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5395166581472287736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/tanrilar-cildirmis-olmali.html' title='TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDG3cBA-ImI/AAAAAAAAAG0/EdDX9NtrAE8/s72-c/94020852_jpg_19452_display_image.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-1571429476194044282</id><published>2010-07-04T13:38:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:25:34.154+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>Dunga neden kaybetti?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBu43m2fYI/AAAAAAAAAGs/bOeBa-6s8jk/s1600/dunga.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490009869043268994" style="WIDTH: 293px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBu43m2fYI/AAAAAAAAAGs/bOeBa-6s8jk/s320/dunga.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Brezilya'nın elenmesini Dunga ve tercihlerine bağlamak doğru olmaz. Brezilya sanki her dünya kupasında samba yapıyordu da, Dunga hoca olunca mehter marşı ile hareket etmeye başladı gibi bir durum söz konusu değil. Zaten Dunga bir tercihin sonucu olarak takımın başına özellikle getirildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tarihin en iyi Brezilya takımlarından biri olan 1982 takımının İtalya tarafından elenmesi, 1990 takımının tek kale oynadığı maçta Maradona'nın tek bir pası yüzünden turnuvaya veda etmesi ve kupa hasretinin 24 yıla ulaşmış olması başka bir Brezilya ortaya çıkardı. Brezilya 1994 dünya kupasından beri 2006 hariç Dunga'nın takımı gibi önce defans düsturuyla hareket ediyor. Bu anlayış sekiz senede üç final, iki kupa getirdi. 2006 dünya kupasına yıldızlar topluluğu olarak katılan Brezilya, oynadığı ilk ciddi takım tarafından paket yapılıp evine gönderilince tekrar kazandıkları sisteme dönüş yaptılar ve takımın başına Dunga'yı getirdiler. Önce defans desin, oyunu bir kenara bıraksın, sonuç alsın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dunga takımını bu şekilde kurdu fakat sonuç alamadı. Sonuç alamasının iki temel nedeni var. Biri kişisel özelliklerinden kaynaklanıyor diğeri şanssızlığı. şanssızlık faslı şu; defansa önem vererek şampiyon olan Brezilya takımlarının büyük yıldızları vardı. Romario ve Ronaldo, performanslarıyla kazanılan kupalara damga vurdular. 2010 Brezilya kadrosunun santraforu olan Luis Fabiano, bu iki yıldızın çok uzağında bir oyuncu, takımın yıldızı olması beklenen Kaka da, göstermesi beklenen performansı gösteremedi. Jabulani'ye, David Villa dışında, ayak içi vurup falso aldırabilen oyuncu olmak dışında bir numarası olmadı. O kupa kazanan takımlar da defans takımlarıydı ama hücum sorununu çözen büyük bir yıldızları vardı bu kadroda yoktu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dunga'nın yetersizliği şu noktada kendini gösterdi. Brezilya oyuncuları, kupa dışındaki hiçbir alternatife kendilerini hazırlamıyorlar. Kupa dışında alınan her sonuç başarıszlık kabul ediliyor. Turnuva boyunca sadece bir kere o da ilk yarıyı domine ettikleri maçın ikinci yarısının hemen başında kendi kalelerine attıkları golden sonra kaybedebiliriz hissiyatını yaşadılar ve bu baskıyla saha içinde başedemediler. İş bu noktada saha dışına kalıyor, o noktada Dunga sınıfta kaldı. En az oyuncuları kadar maçtan kopup, panik yaptı. Sakin bir görüntü vermesi ve takımı toparlaması gerekirken yan hakemle sinirli bir şekilde tartışma yolunu seçti. Zico gibi sakin bir teknik adam kulübede olsaydı oyuncular kendine gelebilirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Enteresan bir durum oluştu. 1982 yılında Zico ve o'nun gibi Brezilyalılar oynadığı için Brezilya kupayı kaybetti, yetenek sonuç getirmedi. 2010 yılında Zico kulübede olmadığı için Brezilya kupayı kaybetti. 1994 yılında Dunga ve temsil ettiği anlayış sahada olduğu için Brezilya kazandı, 2010 yılında o anlayış kulübede olduğu için Brezilya kaybetti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-1571429476194044282?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1571429476194044282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1571429476194044282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/dunga-neden-kaybetti.html' title='Dunga neden kaybetti?'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBu43m2fYI/AAAAAAAAAGs/bOeBa-6s8jk/s72-c/dunga.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-1877203387822247485</id><published>2010-07-04T12:56:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.537+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>İSPANYA-PARAGUAY</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBjVhtqNoI/AAAAAAAAAGc/JLseKbQ1Iis/s1600/ispanya.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489997167242917506" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBjVhtqNoI/AAAAAAAAAGc/JLseKbQ1Iis/s320/ispanya.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;La liga takımları Barcelona'yı durdurmak, yavaşlatmak için bir taktik uyguluyor. Oyunu kendi sahalarında kabul etmeleri halinde yirmi dakika bilemedin yarım saat içinde duman olduklarını görünce bir Barcelona analizi yaptılar. Çok iyi pas yapan Barcelona takımı oyunu rakip yarı sahaya yığdığı an; pas isabet oranının yüksekliği ve paslaşma hızının yüksek olmasından dolayı gole ulaşıyor. aut atışını dahi pasla en yakın ve müsait oyuncuya kullanan barcelona takımını ( Rüştü'nün kalecilik yetenekleri olarak Valdez'in çok üstünde olmasına rağmen Valdez'in tercih edilme sebebi de budur. ) durdurmak için önde, rakip ceza sahasında basma yolunu seçtiler. Hücum pres yaparak oyunun kendi yarı sahalarına yığılmasını önlemek istediler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Paraguay takımı karşısındaki takımı Barcelona gibi değerlendirerek, Barcelona ile oynayan bir la liga takımı gibi davrandılar. Haksız da sayılmazlar, İspanya milli takımının iskeleti Barcelona. Önde, İspanya ceza sahasının üstünde pres başlatarak İspanya'nın takım halinde Paraguay yarı alanına çadır kurmasını engellediler ve Barcelona'yı durdurmaya, yavaşlatmaya çalışan la liga takımlarından daha başarılı oldular. çünkü; çekirdeği Barcelona olmasına rağmen İspanya takımı sahaya Barcelona gibi yayılmıyor, Barcelona kadar oyun alanını geniş kalanmıyor. Barcelona o presi yediği zaman topu kanatlarda bekleyen Messi ya da Pedro'ya ulaştırıp rakip alana dripling ile giriş yapıyor. İspanya, kanatları o şekilde kullanmadığı için bu pres daha verimli oldu. İspanya, yakalaması gereken kadar pozisyon yakalayamadı, oyun üstünlüğü elde edemedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu noktada şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün. Bu İspanya takımı, ne iskeletini oluşturan Barcelona takımı gibi sahaya yayılıyor ne de bir iki değişiklikle sahaya aynı kadroyla çıkmasına rağmen Euro 2008 şampiyonu gibi hareket ediyor. Takım, Del Bosque'nin takımı. Del Bosque risk alarak, bu oyuncuları daha önce başarıya ulaşmış sistemde oynatmak yerine daha defansif ( 2008'e göre bir ön libero fazla, Barcelona'ya göre bir kanat adamı eksik ) bir İspanya'yı tercih ediyor. David Silva, Jesus Navas, Pedro gibi oyunculara taktiğinde yer vermiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fakat futbolun bir gerçeği var. Daha defansif oynamak demek daha sağlam oynamak demek değil. Paraguay penaltıyı kaçırmasaydı, ispanya golü bulabilir miydi? bilemiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya yoluna devam ediyor. Bu sefer karşısında önde bastıktan sonra topu kullanabilen adamların olduğu güçlü bir Almanya var. Paraguay, İspanya karşısında başarılı olmanın yolunu gösterdi de zaten Almanya oyunu önde basarak oynamayı seven agresif bir takım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün futbolla alakasız erkek seyirciler için hem iyi hem de kötü bir gündü. Arjantin elenince Maradona'nın soyunma ihtimali ortadan kalktı. Paraguay elenince de, Riquelme'nin soyunma ihtimali... Kadın sağlam reklamını yaptı. Paraguay kaybetti kazanan Riquelme oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBje6uV-gI/AAAAAAAAAGk/mehA1-exmD8/s1600/article-1290583-0A2FD6C7000005DC-614_634x469.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489997328575494658" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBje6uV-gI/AAAAAAAAAGk/mehA1-exmD8/s320/article-1290583-0A2FD6C7000005DC-614_634x469.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-1877203387822247485?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1877203387822247485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/1877203387822247485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/ispanya-paraguay.html' title='İSPANYA-PARAGUAY'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TDBjVhtqNoI/AAAAAAAAAGc/JLseKbQ1Iis/s72-c/ispanya.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-941651680177049755</id><published>2010-07-03T20:45:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.537+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>MESSİ vs RONALDO</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC98qIL2UVI/AAAAAAAAAGM/WXra04mgqnA/s1600/messssi.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489743533981454674" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 212px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC98qIL2UVI/AAAAAAAAAGM/WXra04mgqnA/s320/messssi.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocukluk kahramanım olan Maradona'yı bir kenara bırakırsak izlediğim en iyi iki futbolcu Ronaldo ve Messi'dir. Birini diğerinden ayırmak zor. Şu ana kadar olan kariyerlerinde dünya kupası açısından bir benzerlik söz konusu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki oyuncu da, genç yaşta katıldıkları ilk dünya kupası deneyimlerinde ön plana çıkamadılar. 1994 dünya kupasında Romario ve Bebeto'nun arkasında yedek bekleyen Ronaldo, Pele kadar şanslı olamadı. 1958 dünya kupasında 17 yaşında olan ve yedek olarak takıma katılan Pele, as oyuncunun sakatlanmasıyla sahaya çıkmış, kupaya damgasını vurmuştu. Ronaldo, kupa kazanan yıldızların yanında forma bulamadan, kupa kazanarak turnuvayı kapadı. Messi 2006 dünya kupasında süre almış olsa da, en kritik maçta yedek kaldı. Kritik anda forma kendisine verilmedi ve bir yedek olarak dünya kupasına veda etti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iki oyuncu da; ilk dünya kupalarından sonra geçen dört yıl içinde Barcelona formasıyla mucizeler yarattılar. Dünyada yılın en iyi oyuncusu ödülleriyle beraber çok sayıda ödül kazandılar. Performansları zirve yaptı. Haliyle büyük beklentilerle bir sonraki dünya kupasına katıldılar. İkisi de tarih karşısında yenildiler. Ronaldo ülkesinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilerek kupayı kaybetti. Messi ise dünya tarihinin en büyük futbolcusu olan Maradona'nın iyi bir teknik direktör olmadığı gerçeğiyle yüzleşerek kupayı kaybetti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ronaldo bir sonraki dünya kupasını takımına kazandırdı. Dünya kupası gol kralı oldu, tarihle ve ülkesiyle olan hesabı kapadı. Üstelik bunu yapan gerçek Ronaldo'nun sakatlık sonrası yüzde yetmişiyle oynayan haliydi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Messi, Ronaldo'nun izinden gidiyor. Bu hesapla bir sonraki dünya kupasını gol kralı olarak Arjantin'e kazandırması lazım. Elbette daha iyi bir teknik direktörle...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC98w1UEdBI/AAAAAAAAAGU/YoIrP348c_8/s1600/02_ronaldo2002_en,property%3Doriginal.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489743649174746130" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 251px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC98w1UEdBI/AAAAAAAAAGU/YoIrP348c_8/s320/02_ronaldo2002_en,property%3Doriginal.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-941651680177049755?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/941651680177049755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/941651680177049755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/messi-vs-ronaldo.html' title='MESSİ vs RONALDO'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC98qIL2UVI/AAAAAAAAAGM/WXra04mgqnA/s72-c/messssi.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-4192771041420119851</id><published>2010-07-03T19:16:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>ALMANYA-ARJANTİN</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC9oso2SROI/AAAAAAAAAF8/i-MF_fx8PMs/s1600/1267145_full-lnd.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489721586876564706" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC9oso2SROI/AAAAAAAAAF8/i-MF_fx8PMs/s320/1267145_full-lnd.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maradona'nın kupayı kaldırdığı dünya ile günümüzün dünyası arasında bir dünya fark var. Dünya artık başka bir yer. Amerikan başkanı siyah, en iyi golf oyuncusu siyah, en uzun nba oyuncusu çinli, en ünlü rap şarkıcısı beyaz derken Almanlar da artık güzel top oynayarak maç kazanıyor. Bunu söylemek biraz garip olacak ama söylemek lazım; Maradona ve Arjantin kaybederken Almanya ve futbol kazandı. Bir sistem dahilininde sahaya yayılan o sisteme en uygun oyunculardan oluşan Alman takımı oyunu domine etti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maça golle başlayan Almanya, oyun sisteminin doğal sonucu olarak oyuna hükmetmeye başladı. Sahaya 4-2-3-1 olarak yayılan alman takımı, bize barcelona'nın daha önce defalarca gösterdiği bir gerçeği tekrar vurguladı. Artık futbol, basketbol gibi oynanıyor. Nasıl basketbolda gardın kadar konuşuyorsan futbolda da orta sahan kadar konuşabiliyorsun. Hücum ve defansla bütünleşen alman orta sahasının merkezindeki iki oyuncu Sami Khedira ve Bastian  oyuna hükmetti. Almanya böyle yaparak Messi'yi durdurmanın en etkili yolunu göstermiş oldu. Top sizde kalırsa ya da Messi top almak için defansına gelmek zorunda kalırsa Messi etkisi en aza indirilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maradona takımını sahaya 4-3-3 olarak çıkardı. Zayıf takımlarla sorun olmayan bu diziliş güçlü bir takım karşısında yıkıldı. 4-3-3 aslen günümüz futbolunun yükselen değeri. Savunma yaparken 4-5-1 haline evrilebilmesiyle tercih ediliyor. Arjantin'in sorunu dizilişten ziyade tercih edilen oyuncularla ilgiliydi. Ortadaki üçlünün ortasında sorun yok, Javier Mascherano ideal bir ön libero fakat yanında oynayan Maxi ve Angel di Maria aslen açık oyuncuları olduğu için ortadaki üçlünün yapması gereken hareketleri yapamıyorlar. Karşı tarafta bastian oynarken bu tarafta Maxi olması demek Almanya'nın maçı kazanması demek. Oyunun ilk otuz dakikası böyle geçtikten sonra Arjantin risk almaya başladı ve Alman orta sahasına önde basarak rakip alana hapsetmeyi denedi. Bu riskti zira Arjantin'in baskısını geçen Almanlar bir anda stoperlerle karşı karşıya kalmaya başladılar. İlk yarı boyunca bu pozisyonlarda şutu tercih eden hücum oyuncuları ikinci yarının ilk on beş dakikasından sonra o presi doğal olarak devam ettiremeyen Arjantin oyundan kopmaya başladı. Kondüsyonsuz bir halı saha takımı gibi takımın yarısı bir yerde diğer yarısı bir yerde kalmaya başladı. Oyunu kazanacaklarına olan inançları artan Almanlar, ilk yarının aksine kaleye vurmak yerine pas yapmaya başladılar ve skor geldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Messi'den beklenen pes gollerini atan Almanya oldu. Kazanması gereken takım kazandı. Bu Arjantin takımı Messi'nin takımı değildi Maradona'nın takımıydı ve kaybeden Maradona oldu. Maradona'nın oyuna ilk yarının ortalarında yaptığı önde basın çağrısından başka bir müdahalesi olmadı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC9pYQSBzfI/AAAAAAAAAGE/OTTJAogQIb0/s1600/arj.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489722336196283890" style="WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC9pYQSBzfI/AAAAAAAAAGE/OTTJAogQIb0/s320/arj.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Arjantin'in takım halinde hareket ettiği ender anlardan biri...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-4192771041420119851?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4192771041420119851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4192771041420119851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/almanya-arjantin.html' title='ALMANYA-ARJANTİN'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC9oso2SROI/AAAAAAAAAF8/i-MF_fx8PMs/s72-c/1267145_full-lnd.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5109480000362618497</id><published>2010-07-03T01:27:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>HOLLANDA-BREZİLYA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC5zCYgzzcI/AAAAAAAAAFs/c1Eo4QDd8fw/s1600/holland.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489451480588209602" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC5zCYgzzcI/AAAAAAAAAFs/c1Eo4QDd8fw/s320/holland.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mathijyen'in son anda ortaya çıkan oynayamama durumu Hollanda takımının ilk yarı performansını derinden etkiledi. Halı saha maçına eksik gitmeyelim ayıp olur misali son anda evinden alınıp kadroya giren Ooijer'in futbola, takıma ve maça alışması zaman aldı. Hacı şu dünya kupası bitsin zaten yaşım da geldi futbolu bırakır merkezi yerden bir büfe açarım modelinde bir başlangıç yapan Ooijer, ilk on dakikada savunma derinliğinin kaybolmasına neden oldu. İlk ciddi pozisyon ofsayt ile atlatıldı ama ikinci pozisyonda Hollanda o kadar şanslı değildi. Defanstaki uyumsuzluk bir gole malolurken golden sonra Robben'in; madem böyle oynuyor keşke eksik oynasaydık bilmeyen adamı niye çağırdınız şeklindeki şikayeti ikinci yarının kalanı için sinyali veriyordu. Defansına güvenemeyen Hollanda toplu hücuma çıkmaya cesaret edemiyordu. Brezilya bu sırada ikinci golü bulamamasının bedelini maç sonunda ödedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk yarı boyunca Brezilya savunması ve özel olarak Bastos, Robben'i durdurmak için bir taktik uyguladılar. Bastos, Robben'i her pozisyonda baltaladı. Arkadan bileklerine ince ince hatta kalın çalışarak oyundan düşmesini, cesaretinin kırılmasını, korkup hatta belki sakatlanıp üstüne gelmemesini amaçladı. Bunun dışında top Robben'e geldiği zaman bir basketbol oyuncusunu savunur gibi bir takım taktiği de vardı. Robben'in imza hareketi malum, topu rakibinin üstüne üstüne sürüyor birden içeri dönüp kaleyi görüyor. Robben topla buluşunca Bastos, rakibin düz gitmesine izin veren ama içeri girmesine engelleyen bir şekilde pozisyon almaya başladı. Durum karşısında afallayan ve zaman kaybeden Robben virajı geniş alarak içeri döndüğü zaman Brezilya savunmasının üçlü sıkıştırmalarına maruz kaldı. Robben'in ilk yarı boyunca yavaş gibi algılanmasının sebebi biraz da bu virajı alırken kaybettiği zamandı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk yarı sonunda 2010 model Brezilya, 1970 model Brezilya'yı hatırlatan bir atak geliştirdi. 1970 finalinde atılan dördüncü brezilya golünün son kısmını tekrar ettiler. Bu takımda bir Jairzinho olmadığı için topun Alves'e-Pele'ye geliş şekli elbette farklıydı fakat yayın önünde topla buluşan oyuncuların bindiren bek oyuncusuna verdikleri pas ve bek oyuncuları olan Carlos Alberto-Maicon ikilisinin vuruşları birbirinize çok benziyordu. İlkinin vurduğu gol olurken ikincisinin şutunu kaleci kurtarıyordu. Belki de bu pozisyon iki Brezilya takımının aynı kaderi paylaşmayacağına dair bir işaretti. Kızlar futbol okuyor olsaydı Ally Mcbeal hesabı derdim ama şimdi havada kalır. Bir erkeğin zamanında o diziyi niye göz ucuyla da olsa izlemesi ise bambaşka...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkinci yarının başlamasıyla beraber hem Ooijer defansa alışmış gibi duruyor hem de Robben, kendisine uygulanan taktiği yenilgiye uğratmak için bireysel girişimler yapmaya başlıyordu. Cebinde kartla gezen Bastos'u geçmek için atıp geçme yolunu denemeye başlamıştı. Beş dakika içinde iki kere faulle durduruldu ve faullerin birini oyuna sokarken gol geldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gol, savunmasına güvenen Brezilya takımı için tam bir hayal kırıklığıydı. Kaleci ve stoper arasındaki bir uyumsuzluk, anlaşmazlık sonucu yenilen bir gol ve... 1998 finalinden izler. Brezilya takımları kupayı kazanamama ihtimali ile yüzleştikleri zaman tamamen kontrollerini kaybediyorlar. Yüzlerindeki sinir, stres ve kupayı kazanamama fikri oyunun kontrolünü tamamen kaybetmelerine neden oluyor. Bu durumun sebebi, turnuvaya katılan oyuncuların rakip olarak turnuvadaki takımlar yerine tarihteki Brezilya takımlarını görmeleri. Kulübede de işler kötü gidince soğukkanlılığı ile takımı toplayacak sakinlikte bir Zico olmadığı için yenilen ilk gol maçın sonu demek oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu andan itibaren rakibin yüzündeki ifadeyi gören Hollandalı oyuncular kazanacaklarını anlayıp maça asılmaya başladılar. Hatta emanet olarak maça başlayan Ooijer, Kaka ile teke tek kaldığı bir pozisyonda Kaka'ya kaleyi göstermeyecek kadar oyunun içine girdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Skor üstünlüğünü ele geçiren Hollanda tecrübeli oyuncusu Van Bommel'in varlığı ile hakemi kontrol altına aldı. Bir pozisyon sırasında hakeme el ense çekip saçına dokunacak kadar hakemi etkisi altına aldığını farkeden oyuncu, o andan sonra net üç sarı kartlık hareket yapıp, değil kart görmek uyarılmadan oyuna devam etti. Bu sırada Portekiz maçında kendimi attıramadım bari bu maçta kendimi attırayım diyen Felipe Melo takımının bütün umutlarını yok etmekle meşguldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maçın oyuncusu Dirk Kuyt. Maç boyunca dünyanın en iyi hücum beki olan Maicon'un sadece bir kez hücum etmesine izin verdi. Maçın son on dakikasında iki kere altıpastan top çıkardı. Çıkardığı toplardan biri ile Hollanda kontra atağa çıkınca en geriden gelip en öndeki Hollandalı oldu. İkinci goldeki hızı, gücü, zekası küçük bir kafa dokunuşunun bir asiste dönüşmesine sebep oldu. Kuyt'ın en dikkat çekici özelliği asla yorulmaması, doksan dakika koşuyor ve doğru yerlere koşuyor. Takım için nerede, ne gerekiyorsa onu yapıyor. Üstelik Hollandalı bir hücum oyuncusu olmasına rağmen bencil değil. Bir Hollanda takımının alt yapısında yetişmiş olmasından ziyade Smallville civarındaki Kent çiftliğinde yetişmesinden, küçükken Clark efendi ile güreş tutmasından şüphelenmiyor değilim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC50FZ5Z-_I/AAAAAAAAAF0/z0BpRjzo5uo/s1600/kuyyyt.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489452632011045874" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC50FZ5Z-_I/AAAAAAAAAF0/z0BpRjzo5uo/s320/kuyyyt.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Önce defans diyen Brezilya üç dünya kupası finali oynayıp iki kere kupayı kazanmıştı. Bu sefer o kadar başarılı olamadılar. Hollanda, total futbol oynayarak değil takım olarak o ilk yarıdan sağ çıkmalarının ödülünü aldılar ve maça tutundular. Daha iyi oynayandan ziyade daha iyi takım olan kazandı. Bir takımın iyi olup olmadığını anlamak için ya o takımla tatile gideceksin ya borç para vereceksin... yahut o takımın geriye düştüğü zaman verdiği tepkilere bakacaksın. Hollanda oyundan kopmayarak en azından Brezilya'ya göre daha bir takım olduğunu gösterdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maçı kazanan takım daha ofansif oynayan daha tarihi köklerine uygun olarak oynayan takımdı demek makul olmaz, doğrusu benzer şekilde oynayan iki takımdan, takım gibi takımın zaferi ile sonuçlanan bir mücadele...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5109480000362618497?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5109480000362618497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5109480000362618497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/hollanda-brezilya.html' title='HOLLANDA-BREZİLYA'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC5zCYgzzcI/AAAAAAAAAFs/c1Eo4QDd8fw/s72-c/holland.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-5529656570268710842</id><published>2010-07-02T12:33:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>2010 dünya kupası çeyrek finaller öncesi en iyi 11</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Eduardo dos Reis Carvalho&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3fqWIYa5I/AAAAAAAAAEE/EHWcogJKNDo/s1600/edu.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489289439422737298" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 238px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3fqWIYa5I/AAAAAAAAAEE/EHWcogJKNDo/s320/edu.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turnuvayı sadece bir gol yiyerek tamamladı. O golde de david villa ile karşı karşıya kalıp ilk şutu kurtardı dönen topa engel olamadı. Kaleci tayfasının, hocam elektrikler kesikti çalışamadım hesabı her hatayı jabulani ile ilişkilendirdiği bir turnuvada başarılı oldu. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En belirgin iki özelliği; uzaktan çekilen şutlarda çok başarılı olması ve topu oyuna çok iyi sokan bir kaleci olması. bu iki özelliğin aynı anda olması demek oyun zekası yüksek, futbolu çok iyi bilen bir kaleci olması demek. oyunu iyi okuduğu için forvetin nereye nasıl şut atacağını kestirebiliyor ve pozisyon hatası yapmıyor. topu oyuna sokarken verimli ve kullanılabilir bir şekilde sokmaya özen gösteriyor. oyunu iyi bildiği için atak başlatmaya en uygun şekilde servis ediyor. eliyle uzun mesafe isabetli top atıyor. Portekiz elenirken ispanya karşısında yakaladığı iki tehlikeli pozisyonda da atağı başlatan ve tehlikeli olmasını sağlayan temel faktör, Eduardo'nun topu oyuna sokma şekliydi. Puyol'a çarpıp kornere çıkan topta da, Casillas'ın kalesini terkedip uzaklaştırdığı kontrada da hem Eduardo imzası vardı. Turnuva sonunda yerini kaybedebilir lakin bu durum iz bıraktığı gerçeğini değiştirmez. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;2&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Maicon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3gcPmuLSI/AAAAAAAAAEM/tOkNtapx0sA/s1600/maicon.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489290296664403234" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3gcPmuLSI/AAAAAAAAAEM/tOkNtapx0sA/s320/maicon.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gezegenin en iyi sağ beki, turnuvanın da şu ana kadar en iyi sağ beki. Olması gereken bir durum olarak kabul edilebilir lakin pek nadirdir bir mevkiide en iyi olanın dünya kupasının en iyisi olması. Yıl boyunca İnter formasıyla ben diyim elli siz diyin yüz maça çıkan ve üç kupa kazanılmasında büyük pay sahibi olan Maicon, hız kesmeden dünya kupasına girdi. Gezegenin bir önceki en iyi sağ beki olan Cafu'dan bayrağı devralan Maicon, Cafu'ya kıyasla fiziksel gücü daha fazla fakat daha hücumu düşünüyor. Modern bir Cafu demek makul olur. 2002 model Cafu diyelim, 2006 model değil...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Savunmasıyla öne çıkan Brezilya takımının en önemli parçalarından biri olduğunu gösterdi. Brezilya'nın yeni bir Cafu'su var ama yeni bir Roberto Carlos'u yok. Maicon'u attığı golde yaptığı vuruşu ancak bir Brezilyalı kanat oyuncusu düşünür ve uygular.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;Fábio Coentrão&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3g8q5G9aI/AAAAAAAAAEU/8b1nOV7Rylc/s1600/fc.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489290853745096098" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 225px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3g8q5G9aI/AAAAAAAAAEU/8b1nOV7Rylc/s320/fc.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Portekiz futbolu iki pozisyon için bir türlü takımın geri kalanı seviyesinde, standartlarında adam yetiştiremiyordu. Sol bek ve santrafor pozisyonları takımın geri kalanı kadar iyi değildi. Coentrao'nun gösterdiği performans, Portekiz futbolunun artık sadece santrafor yetiştiremediğini belgeledi. Sol bek diyoruz ama o da tıpkı Jose Bosingwa gibi açıktan evrilen bir bek oyuncusu. Hücumu kuvvetli, savunması idare eder. Önünde oynayan Simao iyi bir turnuva geçirseydi Coentrao daha da parlayabilirdi. Artık Portekiz'in yapması gereken bir santrafor bulmak bir de Ronaldo'ya söz geçirebilecek bir teknik adam göreve getirmek.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;4 Marcus Tulio Tanaka&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3hIHXJscI/AAAAAAAAAEc/zk-azY904Xs/s1600/tanaka.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489291050365858242" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3hIHXJscI/AAAAAAAAAEc/zk-azY904Xs/s320/tanaka.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İz bırakan Japonya'nın iz bırakan oyuncusu oldu. Gerek savunmada gerek hücumda bütün hava toplarını almasıyla dikkat çekti. Gözünü budaktan sakınmayan, pozisyon almayı bilen sağlam bir stoper izlenimi verdi.&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Hiro Nakamura usulü sevinci doğal bir şekilde sergilemesi ve Tabata usulü japon-brezilyalı melezi olması diğer notlar.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;5 Arne Friedrich&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3hcG-U_UI/AAAAAAAAAEk/Z94JWm5rVYg/s1600/1263234_FULL-LND.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489291393859124546" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3hcG-U_UI/AAAAAAAAAEk/Z94JWm5rVYg/s320/1263234_FULL-LND.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Almanya bekleri bu kadar rahat, arkalarına bakmadan hücuma çıkıyorlarsa sebebi Friedrich'in varlığıdır. Turnuva boyunca çok sağlam top oynadı ve İngiltere karşısında zirveye çıktı. Aynı pozisyon içinde önce süratli Defoe'yi durdurup peşinden olay mahaline gelen Gerard'ı ikinci bir hamleyle durdurması ve topu oyuna sokması hafızalara kazındı. Havadan zaten başarılı olan bir oyuncunun bu kadar çabuk ve net müdahaleler yapması takdire şayandı. Arjantin sınavı daha zor olacak ama buraya kadar iyi geldi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;6&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:180%;"&gt;Anthony Annan&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3h7PjBqhI/AAAAAAAAAE0/C88CdTLuCd8/s1600/annann.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489291928736475666" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3h7PjBqhI/AAAAAAAAAE0/C88CdTLuCd8/s320/annann.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İdeal bir ön libero gibi oynuyor. Enerjisi, mücadelesi, oyun sezgisi, pozisyon bilgisi ile dikkat çekti. Gana, turnuvanın comeback kralı olan Amerika karşısında 120 dakika sonunda maçı kazanabiliyorsa önemli bir sebebi de, Annan'dır. Gana tarih yazacak mı? Yarı finale çıkan ilk Afrika takımı olacak mı? bilinmez ama turnuva sonrası Annan'ın Norveç liginin çok üstünde bir lige transfer olacağı konusunda şüphe yok.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Bastian Schweinsteiger&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3iHdu5hSI/AAAAAAAAAE8/CZNiIdyRmhY/s1600/bs.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489292138702800162" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 223px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3iHdu5hSI/AAAAAAAAAE8/CZNiIdyRmhY/s320/bs.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7 numaraların turnuvası, malum. Schweinsteiger şu ana kadar olan gösterdiği performans ile turnuvanın en kilit oyuncularından biri oldu. Temposu ve oyun bilgisiyle ideal bir orta saha oyuncusu nasıl olmalıdır sorusunun cevabını veriyor. Takımın merkezi durumunda ve takımın işleyisini sağlayan temel parça. Müller ve Mesut bu kadar öne çıktıysa sebebi arkalarında oynayan Bastian ve önlerinde oynayan Klose'nin performanslarıdır. Müthiş bir turnuva geçiriyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Mesut Özil&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3iS_40DII/AAAAAAAAAFE/ceAeHrJQN9Y/s1600/mesut.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489292336849751170" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3iS_40DII/AAAAAAAAAFE/ceAeHrJQN9Y/s320/mesut.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu formayı bir alman'ın alacağı konusunda şüphe yok ama hangi alman konusunda karar vermek zor. Mesut mu? Müller mi? Mesut'un İngiltere'ye atılan dördüncü gol sırasında Glen Johson'a ( gareth barry olacak doğrusu ) yaptıklarını hatırlayarak Mesut. Ofansif top oynayan Alman hücum hattının yaratıcılığı ile önce çıkan oyuncusu. Müller şutları ve temposuyla, podolski sürati ve pozisyon bilgisiyle Mesut da allah vergisi yeteneklerinin üstün alman teknolojisi ile birleşmesi sonucu ortaya çıkan performansıyla öne çıkıyor.&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Derdim çok zahit hangisine yanayım? Bu turnuvada olamamıza mı yoksa Mesut'un başka bir formayı seçmesine mi? İkisinin de müsebbibi aynı kişiler diyerek en azından Mesut burada tadında bir teselli bulalım.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;9&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Luis Suarez&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3il73SelI/AAAAAAAAAFM/DI-9Ye8Ac0c/s1600/alg_worldcup_uruguay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489292662187129426" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 239px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3il73SelI/AAAAAAAAAFM/DI-9Ye8Ac0c/s320/alg_worldcup_uruguay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turnuva ilerledikçe form tutmaya başladı. Hollanda liginde gol kralı olmak, bir futbolcunun iyi bir golcü olduğu anlamına gelmiyor ya da en azından yeterli bir referans değil. İlk maçta pek varlık gösteremedi ama zamanla turnuvaya damgasını vurmaya başladı. Güney afrika maçındaki performansı, tercihleri, asisti derken Güney kore maçında attığı goller; hem golün kokusunu alan bir türde golcü olduğunu hem de vuruş stilinin üst düzey olduğunu gösterdi. Bir de güney takımı görünce havaya girdiğini. Takım arkadaşı olsam turnuva sonuna kadar her takımın önüne Güney ilave edip öyle bir hava yaratmaya çalışırım. Suarez kardeş, takım olarak senden Güney Gana maçında performans bekliyoruz hesabı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;10&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Landon Donovan&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3i22JcV4I/AAAAAAAAAFU/Dovss61j17c/s1600/landon-donovan-1_1537113i.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489292952710436738" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3i22JcV4I/AAAAAAAAAFU/Dovss61j17c/s320/landon-donovan-1_1537113i.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Emanet olarak verilen bir forma, Messi'nin forması. İz bırakan takımlardan biri olan Amerika'nın öne çıkan ve kritik golleri atan oyuncusu oldu. Gana maçının son dakikasında bir gol atabilseydi, hollywood filmlerine konu olması işten değildi. Geçirdiği kısa Premiere lig deneyimi yaramış belli kariyerinin en iyi dönemini geçirdi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;David Villa&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3jOZU-Z4I/AAAAAAAAAFc/l8WARFDoX88/s1600/villaa.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489293357291038594" style="WIDTH: 238px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3jOZU-Z4I/AAAAAAAAAFc/l8WARFDoX88/s320/villaa.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İspanya iki sene önce avrupa şampiyonu olduğu sistemle oynamıyor. İler ikiliden bir oyuncu orta sahaya çekilmiş durumda. Villa sol açık görünümlü gizli santrafor rolüyle habire ters çalım atıp kaleyi yokluyor, aralara sızıyor, uzaktan şut çekiyor. Torres'in sakatlık sonrası kendine gelemediği turnuvada İspanya hücum hattını ayakta tutuyor. Bir penaltı kaçırmasına rağmen dört golü var. Bir yandan iyi bir turnuva geçirirken bir yandan da Barcelona sistemine ne kadar uygun bir oyuncu olduğunu gösteriyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;12 Larissa Riquelme&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3j2LgdEBI/AAAAAAAAAFk/UtuLoLfyFS8/s1600/0341051B.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489294040775856146" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 192px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3j2LgdEBI/AAAAAAAAAFk/UtuLoLfyFS8/s320/0341051B.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sadece sıradan bir taraftar olduğu güney afrika'da coşkusuyla, sevinçleriyle ve memeleriyle meşhur oldu. Paraguay şampiyon olursa çıplak dolaşırım sözünü verdi. Arjantin'in şampiyon olmasını isteyen gençlerin derin düşüncelere dalmasına yol açtı. Arjantin kazanırsa Maradona soyunacak, Paraguay kazanırsa Riquelme. Cep telefonunu taşıdığı yer itibariyle bir cep telefonu reklamında rol alması yakındır.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-5529656570268710842?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5529656570268710842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/5529656570268710842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/07/2010-dunya-kupas-ceyrek-finaller-oncesi.html' title='2010 dünya kupası çeyrek finaller öncesi en iyi 11'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TC3fqWIYa5I/AAAAAAAAAEE/EHWcogJKNDo/s72-c/edu.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-8183835809707413066</id><published>2010-06-12T02:06:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:10.539+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>KUPALARIN KUPASI DÜNYA KUPASI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481671945732235042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 185px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLPl2yYHyI/AAAAAAAAAC8/gAsouHzX0RU/s320/World-Cup-trophy-2_6.png" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Halit Kıvanç anonsudur malum öyle girer dünya kupası maçlarını anlatmaya. 2010 dünya kupası geldi hoş geldi. favoriler herkesin malumu... Mahşerin dört atlısı... &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ffff00;"&gt;BREZİLYA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLQHB_Q3YI/AAAAAAAAADE/rGzPkwpkdpM/s1600/kaka.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481672515674758530" style="WIDTH: 225px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLQHB_Q3YI/AAAAAAAAADE/rGzPkwpkdpM/s320/kaka.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya dünya kupasının doğal favorisi, turkcell süper ligde üç büyüklerin şampiyonluk dışında sonucu başarı kabul etmemeleri gibi bir durum hakim brezilya halkında. sambacılar demek makul olmaz zira işi samba olan adamlar finalleri rio plajlarından izliyor. Dunga demek, kazanmaya odaklı bir Brezilya demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Brezilya'nın en kuvvetli yeri defansı, belki tarihte ilk ama durum öyle. Şampiyonlar ligi şampiyonu İnter'in kilit defans oyuncuları Maicon ve Lucio'nun yanı sıra Brezilya tarihinin hiç şüphesiz en iyi kalecisi olan julio Cesar kaleyi koruyacak. Yılın çoğunu sakat geçiren ve dünya kupasını kaçırmamak için kendini riske etmek istemediği söylenen Kaka'nın hücum performansı kilit olacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff9900;"&gt;&lt;strong&gt;İSPANYA&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLR1nuVCZI/AAAAAAAAADc/BTmNlEBXBc8/s1600/Spain%2Bv%2BTurkey%2BFIFA2010%2BWorld%2BCup%2BQualifier%2BKoQTCR3O6ujl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481674415589886354" style="WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLR1nuVCZI/AAAAAAAAADc/BTmNlEBXBc8/s320/Spain%2Bv%2BTurkey%2BFIFA2010%2BWorld%2BCup%2BQualifier%2BKoQTCR3O6ujl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa şampiyonu kupanın bir numaralı favorisi. Zayıf bir yerleri yok gibi gözüküyor. Takım savunmasını iyi yapıyorlar, top ayaklarındayken oyuna hükmediyorlar. Dünyanın en dominant orta saha oyuncusu xavi, takımın beyni. 1950'den sonra ilk defa ilk dörde girmeleri beklenen sonuç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#33ffff;"&gt;ARJANTİN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLRMCE5awI/AAAAAAAAADM/xMoNzfdYuMQ/s1600/maradona.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481673701109361410" style="WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLRMCE5awI/AAAAAAAAADM/xMoNzfdYuMQ/s320/maradona.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat ne tuhaf vapurlar falan... 1986 dünya kupasını tek başına kazandıran Maradona, bu dünya kupasının kazanılmasındaki en büyük engel olarak gözüküyor. Bir dünya kupasını elleriyle kazanan Diego diğerini elleriyle verecek gibi. Maradona'nın da dediği gibi; bu takımın gücü ve potansiyeli 86 takımının çok üstünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maradona, kadroya Cambiasso ve Zanetti'yi almadı. İlk onbir oynatmasa bile alternatif olarak elinde tutabilirdi. Beş tane fantastik forvet oyuncusuna sahipler; Messi, Milito, Agüero, Hugain, Tevez. Real Madrid'e transfer olması beklenen Di Maria da fırsat bulursa kupanın yıldızlarından olabilir. takımın kalecisi ve defans ön taraf kadar kaliteli değil. takımın en kilit noktasında Mascherano ve Veron var. Performanları belirleyici olacak gibi gözükse de asıl takımın kaderini belirleyecek olan Maradona.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLRilC8mSI/AAAAAAAAADU/5a2YB-ybogU/s1600/WAFXACAQIRZ61CAWRS0NSCALWX35XCAAEPVRXCA6OCTBCCA5D9GFCCAGW1Q10CAO0RAG4CADUYCAWCA8YKJX8CA87QZ5ZCAZKQL91CA79VS76CANT29O9CAMLC17UCASVV27ZCA7KTK0LCAEQIJUJ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481674088453544226" style="WIDTH: 128px; CURSOR: hand; HEIGHT: 77px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLRilC8mSI/AAAAAAAAADU/5a2YB-ybogU/s320/WAFXACAQIRZ61CAWRS0NSCALWX35XCAAEPVRXCA6OCTBCCA5D9GFCCAGW1Q10CAO0RAG4CADUYCAWCA8YKJX8CA87QZ5ZCAZKQL91CA79VS76CANT29O9CAMLC17UCASVV27ZCA7KTK0LCAEQIJUJ.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;İNGİLTERE&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLSDuUgUoI/AAAAAAAAADk/ict26dbTx1k/s1600/400x400_DavidJamesNew.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481674657878790786" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLSDuUgUoI/AAAAAAAAADk/ict26dbTx1k/s320/400x400_DavidJamesNew.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sefer biraz daha iddialılar. Klasik kaleci sorunu devam ediyor. kalede, fowler-mcmanaman-collymore üçlüsünün mantar kalecisi David James var. eskisi kadar mantar değil ama bu seviyede bir takımın ideal kalecisi de değil. Rio Ferdinand'ın sakatlığına rağmen defansları hala sağlam.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İngiltere'nin başarısını belirleyecek temel faktör; Gerard ve Lampard'ın kulüp takımlarında gösterdikleri performansın ne kadarı milli takım altında gösterecekleri. Liverpool forması giyen Gerard ile milli forma giyen Gerard arasında performans açısından bir gömlek fark var, keza Lampard için de aynı durum geçerli. beraber oynamaları sorun oluyor mu? bilinmez ama bir şekilde ikisinden de kulüp takımlarındaki randıman alınırsa şansları artar. Ellerinde Wayne Rooney gibi dünya çapında bir forvet var, gol sıkıntısı çekmezler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-8183835809707413066?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8183835809707413066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/8183835809707413066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi.html' title='KUPALARIN KUPASI DÜNYA KUPASI'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBLPl2yYHyI/AAAAAAAAAC8/gAsouHzX0RU/s72-c/World-Cup-trophy-2_6.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-4268433717163127287</id><published>2010-06-11T14:06:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T16:59:33.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>CELTİCS-LAKERS GAME 4</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBIhL__okYI/AAAAAAAAAC0/Gw1CXuBzbgA/s1600/10_davis_nate.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481480186503926146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBIhL__okYI/AAAAAAAAAC0/Gw1CXuBzbgA/s320/10_davis_nate.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk maç Paul Pierce, ikinci maç Ray Allen, üçüncü maç Kevin Garnett bir adım öne çıktı derken dördüncü maç öne çıkan Celtics bench'i oldu. Bench'ten gelen dört Celtics oyuncusunun attığı 36 sayıya karşılık lakers bench'i 18 sayı üretebildi. Celtic bench'inden sahaya giren dört Celtics oyuncusu da oyuna olumlu katkıda bulundu. Glen Davis ve Nate Robinson skor yaparak, Rashed pota altı savunması ve oyunu koparan kritik üçlüğü ile, tony allen ise evet belki hücum yaparken Şemsettin Baş-Hasan Şaş karışımı bir yol izleyerek boş yolda ağacın üstüne sürüyor ama savunmada; Wade, Lebron derken Kobe'yi de biraz yavaşlatmayı başardı, en azından yoruyor, uğraştırıyor. Nate Robinson'ın aldığı süre ve rolü çok önemli zira; Lakers'ın temel savunması Rondo oyundayken Rondo'nun şutunu riske etmek üzerine kurulu, birden gard oynayan adamın üçlük atmaya başlaması savunma dengesini bozuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KG maç içinde birden başka bir moda girerek Lamar Odom'un üstüne oynamaya başladı. Kariyeri boyunca yeni Garnett olarak lanse edilen fakat bir türlü oralaya çıkamayan Odom'un kafasına girmek için hareketler yapmaya başladı. Hatta Odom top sürerken, Garnett ellerini çırparak üstüne gelmesini istediğini belirten hareketler yaptı. Odom pozisyonu zorladı ve kaçırdı alınan ribaundun sonunda fast break ile sayıyı atan ise KG oldu. O andan sonra Lamar oyuna kendini veremedi. Üçüncü maçın kazanılmasını sağlayan Kobe'nin direnişine Fisher ile birlikte Odom'un da destek vermesiydi. Odom bu şekilde devre dışı kalınca Bynum'ın da yokluğunda lakers çaresiz kaldı. Daha doğru bir ifade bütün yok Kobe'nin omuzlarına bindi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kobe Bryant yine çok büyük oynadı. takımı ne zaman tıkansa hemen sorumluluk aldı ve üstüste sayılar bularak Celtics'in vurup geçmesine engel oldu. Zor şutları çok iyi kullandı ama bu sefer gasol'un standart desteği dışında hiç destek gelmedi. Zamanla bütün savunmasını Kobe üzerine yoğunlaştıran Celtics, Kobe'nin yorulmasıyla ve Alenn'ın iyi savunmasıyla farkı açtı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-4268433717163127287?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4268433717163127287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4268433717163127287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/celtics-lakers-game-4.html' title='CELTİCS-LAKERS GAME 4'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBIhL__okYI/AAAAAAAAAC0/Gw1CXuBzbgA/s72-c/10_davis_nate.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-4981079293578719975</id><published>2010-06-10T19:38:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:28:20.513+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FUTBOL'/><title type='text'>SAMPDORİA vialli-mancini-cassano</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWOFV2xOI/AAAAAAAAACk/WH1QxQhl4aE/s1600/0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481186652694430946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWOFV2xOI/AAAAAAAAACk/WH1QxQhl4aE/s320/0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bir zamanlar italya ligini izlemek için perşembe gecelerini beklerdik. evde tek televizyon olduğu için avrupa'dan futbolu izlemek mücadele etmeyi gerektirirdi. o sırada diğer kanalda olacak o kadar olurdu. futbolu tercih etmeyenlerin espri anlayışları ortada. italya ligini izlerken, bir yandan bunlarda bir iki yok a b diye ligi sıralamışlar diye bakarken bir yandan kendi tuttuğumuz takımın özetini beklerdik. hollandalıları ve maldini ile milan, maradona ve saz arkadaşları careca, falcao ile napoli ve tabi vialli ile mancini'nin sürüklediği sampdoria. o sampdoria şahane bir takımdı. genç yaşından itibaren emektar muamelesi gören lombardo, futbolcu çıkartmalarının satıldığı paketlerin üçte birinden çıkan pietro vierchowod, lüle saçlarıyla golcü vialli, boynunda atkısı olmayan mancini.sonraki yıllarda değişmeyen tek şey olacak o kadar oldu. serie a değişti. napoli, sampdoria. genoa gibi ligin esasını oluşturan takımlar çaptan ya da kümeden düştüler. artık lig, yedi kız kardeşlerin ligiydi. cm'nin hayatımıza girdiği yıllarda italya liginin hükümdarları bu yedi kız kardeşti. tanrı brescia forması giyiyor olmasaydı serie a özetlerini beklememiz için bir sebep olmayacaktı. yedi kız kardeş rahat durmadı. kimisi kötü yola düştü, kimisi yanlış evlilikler yapıp iflasın eşiğine geldi. nihayetinde bu devranın yedi kız ile dönmeyeceği anlaşıldı. zaten tat tuz vermeyen italya ligi iyice cazibesini yitirdi. catfight bir yere kadar. ligin sallanması yeniden doğmasına olanak sağladı. ligin tadı olan, ligi güzel kılan napoli, genoa ve sampdoria ligde güçlenmeye başladılar.bu sırada sağa sola gül yollayarak, gül ya da kadın çetelesi tutan ve ederinden fazla değer verildiğini sandığım ya da değerini zahmet edip saha içinde göstermeyen her daim genç italyan kendisine yeni takım olarak sampdoria'yı seçti. ve evet artık italya liginin özetlerini izlemek için birden fazla sebep var. kimisi del piero'nun frikikleri için bekler kimisi ibrakadabra'nın hareketlerini söverek izlemek için kimi de cassano'lu sampdoria'yı izlemek için bekliyor. cassano'nun içinde olduğu özetlere doyulmuyor. klasik italyan on numaralarının daha hızlısı, daha seri hareket edeni. hareketli topa muhteşem vuruyor. oynadığı toptan keyif aldığı için takımını da oyuna sokuyor. sampdoria'ya gelişi kendisi için sığınacak bir liman ya da italya'nın en güzel kızları orada diye açıklanabilir ama bizim için anlamı yeniden italya ligini  beklemektir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWbEIJh1I/AAAAAAAAACs/Ubx9HTTMDyk/s1600/Sampdoria_Catania_2-3483493.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481186875706804050" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWbEIJh1I/AAAAAAAAACs/Ubx9HTTMDyk/s320/Sampdoria_Catania_2-3483493.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWbEIJh1I/AAAAAAAAACs/Ubx9HTTMDyk/s1600/Sampdoria_Catania_2-3483493.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-4981079293578719975?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4981079293578719975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4981079293578719975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/sampdoria-vialli-mancini-cassano.html' title='SAMPDORİA vialli-mancini-cassano'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TBEWOFV2xOI/AAAAAAAAACk/WH1QxQhl4aE/s72-c/0.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-4880785097667607872</id><published>2010-06-09T16:05:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:26:43.243+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>celtics-lakers game 3</title><content type='html'>Kobe bryant kainatın en iyi oyuncusu... Yetenek, hırs, azim, kararlılık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480765852157072738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 197px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-XgRLp1WI/AAAAAAAAACE/GgyTuhNe3hQ/s320/Kobe_Bryant_popsjersey1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İstatistiklere bakarsanız aldanırsınız... Daha doğrusu Kobe'nin performansını, yaptıklarını anlamak isteyenler için istatistikler yanıltıcı olur. Orada yazan; 29 şut denemesinin sadece 10 tanesini sokan bir adam. Oysa durum hiç de öyle değil. Kobe Bryant şut kullanmayı seçmedi bro şut kullanmak zorunda kaldı. Niyeti tek başına maçı almaya kasmak değil takımını ayağa kaldırmaktı. Gerçekten isteyerek zorlamadı. mal mal gaza gelmedi. Bunu anlamak için hadi ucundan şu sevmediğimiz istatistik kağıdına bakalım; bir top kaybı göreceksiniz. Bu kadar top kullanan bir adamın sadece bir top kaybı yapması durumu anlatıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  Kobe, takımın ayakta durabilmesi için gereken neyse onu yaptı. Lebron James'in Boston istatistikleri daha iyi olabilir ama o, Boston kritik bir yerde tokat attığı zaman takımının ayakta durmasını sağlayamıyordu, Kobe sağladı. üçüncü çeyrek boyunca Boston hayvan gibi savunma yaparken ve bütün Lakers oyuncuları hücumda araziye uyarken, top dahi kullanamıyorlardı, Kobe ayakta durdu. Birbirinden zor sayılar atarak takımının geçilmesine izin vermedi. Maç aslında orada kazanıldı. Kobe direnişi başlattı, bütün Lakers dökülürken takıma ilham verdi. Bakın ben burdayım, ayaktayım, bir adım bile geri atmıyorum, var mı peşimden gelen dediği zaman Fisher ve Odom peşinden geldi. Bu da yetmez Kobe'nin performansını tam olarak ifade etmeye zira hücumda Kobe gibiydi savunmada Kirilenko gibi. Her yere yetişti, üç blok yaptı, iki top çaldı. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  ve evet bize Michael Jordan'ı hatırlattı. Maçın bitmesine iki dakikadan daha az kalmışken rakibin en iyi oyuncusu olan power forvet Kevin Garnet'i durdurmak için yardıma gitti ve topu takımına kazandırdı. Jazz-Bulls, Malone-Jordan... O pozisyona benzer bir şey oldu. Bütün bunlar yetmiyor gibi maçın en çok emekle kazanılmış sayısına da vesile oldu. Boston'un aldım sandığı bir ribaundu önce çeldi sonra topu oyunda tuttu son olarak da asist yaptı&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-coLFW_rI/AAAAAAAAACc/9eu1FX2ZeZM/s1600/Charlotte%2BBobcats%2Bv%2BLos%2BAngeles%2BLakers%2B5qG5TqNH3yil.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480771485517151922" style="WIDTH: 246px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-coLFW_rI/AAAAAAAAACc/9eu1FX2ZeZM/s320/Charlotte%2BBobcats%2Bv%2BLos%2BAngeles%2BLakers%2B5qG5TqNH3yil.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Derek Fisher, Kobe'nin peşinden gitti ve bir gerçeği bir kez daha gözümüze soktu. Normal sezon NBA maçları, amerikan güreşi gibidir. Oyuncuların çoğu gerçekten maça takılmaz. Hele tecrübeli adamlar oralı olmaz ama basketbol söz konusu olduğu zaman gerçekten büyük olan oyuncular bir adım öne çıkar. Fisher, son çeyrekte kahramanca bir performans göstererek bu sene ilk kez verilecek olan en iyi MVP yancısı ödülüne göz kırptı.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-b4wMbuPI/AAAAAAAAACM/YMiuy9s9lTA/s1600/nba_ap_garnett_580.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480770670845212914" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-b4wMbuPI/AAAAAAAAACM/YMiuy9s9lTA/s320/nba_ap_garnett_580.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yenilen tarafına bakınca Garnet'e yazık oldu demeden geçemiyor insan. En iyi zamanlarındaki gibi oynadı, elinden geleni yaptı ama olmadı çünkü üç silahşörlerden ikisi bir türlü devreye giremedi. Geçen maç atari oyunlarındaki yanan oyuncu kıvamında olan Allen, bu maç tuş bozuk tam zamanında basamıyorum modundaydı. Maça kötü başlayan sonradan açılan Pierce ise faul problemi yüzünden tam olarak oyuna dahil olamadı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Geçen maç sahaya girip mola alarak maçın kazanılmasına bizzat katkı veren koç Doc Rivers bu maçta hata yaptı. Davis'in attığı sayıların büyüsüne kapılarak maçın sonuna kadar Perkins-Davis değişikliğini yapmadı. Fisher içeriye yüklendiği zaman karşısında Davis yerine Perkins'i bulsaydı yahut Gasol, Davis yerine Perkins üzerinden şut atmak zorunda kalsaydı, Lakers o kadar sayı üretemeyebilirdi. Eleştirebiliyoruz zira Boston atarak değil tutarak şampiyon olabilecek bir takım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-4880785097667607872?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4880785097667607872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/4880785097667607872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/celtics-lakers-game-3.html' title='celtics-lakers game 3'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA-XgRLp1WI/AAAAAAAAACE/GgyTuhNe3hQ/s72-c/Kobe_Bryant_popsjersey1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-6572153043682165759</id><published>2010-06-09T02:49:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:27:30.640+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA KUPASI'/><title type='text'>garrincha-dunga-ronaldinho</title><content type='html'>dunga, brezilya futbolunun dönüm noktasıdır. brezilya futbolu ikiye ayrılır. dunga'dan önce, dunga'dan sonra. bu ayrımın nedeni teknik adam dunga'dan önce oyuncu dunga'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;1950-1970 arası brezilya ve dünya futbolu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480565220138407698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7hB8q11xI/AAAAAAAAAAc/tWU4w__xrf8/s320/garrincha.jpg" border="0" /&gt; bildiğimiz güce, tempoya, fizik kalite, taktik disipline, kondüsyona dayalı futbol yani modern futbol henüz piyasada yoktu. hal böyle olunca daha yetenekli olanlar maçları kazanıyordu ve yetenek denilince akla ilk gelenler brezilyalılar oluyordu. can bartu'nun beraber yıllarca oynadığı sağ beki maç içinde pek görüşmedikleri için tanımadığı yıllardan bahsediyorum. bu dönem brezilya dünya kupalarını domine etti. üç kupa kazandı. son kazandığı finalde italya'yı yendikleri 1970 dünya kupasıydı. italya brezilya final oynuyor ve brezilya dört çekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;brezilya en yetenekli takımdı ve kazanmak için yetenekli olmak yetiyordu. (aman 54 dünya kupasının en yetenekli takımı olan macaristan duymasın) devir yetenekli oyuncuların devriydi. en iyi oyuncular alt alta yazılır ve bir on bir oluşturulurdu. garrincha, didi, vava, pele hatta pele'nin yedeği amarildo... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonuç; 12 senede kazanılan üç dünya kupası.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;1970-1994 arası brezilya ve dünya futbolu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7jnt5Nf4I/AAAAAAAAAAs/LnxZHqWvwiY/s1600/zico.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480568068030431106" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 292px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7jnt5Nf4I/AAAAAAAAAAs/LnxZHqWvwiY/s320/zico.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; beyaz adamın barutu bulması ve mertliğin bozulması gibi bir gelişme yaşandı. iş yeteneğe kalırsa brezilya'ye yenemeyeceğini anlayan ve futbola başka gözlerle bakmaya başlayan avrupalılar modern futbola ilk adımı attılar. almanlar taktik disiplin, fizik kondüsyon konusunda ilerlerken dünya hollanda sayesinde total futbol ile tanıştı. belirli bir sistem dahilinde sahaya yayılan ve bir bütün halinde hareket bir futbol takımı oldular. brezilya ise hala 70 öncesindeki dönemdeymiş gibi hareket etmeye devam ediyordu. pele'nin ve bazı ünlü futbolcuların da yer aldığı zafer kaçış filminde takım arkadaşları taktik konusunda konuşurken pele'nin topu bana verin ve ben herkesi çalımlayıp gol atayım hareketini hatırlayın. brezilya meseleye öyle yaklaşmaya devam ediyordu oysa işler değişmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1982 dünya kupası bu durumu çok net ifade etti. futbol otoriterlerine göre tarihin en yetenekli brezilya kadrosu başarısız olurken kupayı italya kazanıyordu. hani 12 sene önce brezilya'dan 4 yiyen italya. hani galip gelemeden gruptan çıkan italya. en yeteneklilerin kazandığı devir kapanmıştı artık, modern futbol vardı. socrates, eder, falcao, serginho, zico gibi devrinin en yetenekli oyuncuları bir araya gelmişti fakat elleri bomboş yüreklerinde bir sızıyla ülkelerine döndüler. hala en yetenekli onlardı ama artık yetenek tek başına yeterli olmuyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;madem öyle 86 dünya kupasını neden arjantin kazandı diyen olabilir. hatırlatalım. o arjantin bir savunma takımıydı. takım halinde katı ve disiplinli savunma yapan hücum için maradona'nın sırtına binen bir takımdı. şanslarına dünya tarihinin en iyi oyuncusu ellerindeydi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1990 brezilya için bardağı taşıran dünya kupası oldu. yine bir yetenek ve hücum takımı olarak katıldılar ve arjantin'e 1-0 yenilerek elendiler. doksan dakika sadece defans yapan arjantin, maradona'nın bir pası, canijya'nın bir koşusu ile maçı aldı kaçtı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;artık brezilya milli takımı yapılırken en yetenekli oyuncular alt alta yazılmayacaktı. 12 senede kazanılan üç şampiyonluktan bu yana 20 yıl geçmişti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;1994 brezilya ve değişim zamanı; kaptan carlos dunga.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7lnDYBnQI/AAAAAAAAAA0/EKCWUzi7f7Q/s1600/wm_team_bra_01_en.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480570255640206594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7lnDYBnQI/AAAAAAAAAA0/EKCWUzi7f7Q/s320/wm_team_bra_01_en.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; dunga, on yaş genç olsaydı bırakın brezilya milli takımının kaptanı olmasını brezilya milli takımının seçildiği oyuncu havuzuna bile giremezdi. 1982 kadrosu için akla bile gelmezdi. alex de souza yetmişli yıllarda futbol oynuyor olsaydı efsane olurdu deniyor ya dunga oynasaydı ek iş olarak kasaplık yapardı. futboldan para dahi kazanamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;oysa brezilya kaybetmekten bıkmıştı artık sadece kazanmak istiyorlardı. takımın başına carlos alberto parreira getirildi. parreira, dörtlü sağlam bir defans önlerinde bir ön libero ile önce gol yememeyi hedefleyen nasılsa yetenekli forvet oyuncularımız bir şekilde gol atar diye düşünen bir takım kurdu. futbolcu dunga, o takımın kaptanı ve omurgasıydı. o zamana kadar bir brezilya takımında ön libero pozisyonunun olacağını düşünmek kulağa delice gelirken artık takım, o pozisyonun üzerine kuruluydu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve evet brezilya tekrar dünya şampiyonuydu. modern futbol yetenek ile birleşti. finalde kimi yendiler dersiniz? elbette italya, yenemeseler de yenilmemeyi öğrenmişlerdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;1998 dünya kupası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;bu dünya kupası brezilya açısından iki özel duruma sahne oldu. birincisi daha iyi bir taktik ile sahaya yayılan fransa rakipleri olmuştu. daha iyi derken bir yerine iki ön libero kullanıyorlardı. ve daha önemli olan; izlediğim en iyi forvet oyuncusu olan ronaldo; o baskıyı kaldıramamıştı. brezilya halkı için dünya kupasını kazanmak doğal sonuçtur ve bunu beklerler. ronaldo başaramadı ve sonrasında kariyeri asla aynı seviyeye gelemedi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;2002 dünya kupası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;brezilya başarılı olurken takımda iki ön libero olduğunu söylememe gerek var mı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;2006 dünya kupası-brezilya ve sonrası&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7nY5SJYoI/AAAAAAAAAA8/kj1Nm533kms/s1600/_41836556_ron220.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480572211436282498" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7nY5SJYoI/AAAAAAAAAA8/kj1Nm533kms/s320/_41836556_ron220.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 2006 dünya kupasının ağır favorisi breziya idi. ronaldinho en iyi zamanını yaşıyordu, takım yıldızlar topluluğuydu ve elleri boş kaldı. yıldızlara dayalı sistem işe yaramadı. büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyordu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;o kupayı kazanan italya olmuştu. yine italya yine değişim ha. bunun üzerine brezilya 1994 dünya kupasını hatırladı. o takımın kaptanı olan dunga'ya sınırsız yetki verilerek eti senin kemiği bizim, istediğini al, istemediğini alma, ne yaparsan yap bize kupayı getir dendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;2010 dünya kupası kadrosu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;dunga'yı, geçmişini, oyunculuğunu ve kazanma isteğini düşününce çok da şaşırtmadı. çift ön libero için uygun adamlar; gilberto silva, kleberson, melo üçlüsünden ikisi. top rakipteyken alan savunması yapabilen topa sahipken elli metre tek top atabilen, oyunu süratlendiren bir oyuncu; elano. zaten ilk on biri yaparken alves'e göre maicon'u tercih etmesi de çok şey anlatıyor. ronaldinho, adriano gibi oyuncuları tercih etmeme sebebi malumunuz, yetenekliler ama taktik disiplin içinde olmaları, dunga sistemine uyum sağlamaları, tempoyu kaldırmaları zor . pato tercihi şaşırtıcı ama grafite ve fabiano gibi pivot santrafor özelliği olan oyuncuları tercih etmesi bize ipucu veriyor. bana kalsa kadroya alır hiç değilse işler sıkışınca oyuna alırdım ama belki de takım sahada oynarken sürekli kulübedeki yedeğin gündeme gelmesinden hoşlanmayan biridir. 2006 kupasındaki yıldız düzeninden tekrar takım düzenine geçiliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;brezilya bu dünya kupasında en iyi takım, en güzel futbol oynayan takım, en yetenekli oyuncuların olduğu takım olarak anılmak istemiyor istedikleri; dünya kupasını kazanan takım olarak anılmak. kulübedeki ismin bize söylediği bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7xQ6H3weI/AAAAAAAAAB8/ljkqzeHG1Gs/s1600/94dunga_5570.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480583069338943970" style="WIDTH: 180px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7xQ6H3weI/AAAAAAAAAB8/ljkqzeHG1Gs/s320/94dunga_5570.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-6572153043682165759?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6572153043682165759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/6572153043682165759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/garrincha-dunga-ronaldinho.html' title='garrincha-dunga-ronaldinho'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7hB8q11xI/AAAAAAAAAAc/tWU4w__xrf8/s72-c/garrincha.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3619279811349138184.post-2437561793453838551</id><published>2010-06-09T02:05:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T17:27:54.779+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FUTBOL'/><title type='text'>tardelli-inzaghi</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;seksen iki dünya kupası yalnızca italyan futbolu için değil italyan halkı için de çok önemlidir. futbol takımı, savaş sonrası ilk defa kupaya uzanırken italyan halkı da uzun yıllar sonra tek bir vücut haline gelmişti. bu beraberlik bir başka dünya kupasına, doksan dünya kupasına kadar devam edecekti. seksen iki dünya kupasına italya çok kötü başlamıştı ve çok ağır şekilde eleştiriliyordu. takım, bütün bunlara karşı birleşti ve gerçek bir takım oldu. yenilmez kabul edilen zico'lu brezilya ve maradona'lı arjantin'i geçerek finale, almanya karşısına çıktılar. finalde kupanın sahibi italya olurken golleri atanlardan biri beleşçiliği ile ünlü paolo rossi diğeri ise gol sevinciyle unutulmazlar arasına giren marco tardelli idi. tardelli, aklını kaybetmiş gibi, kendini kaybetmiş gibi, hayatın anlamını bulmuş gibi, hamamdan çıkan arşimet gibi ellerini yana açmış deli deli koşuyordu. italya şampiyon olmuştu ve tüm italya sokaklardaydı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;final maçını televizyondan izleyen iki kardeş; annelerinin, ailelerinin, tanıdıkları herkesin ilk defa hep beraber bu kadar mutlu olduklarını görmüşlerdi. üstündeki mavi formayla o şekilde koşan adam bütün kente mutluluk getirmişti. karar verdiler, futbolcu olacaklardı. aslında futbolcu olmak bile önemli değildi gol atmaları lazımdı. ikisi de iyi birer futbolcu olmasa golcü oldu.küçük olan kardeş, olayların farkında değildi. büyük olanın peşinden gidiyordu. büyük olanın ise oyun stili paolo rossi'ye benziyordu. gol attıktan sonra ise, golün öneminden, golün anlamından, golün sonuca etkisinden bağımsız olarak, tardelli gibi aklını kaybedip koşmaya başlıyor. her attığı golde, o dokuz yaşındaki çocuk stadyumu turluyor. o golü atınca bi yerlerde birilerinin çok mutlu olduğunu düşünüyor. nasıl lionel messi arjantin kahramanı olan diego maradona'nın attığı gollerin benzerini atıyorsa, inzaghi'de çocukluk kahramanlarını taklit etmeye devam ediyor.&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7QwL9-LnI/AAAAAAAAAAM/aPsCgLk6cig/s1600/tardelli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480547322821488242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7QwL9-LnI/AAAAAAAAAAM/aPsCgLk6cig/s320/tardelli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7TEq8M2hI/AAAAAAAAAAU/rAHEH5CJVow/s1600/filippo%2Binzaghi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480549873756199442" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 246px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7TEq8M2hI/AAAAAAAAAAU/rAHEH5CJVow/s320/filippo%2Binzaghi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3619279811349138184-2437561793453838551?l=rewlof.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2437561793453838551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3619279811349138184/posts/default/2437561793453838551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rewlof.blogspot.com/2010/06/tardelli-inzaghi.html' title='tardelli-inzaghi'/><author><name>rewlofweno</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06599410992914493543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N2qTJoS5IjY/TA7QwL9-LnI/AAAAAAAAAAM/aPsCgLk6cig/s72-c/tardelli.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
